Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yaya Geçitleri ve ''Zebra''lar

19.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

M. Şakir Fakılı

Ülkemizin trafiğinde gecikmiş ama önemli bir adım atıldı; otomobilin değil de insanın önceliğini esas alan bir düzenleme uzun yıllar sonra kabul edildi. Böylece kavşaklarda ve yaya geçitlerinde karşıdan karşıya geçenlere araçların durarak yol vermeleri kabul edildi.

Batı’da uzun yıllar önce şehir içi yollar yapılırken, kaldırımların genişliğinden ve yüksekliğinden tutun, yayaların şehir hayatında daha rahat dolaşabilmelerini sağlayacak trafik ışıklarına ve yaya geçitlerine kadar bütün altyapı çalışmalarında insanı temel alan anlayışa göre hareket edildi.

Bunun bilinciyle yetişmiş yayalar da Batı ülkelerinde canlarını koruyan yaya geçitlerine bir isim taktılar: “Zebra”.  Ülkemizde ancak hayvanat bahçelerinde rastlanabilen, bütün vücudunda pijama desenine benzeyen muntazam siyah-beyaz şeritler bulunan, at ve eşeğin akrabası olduğu halde ehlileştirilmemiş bu sevimli Afrika kökenli hayvanın trafikle ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz.

Bir Batı ülkesinin yurttaşı, Hamburg’da, Paris’te, Londra’da, Zürih’te, Zebra’nın sırtındaki gibi Beşiktaş’ın renkleri ile çizilmiş yaya geçidine adımını attığı anda, eğer bir otomobil de yaya geçidine girmiş ve geçit çizgilerini ihlal etmişse, vay o otomobildeki sürücünün haline! Batılı büyük olasılıkla sürücüye döner ve sadece “Zebra” der. Tabii bunu derken sürücüye sadece o alanın yaya geçidi olduğunu anımsatıyor da olabilir, fakat daha kötüsü, sürücüyü bu ehlileştirilmemiş yaratıklarla, zebralarla aynı sınıfa yerleştiriyor da olabilir.

Buna, Batı’da yüzyıllardır Aydınlanmanın etkileriyle yerleşmiş, insana saygıyı esas alan bir kuralın ihlali durumunda yine Batılılara özgü bir hicivle sergilenen bir tepkide diyebilirsiniz. Zira orada sürücülere daha ehliyet verilirken yayaların üstünlüğü öğretilir, yaya geçidinin bir tür “yaya egemenlik alanı” olduğu bilinci yerleştirilir, otomobilin zırhına bürünmenin sürücüye bir ayrıcalık tanımadığı kabul edilir. Sürücü de bu nedenle, uzaktan bir yayanın bu kutsal alana ayağını attığını görür görmez yavaşlar ve “Zebra”nın önüne geldiğinde tabir caizse “zınk” diye durur.

Bizde yıllar sonra bu kuralın “yaya önceliği” adı altında henüz yeni uygulanmaya başlandığını görüyoruz. Bu uygulamayı yetkili Bakanın bir kampanya ile başlatmasının, kuşkusuz bunun bütün toplum tarafından benimsenmesinde büyük yararları olacağını belirtmek gerekiyor.

Yayaların can güvenliği açısından bu kurala tüm sürücülerin uyması tabii ki çok önemli. Ülkemizde 2017 yılında trafik kazalarında yaşamını yitiren 7427 kişinin 1681’inin yayalar olduğunu düşünürsek, bu uygulamanın iyice yerleşmesinin önemi daha fazla ortaya çıkıyor.

Batı’da “zebra”lara alışmış yabancıları da Türkiye’ye geldiklerinde yaya geçitlerinde kazalarla burun buruna getiren bu eksikliğin giderilmesi kuşkusuz çok faydalı olacaktır.

Bizdeki duruma biraz daha yakından bakalım. Bizde “trafik canavarı”  kavramı boşuna ortaya çıkmamış; zira kendisinin de aslında bir yaya olduğunu unutan sürücü, otomobilin içine girdiğinde bambaşka bir kişiliğe bürünüyor, otomobilin kaportasını bir tür kendisini dokunulmaz kılan, dışa karşı koruyan bir zırh gibi görüyor.

Burada ister istemez, insanımızın aldığı temel eğitimin, kendini başkasının yerine koyabilme yetisi kazandırıp kazandırmadığı; sürücüleri saygılı, uygarca davranışlara yönlendirip yönlendirmediği soruları akla geliyor. Yayaların önceliğini ihlal eden bir sürücüye 488 lira ceza vermekle bu uygarlık kuralı topluma benimsetilebilecek mi, bunu göreceğiz. İnsanımız, ceza olduğu için mi yoksa insanlık bunu gerektirdiği için mi kurala uyacak?

Yine de uygulamanın başlaması en azından sevindirici bir gelişme, ama insana saygıyı,  kendini başkalarının yerine koyma gibi değerleri de temel eğitimin ayrılmaz bir parçası haline getirmek gerekiyor.

Biz de sıra “Zebra”ya gelinceye kadar, trafikte kurallara uymayan sürücülere kızgınlık anında yakıştırılan sıfat sayısında bir kıtlık yaşamadığımızdan, yaya önceliğine uymayan sürücülere dönüp “Zebra” diyenler herhalde olmayacaktır.

Kentlerimizin altyapısına baktığımızda, henüz yaya geçidi çizgileri çizilmemiş kavşakların, yolların çok olduğunu görürüz. Kimi kaldırımların yüksekliği de yaşlılara, çocuklara, hamile kadınlara uygun değildir. Bir mimarımızın, ülkelerin medeniyet düzeyinin kaldırımlarının yüksekliğiyle ters orantılı olduğunu söylediğini anımsıyorum. Yeni düzenlemede örneğin tali yoldan ana yola çıkmakta olan bir otomobil, eğer yola yaya geçidi çizilmemiş ise önceliği yayada değil de kendinde mi görecektir? Bu durumda yayaya yol vermek sürücünün nezaketine mi kalacaktır?

Bizde durum hatalı bir sürücüye “zebra” benzeri bir hicivle dersinin verilmesine henüz çok uzak bir gelecekte tanık olunacak gibi görünse de, hatta bu sıfat hiçbir zaman kullanılmasa da, yaya üstünlüğünün kabul edilmesi sayesinde, en azından yollarda insanlarımızın sosyalleşmesine ve uygarlığa doğru önemli bir adım atılmış olması memnuniyet vericidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ateizm Derneği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili bir açıklama yaptı.

Dün (22 Mart 2019 Cuma), sosyal medyaya bomba gibi düşen Senagalli bir yolcuya hakaretler eden taksici, darp edildi ve Taksiciler Kooperatifi'nden ihraç edildi.

Hakkında yakalama kararı olan ancak kendisinin bundan haberi olmayan Ayşenur Arslan, Eskişehir'de gözaltına alındı.

Deprem kuşağında bulunan Türkiye'deki tüm binalar için deprem kimliği oluşturulması önerildi. Tektaş Kentsel Dönüşüm Uzmanı Hakan Çatalkaya, Türkiye'de çok fazla depre...

Söz konusu İngilizce olduğunda en sık duyduğumuz cümle hiç kuşkusuz ki ‘İngilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum’ oluyor. Bu cümlenin yaygın olmasının en önemli sebebi ...

Türkiye’deki cinsiyete göre işveren olarak çalışanların dağılımı belli olurken, bu rakam 2017 yılı itibarıyla kadınlarda yüzde 8, 8 olarak görüldü.

Dünyada su kaynaklarının miktarı sabit, nüfus ise her geçen gün biraz daha artıyor. Tarımda, enerji üretiminde ve günlük kullanımda harcanan sular, arz ve talep arasın...

Yazarlar
Website Security Test