Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: “CHP Kurultayı Pirus zaferini hatırlatıyor!”

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye gündeminin ilk sıralarında yer alan CHP Kurultayı ve Zeytin Dalı Harekatı konuları ile ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – CHP Kurultayı’na “genel olarak” bakışınız nedir?

Beklenen oldu. Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa yeniden seçilmesi sürpriz olmadı. Muharrem İnce'nin konuşmasında bazı saptamalar ilginçti ancak aynı tonda devam edemedi. Çok berrak bir şekilde Kılıçdaroğlu'nu zayıflatacak bir çizgi çekemedi. Ancak öte yandan Kılıçdaroğlu'nu genel başkanlık için aday gösteren bin 100 civarındaki delegeden 300 kadarının genel başkanlık oylamasında İnce lehine oy kullanması çok dikkat çekiciydi. Sandıklara bakıldığında da sadece milletvekillerinin oy kullandığı 3 numaralı sandıktan İnce'ye 15 oy çıktı. Yine kısmen milletvekillerinin yer aldığı 2 ve 4 numaralı sandıklardan da İnce'ye toplam 31 oy çıktı. Bunların kaçının milletvekili olduğu belli değil ve sonuçta bu sadece bir genel başkanlık oylaması ancak görünen o ki, İnce istese ve 'Parti'den ayrılıyorum' dese 20 milletvekili ile Meclis'te bir grup oluşturabilecek sayıya ulaşmış oluyor. Tabii teknik detayları tam olarak bilemiyorum ama bu durumda başka bir partiye, örneğin DSP'ye geçse, bu partinin Meclis'te bir grubu olabilecek. Sanırım, cumhurbaşkanlığına aday olmak istediği ve bunun için 15 milyon liralık noter masrafıyla 100 bin imza toplaması gerektiği bilinen İnce, bu yolla çok daha kolay bir şekilde cumhurbaşkanlığına aday olabilir. CHP'deki kutuplaşma ortada. Bu zamana kadar, Atatürkçü çizgideki CHP ile bu CHP'nin ideolojisinden kopmaya dönük 'yeni CHP' kutuplaşmasını Kılıçdaroğlu pek dikkate alıyor gözükmüyordu. Bu algıyı değiştirecek adımlar atmadı. En basiti, bu kutuplaşmada 'yeni CHP'ye bir denge getirebilecek Aylin Nazlıaka'yı tekrar partiye almıyor. Atatürkçü isimleri vitrine taşımıyor. Ancak bundan sonra, özellikle İnce ekibinin 7 ay sonraki tüzük kurultayını, genel başkan seçimli kurultaya dönüştürme hamlesinin bir sonuç vermemesi halinde, bu kutuplaşma CHP açısından bir bölünmeye doğru ilerler mi, izlemek gerek.

GÖZLEM – Genel Başkan dahil, parti yönetiminde “büyük değişiklik” görünmedi; bu durum CHP’nin lehine mi, aleyhine mi oldu?

CHP'nin en büyük sorunu ülke yönetimine geldiğinde hangi politikaları uygulayacağına dönük üstünde ciddi ve etkili şekilde durduğu bir söylem, program geliştirememiş olması. Kılıçdaroğlu gündeme göre tepki verme yolunu tercih ediyor. 'CHP'nin ana karakteri ne olmalı?' sorusunun cevabını da ortaya koymuyorlar. Örneğin şu zamandaki en önemli konu yargı. Kılıçdaroğlu o kadar yürüdü. Ama bu konuyu bile yeterince gündeme getiremiyorlar. Gündemde tutamıyorlar. Bu yeni ekipte de bu açıdan farklılık getirecek bir yapı göremiyorum. Son dönemde Kılıçdaroğlu'nun en önemli hatası Erdoğan ve yakınlarını suçladığı MAN adası belgeleri iddialarının devamını getirememesi oldu. Bu belgelerin doğruluğunu dünya çapında kanıtlayacak, sözüne güvenilir uluslararası bir kuruluştan buna dönük gerekli onayı almadı. Bu münferit olay bile kadrosunun tam olarak yetkin olmadığının bir kanıtı olarak gözüküyor.

GÖZLEM – “49 mükerrer imza” olayı konusundaki görüşünüz?

Tuhaf bir durum. İnce'yi genel başkanlığa aday gösteren delege sayısı 165 iken bunların 49'unun Kılıçdaroğlu'nu aday gösteren delegeler arasında da bulunması, buna karşın Genel Başkanlık oylamasında İnce'ye 454 oy çıkması; CHP'nin delegelerinin bu kadar basit konuda gösterdikleri tutuma işaret etmesi açısından ilginç. Muhtemelen bu 49 delege de dahil yaklaşık 350 delege hem Kılıçdaroğlu'nu aday göstermiş, hem de İnce'ye oy vermiş. Herhalde siyasi kaygılarından dolayı baştan İnce'ye oy vereceklerini açık etmek istememiş olsalar gerek.

GÖZLEM – Genel Başkan adayı Muharrem İnce, hem “49 mükerrer imza”, hem “kurultay öncesi baskılar”, hem “kurultay süreci ve sonrası için” ağır eleştirilerde, hatta suçlamalarda bulundu, yorumunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu pek çok değişik şekilde eleştirilebilir. Ama genel başkanlık seçimi veya başka bir konuda demokratik bir şekilde hareket etmemekle, delegeler üstünde demokratik olmayacak şekilde baskı kurmakla suçlanamaz. Buna ihtimal vermiyorum.

GÖZLEM –  İnce, “İmza sayısı kadar oy alamayan bir genel başkan, halktan nasıl oy alacak” diye sordu, ne diyorsunuz, “haklı” mı?

Kılıçdaroğlu'nun Kurultay öncesi il kongrelerinde delege yapısını nispeten büyük ölçüde istediği gibi belirlediği yönündeki algıya karşın, kendisine karşı bu kadar çok oy çıkması tabii Parti'de hâlâ tam olarak benimsenmediğini, Parti'de bir memnuniyetsizlik olduğunu gösteriyor. Bu zaten CHP'nin esas ideolojisi ile 'yeni CHP' arasındaki kutuplaşmayla da ortaya çıktı. Öte yandan bana göre Kılıçdaroğlu'nun her halûkarda İnce'den çok daha fazla oy alması gerekirdi. İnce'yi de dinledim, her ikisinin de eleştirilecek tarafları var ama İnce'nin Kılıçdaroğlu'na tercih edilmesini gerektirecek açık bir görüntü yok; ideolojik, taktik, ağırlık gibi konular açısından da bakıldığında. İbrenin Kılıçdaroğlu'ndan yana olmasında özellikle 'Adalet' yürüyüşü başarısını da dikkate almak lazım. Yargı olmadan demokrasi olmaz. Kılıçdaroğlu bunu biliyor ama buna yeterince dikkat çekemiyor.

GÖZLEM – İnce, “Mutlu bir azınlık partiyi ele geçirdi” açıklamasını da yaptı; ne diyorsunuz?

İnce'nin bu ifadesi 'Pirus Zaferi' tanımlamasını akla getiriyor. Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer. Kazanılan zaferin verilen kayıplardan sonra anlamsız hâle gelmesini ifade eder. Kılıçdaroğlu evet kazandı ama CHP'de bir kutuplaşma var ve iki taraf için de alınan sonuç, gelecek düşünüldüğünde tatminkâr değil. Ve kimsenin zafer kazandığını da vurgulamıyor. Öte yandan Yılmaz Özdil'in de köşesinde dikkat çektiği gibi, CHP'nin illerdeki delege sayısı ile o illerde aldığı genel seçim oyları arasında ters bir ilişki olması, hakikaten de mevcut yönetimin CHP tabanını ve seçmenini ne kadar temsil ettiği sorusunu gündeme getiriyor.

GÖZLEM – “Muharrem İnce’nin Parti Meclisi listesinde bulunan Sinan Çiftçi’nin AKP’li Burhan Kuzu’nun danışmanı olduğu” iddiası ortaya atıldı. Sinan Çiftçi, bu iddialara çok sert cevaplar verirken, “Burhan Hoca’ya vefa borcumu sosyal medya danışmanlığı ile ödüyorum. Önemli olaylarda kendisine bilgi veriyorum. Olay bundan ibarettir” tweetini atmış. Yorumunuz?

Muharrem İnce'nin bu durumdan haberi mi yoktu, yoksa bilerek, bu kişinin işine yarayacağını düşünerek mi böyle bir adım attı, bilemiyorum. Ancak Çiftçinin savunması doğru olsa bile, bu 'Özürü kabahatinden büyük' deyimini hatırlatıyor. AKP'li Kuzu'ya danışmanlık yapan birisinin CHP yönetimine girmesi ne kadar kabul edilebilir?

GÖZLEM – Erdoğan ve AKP’yi destekleyen basın, genelde Muharrem İnce’den yana yayınlar yaptı; sizce sebebi ne olabilir?

Erdoğan'ın hedefi tabii ki Kılıçdaroğlu. Çok basit. Onu yıpratabileceği kadar yıpratma taktiği uyguluyorlar. İnce'nin henüz Erdoğan için tehlike oluşturması söz konusu değil.

GÖZLEM – Afrin’deki harekatı nasıl değerlendiriyorsunuz; harekat kırsalda sürüyor ve daha “sokak çatışmalarının yaşanacağı” Afrin merkezine gelinmedi, cephede şehit sayısı artıyor, Kilis ve Reyhanlı’ya atılan roketlerle bir çok vatandaşımız öldü ve yaralandı. Görüşünüz?

Bu korkunç bir şey. Bir ilini, bir ilçeni yıllardır koruyamıyorsun. Üstelik bunca teknolojik gelişmeye rağmen. Bu kabul edilebilir değil. Öte yandan böyle bir operasyonda şehit vermek kaçınılmaz. Ancak burada iki çok önemli konu var. Birincisi; en azından kendi toprağımızda oturup beklerken şehit vermektense, eğer öyleyse doğru bir amaç için, 'terörü bitirmek' için yapılan bir operasyonda şehit verilmesi çok daha kabul edilebilir. En azından hakikaten anlamlı bir amaç için şehit veriliyor olunur. Eğer hedef hakikaten buysa. Tabii eğer hedef terörü bitirmekse, niçin PKK'nın merkezi olan Kandil ya da Sincar'a harekat yapılmıyor? Bu başlı başına çok önemli soru. Bunu ayrıca düşünmek lazım. Öte yandan ikinci önemli konu ise bir amaç uğruna bu kadar can kaybı verilirken, Erdoğan'ın geçen yaptığı bir konuşmada "... 25 kadar şehidimiz var" demesi insanın tüylerini diken diken ediyor. Kendisinin cumhurbaşkanı olarak tam olarak kaç şehit olduğunu hiç şüphesiz bilmesi gerekir ama fazladan bir kişi, bir vatan evladı ölmüş ölmemiş, bu konuya hiç önem vermediğini göstermesi açısından bu ifadeleri ibret verici. Sanki bir eksik, bir fazla pek umurunda değil, ifadeleri böyle bir intiba veriyor. 

GÖZLEM – İçte ve dışta askeri uzmanlar “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, bu hava ve tabiat koşullarında ‘mükemmel bir süpürme harekatı’ yaptığını ve sona yaklaştığını” belirtiyorlar; sizin görüşünüz?

Harekat mümkün olduğunca mükemmele yakın olabilir. Bu, karşı taraftan yansıyan haberlerden de anlaşılıyor. Ancak özellikle hedefte hâlâ Münbiç ve hatta Fırat'ın Doğu'sundaki ABD'nin bulunduğu alan varken bu harekatın sona yaklaştığını söylemek mümkün değil.

GÖZLEM – Bu arada İdlip’te “rejim muhalifleri” bir Rus uçağını düşürdüler. Ruslar, Afrin’in güneyinde, Esad Rejimi’nin büyük ölçüde toprak hakimiyeti sağlamasına destek veriyor, Afrin’in güney sınırına hava ve kara savunma ve saldırı silahları yığmasını seyrediyor. Tam bir “Nerede kim kimden yana, kim kime karşı” bir durum var; bu karmaşık durum, nasıl sonuçlanacak, sizce?

Bu Rus uçağının düşürülmesi olayı, herhalde, ÖSO denilen yarı paralı, yarı şeriatçı örgüte Türkiye'nin tam olarak hâkim olamadığının göstergesi olsa gerek.

 

GÖZLEM – Yerli ve yabancı gazetecilerin katıldığı basın toplantısında konuşan İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Afrin harekâtına ilişkin sorulan soruya, “Her ülke karşı ülke devletinin izni olmadan başkasının topraklarına girerse biz prensip olarak bunu kabul etmeyiz. İsteğimiz bu operasyonun bir an önce son bulmasıdır" dedi. ABD’nin ve AB’nin tutumları ortada. Türkiye “Suriye olayında” yalnızlaşıyor mu?..

Türkiye çok açık bir strateji hatası yapıyor. Erdoğan Esad ile anlaşmamakta direndiği için, başka ülkenin toprağında operasyon yapıyor görüntüsüyle gittikçe yalnızlaşıyor. Oysa Türkiye Suriye ile anlaşsa, el ele onlar güneyden, biz kuzeyden terör örgütünün Suriye'deki varlığı yok olacak noktaya gelir. ABD'nin de durumu çok zora düşer.

GÖZLEM – Pentagon Sözcüsü Eric Pahon, “Türklerin Afrin’den Menbiç’e geçmeyeceğini umuyoruz. Menbiç’ten çekilme planımız yok. PKK, ABD için yabancı bir terör örgütüdür. Ne PKK’yı ne de onunla aynı hizadakileri destekliyoruz. Bizim birlikte savaştıklarımız güvenlik taramasından geçmiş Suriye muhalefetinin üyeleri. Eğer bu birimler IŞİD dışında bir şeye odaklanmaya karar verirlerse– ki, bu Türkiye de olabilir, rejim (Esad) de olabilir – destekleri kesilir” dedi. Bu sözler sizce ne anlama geliyor?

ABD'nın Suriye'deki politikasını belli eden bir ifade tarzı bu. ABD'nin burada desteklediği PKK'nın Suriye uzantısı YPG/PYD. ABD'nin hâlâ göz göre göre, bunlara sağladığı yardıma, bunların Türkiye'yi hedef almasına rağmen, sanki böyle bir örgüt yokmuş gibi yaptığı bu ve benzeri açıklamalar, bu örgüte yardımı kesmeyeceklerine, buradaki politikasının devam edeceğine dönük göstergelerdir.

GÖZLEM –   Hollanda Ankara Büyükelçisini geri çekti. Kıta Avrupa’sında ABD’nin en sadık destekçisi olan bu ülkenin büyükelçisini geri çekmesi nasıl yorumlanabilir?..

AB'de Almanya ve Avusturya'yla ilişkiler düzeliyor gibi görünürken, Hollanda'nın elçisini geri çekmesi, Türkiye'nin politikalarından mutlu olmadığının açık bir ifadesi. AB ile ilişkileri düzeltmek isterken Türkiye açısından olumsuz bir gelişme.

GÖZLEM – Galatasaray Lisesinde okudunuz, faal sporcu, teknik adam ve spor yazarı olarak sporu ve Galatasaray’ı uzun yıllar izlediniz. Galatasaray ve yönetimdeki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?..

Yeni yönetimin ilkbaharda tekrar seçimli bir kurultay yapacak olması, bugün yaşananların eğer gerekirse en azından yakın zamanda telafi edilebileceğini göstermesi açısından önemli. Bunun ötesinde Fatih Terim'in gelişi bir heyecan yarattı. Ne kadar zamanda sonuç alınır bilemiyorum ama Galatasaray'ın yönetiminin Fatih Terim'in istediği gibi şekilleneceğini, onun etkisinin artacağını düşünüyorum. Keşke Lise'den yetişenlerin ilgisi de kesilmese...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük burç yorumları. 12 Aralık Çarşamba, günlük astroloji yazıları. Tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak,...

11 Aralık Salı günlük burç yorumları. Günlük astroloji ve burç yazıları. 11 Aralık Salı.

Yazarlar
Website Security Test