Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Diş hekimleri ne yapar?

11.3.2014
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Ekonomi Muhabirleri Derneği yöneticisi arkadaşımı iki gün aradıktan sonra buldum.

Ona bir nasihatte bulunmak istedim.

“Sen sen ol, kesinlikle hiç kimseyi methetme!” dedim.

“Sadece herhangi bir konuda fikrini sorduklarında, söylersin!” dedim.

Zaten benim için önemli olan şüphedir.

Bir söylediğim de, “Beni sevmesinler, korksunlar!” derim.

Çünkü Almanca öğretmenim Muharrem Taşçılar, “Sevgi korkudan meydana gelir!” demişti.

Ben de buna inananlardanım…

Dikkat edin bakın sevdiğiniz kişiler mutlaka sizden güçlüdür.

Bilek olarak da, mevki olarak da, maddi olarak da…

Mevki ile birlikte sevgi de ortadan kalkar…

Mücadele ettim!

Yılbaşı öncesinde Türkiye Kamu Hastanesi Kurumu, İzmir Güney Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı, İzmir Eğitim Diş Hastanesi Başhekimi (Yeni adıyla hastane yöneticisi) Doç. Dr. M. Sinan Evcil ile uzun bir mücadele sonrası tanıştım.

Hatta “Vatandaşla görüşmekten neden çekiniyorsun, sakladığın bir sırrın mı var?” demiştim.

Yoğunluğunu ve sekreterinin azizliğine uğradığımı anladım.

Bu arada Başhekim Yardımcısı Dr. Ümit Candan Hanımla da tanışmış oldum.

O da beni bir başka diş hekimi Dr. Ebru Ekmekçi ile tanıştırdı.

Yukarıdakiler ile aşağıdakiler!

Başhekim Doç. Dr. Sinan Evcil ile yardımcısı Dr. Ümit Candan Hanım sayesinde Dr. Ebru Ekmekçi benimle ilgilendi.

Ama ilgisinin “insan sevgisinden” çok , “korkudan oluşan” bir yardımseverlik duygusu olduğunu sonradan anladım.

Birçok kişi işinden başka bir şey düşünmez.

Çünkü geçimini bu yolla sağladığı gibi evindeki düzeninin de bu sayede yürütür.

Her gülümseyeni yanlış anlayabilirsin.

Her gördüğün sakallıyı deden sanma, gibi!

Dişleriniz sağlıklıysa gülümsemekten çekinmeyin

Dr. Ebru Ekmekçi bana gülümserken, “Ne güzel!” diye düşünmüştüm…

Muayene koltuğuna her oturanın kalbi korkudan “güm güm!” atarken, o seni teselli ediyor…

Hatta birkaç arkadaşıma bu bayan doktor için methiye bile düzdüm…

Ama kazın ayağı öyle değilmiş…

“Sağlam!” dedi, ama öyle mi?

Dişlerimi muayene ederken, “sol taraftaki dişim sızlıyor!” dedim.

Birkaç dişime elindeki pense gibi şeyle birkaç kez vurdu…

“Bu mu?”

“Yoksa bu mu?” diye sordu…

Bir şey hissetmediğim için “hayır!” dedim.

O da, Önemli bir şey yok… İleride röntgen çektirir bakarız!” dedi.

O an için, “Neden şimdi değil?” diye soramadım…

Bir bildiği vardır, diye geçirdim içimden…

Dr. Ümit Hanım boşuna çabalıyor!

Bir başka gün gittim…

Kapısında onlarca kişi bekledim…

“İyim var!” deyince, koridorda tesadüfen Dr. Ümit Candan hanım gördü ve mesaisi bitip gitmek üzere olan bir arkadaşından rica ederek sorunumu çözdü.

Duymuşsunuzdur; Tıp doktorları ile diş hekimleri arasında yıllardır ezeli bir rekabet vardır. 

Tıpkı mimarlar ile inşaat mühendisleri arasında olduğu gibi.

Ya da endüstriler tasarımcısı ile endüstri mühendisleri arasındaki tatlı rekabet gibi…

Diş hekimleri mücadeleyi kazandı ve adlarının başına takı olarak “Dr.” Yi kullanmaya başladı. Daha önce “Dt.” rumuzunu kullanıyorlardı. Ondan ben de halkın kısaca “dişçi” olarak tanımladığı Ebru Ekmekçi’nin başına sıfatını belirtmek için biraz da göğsünü kabartmak için “Dr.” yi ekledim.

Yılbaşında bu yana iki kez yanına uğradım, tabii ki sıramı bekledim ve de iki dakikalık muayene sonrası ileri tarih için randevu verdi. Gerekçe diş etimin birisindeki şişkinlik…

Ben farkında değilim söylediği bu!

İnandım.

Günlerce boşuna bekledim…

Nihayet son randevu tarihi ise 11 Mart 2014 Salı günü saat 14.00 idi.

Yemek saatimi buna göre ayarladım ve kalbim çarpa çarpa “Bana ne yapacak?” diye düşünerek Konak’taki İzmir Eğitim Diş Hastanesi’ne giderken yolda Hasan Tahsin ile Mahir Dinç’e de rastladım.

Moral vereceklerine, “ıııı” gibi tuhaf bir ses çıkardılar.

Ve gittim, sekreter hanıma elimdeki randevu kağıdını verdim…

Beklememi söylediler…

Biraz sonra anons ettiler ve “Telefon numaranızı verir misiniz?” diye sordular…

Yazdırdıktan sonra, “Doktor Ebru Ekmekçi izinli!” dediler…

Başımdan kaynar su döküldü…

Zaten sabahtan itibaren zor bir gün yaşamıştım, neredeyse üç ay dolacaktı ve doktor yoktu…

Herhalde kış iznini kullanıyordu?

Belki Uludağ’a kayak yapmaya gitmişti…

Belki de Avrupa’daydı…

Ne bileyim ben?

Bildiğim onlarca kişi aldatıldığımdı…

Birisi “Kadın millleti böyle güvenilmez!” dediğinde “Sen ne diyorsun?” diyerek tartıştığımı anımsıyorum…

Ama bu güne kadar derdime bir çare bulunmamıştı…

Hatta bir ara bana bir doktorun, “Maşallah işin çok hızlı gidiyor!” gibisinden bir söz etmişti…

Sıfır sıfır elde var sıfır…

Hastaneler, hastanelik durumda!

Hani “Hastanelerde her şey düzeldi!” diyenler var ya, sakın inanmayın…

Yalanın kuyruklusu bu…

Muhalefetin yerine olsam hastaneleri ziyaret eder, rezaletleri görürdüm…

Bir hastaya beş on dakika ayıran, “Bugün git yarın gel!” diyen zihniyeti…

Hep söyledikleri şu:

“Randevulu hastam var!”

Karanlık Ömer’den…

Beni bulamadıkları için, “Gelme!” diyememişler…

Bu da yalan!

Bir zamanlar “gece sekreteri” Ömer isminde Karşıyakalı bir arkadaşımız vardı. 

Alaybey’de annesi ile yaşıyordu.

Bir gün, “Üniversiteyi bitirdim ama yaptığım iş iş değil!” diyerek, akıl almaz bir davranış sergileyerek uzun yol gemilerine miço olarak girdi. Afrika’dan Amerika’ya kadar gitti.

Sonunda Japonya’da evlendi.

Kızıyla birlikte ziyaretimize geldiğinde bir iddiaya girdik.

Tokyo’dan zarfın üzerinde “Yaşar Eyice- Türkiye” yazılı bir mektup attı.

İnanılacak gibi değil ama bu mektup geldi İzmir’de beni buldu…

Hatta haberini bile yapmıştık!

PTT’nin başarısını ele almıştık…

Adamlar bizi dünyanın diğer ucundan buluyorlar, bizim hastanelerimizde ise “Kusura bakmayın, sizi bulamadık!” deniliyor…

Hemen her birimde de en azından ikişer sekreter ve görevli bulunuyor…

Bu konuda ya da sektörde birkaç akıllı ve iş bitiriciye rastladım.

Örneğin; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın özel kalemindeki sekreterlere…

“Vatandaş, emekli Yaşar Eyice!” olarak randevu istedim.

İnternetten beni indirmişler…

Neredeyse nefes alışımı, isteklerimi, doğrularımı yanlışlarımı rapor haline getirip Rektöre vermişler.

Leb demeden ne diyeceğimi biliyordu görüşmemizde Rektör Prof. Dr. Candeğer Yılmaz hocamız…

Prof. Dr. Attila Sirkü için de aynı sözleri edebilirim.

Yani Dr. Ebru Ekmekçi de, birlikte çalıştıkları da, işin kolayına kaçıyorlar, “Sizi bulamadık, haberdar edemedik!” diye…

Hasta haklarındaki görevli

Önce Başhekim Doç. Dr. M. Sinan Evcil ile görüşmek istedim.

Kapıdaki görevli “Hasta haklarına” yönlendirdi.

Gittim…

İki hanımdan başı açık olana, “Doktor Ebru Ekmekçi Hanım, randevu vermesine rağmen yoktu. Bir başka Doktor, ‘Beklerseniz, sizinle ilgilenirim!’ dedi. Benim beklemeye ve aldatılmaya tahammülüm yok. Bu yüzden, benimle ilgilenecek bir başka doktor olabilir mi?” dedim.

Beni başvuru kısmına, “Kesinlikle o bölümden bir hekim istemiyor!” diyerek gönderdi. 

Bu kez iyice yavaş çalışan bigisayarın gönlünün olmasını bekledim.

Zaten önümde iki de hasta vardı…

Sonuçta; Dr. Fulya Saltık’a gönderdi…

İkinci katta koridorun başında Dr. Ebru Ekmekçi’nin bulunduğu klinik, en sonunda ise Dr. Fulya Saltık’ın bulunduğu klinik var…

Kesseniz birbirlerini duymazlar…

Ohh be, artık yüzünü bile görmek istemediğin Dr. Ebru Ekmekçi ile birlikte çalıştıklarından uzakta olacaktım…

Sanki, İzmir’de dişi sağlıklı olan kalmamış

Ama orada da o kadar hasta vardı ki, anlatacak sözcük bulamıyorum…

Bir de üst yöneticiler ya da politikacılar nasıl da buralara yolu düşmeyenleri aldatıyorlar…

Doktorlar içeride tembel işçiler gibi bir hastaya bakıp arkasından sigara mı tüttürüyorlar bilemiyorum…

Ama istatistiklere bakarsınız, onlarca hasta ile ilgileniyorlar…

Birisi istatistikler için; “Bilimsel yalan” veya “Yalanın bilimi!” gibisinden bir şeyler söylemişti…

Onu bunu bilmem ama politikacılar için “yalancı!” diyebilirim…

Politikacı dedim aklıma Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan geldi.

Dr. Hakan Tartan daha dün akşam açıkladı:

“Tekrar seçilirsem ilk işim her semte diş klinikleri açmak olacak!” 

Bornova değil de Konak’ta oy kullanıyor olsaydım,  bu sinir ve kızgınlık içinde “Oyum Hakan Tartan’ın” derdim.

Valiyi suçluyorlar ama

Kaç gündür, “Sorumlular bulunsun, hesap versin!” diye bağıran Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan gibi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, İzmir Valisi Mustafa Toprak’a “Görevini yapmadığı için” çatıp duruyor.

İzmir’de belki de ilk kez bir belediye başkanı bir valiyi açık seçik suçluyor.

Akıl alacak gibi değil!

Ben bu nedenle, İzmir Valisi Mustafa Toprak’a değil de, “sağlık”tan sorumlu Vali Yardımcısı için “Nerelerde?” diye soruyorum…

Gelsin de hastanenin çalışmayan, ya da “kaplumbağa” hızındaki bilgisayarlarını görsün…

Eli çenesinde bekleyen yaşlılarımızı, çocuklarımızı, kadınlarımızı, özetle insanımızın çektiği sıkıntıya ortak olsun…

Sevgi ve kucaklama pPankartla olmaz…

İzmir Eğitim Dış Hastanesi’nin hemen her köşesine “Doktorunuzu sahiplenin!” gibisinden pankartlar asılmış…

Bu güzel de!

Bir de “Hastanın sorununu hemen çözün!” gibisinden yazıları da sözünde durmayan doktorlara imzalatsalar ya!

Dr. Fulya bana acıdı

Yine “Hasta hakları” sayesinde Dr. Fulya Saltık’a ulaştım…

Araya beni sıkıştırdı, mayıs veya Haziran ayı için gün verebileceğini belirtti.

Bin bir rica ile dişimin ağrıdığını bir kez de kendisinin muayene etmesini diledim.

Halime acıdı ve ağzımı açtırdı…

O ne?

Meslektaşı Ebru Ekmekçi’nin “sağlam” dediği ağzımda, sol alt köşedeki diş hem çürümüş, hem de sallanıyormuş…

“Acil” yazarak röntgene gönderdi…

Bir kalabalık ki nasıl anlatacağım?

Ama elektronik sıra numara toru bir türlü değişmiyor…

Yanımdaki iki hanım birisini çekiştiriyordu…

Biri dayanamayarak, “Neden bize sıra gelmiyor?” diye sorunca, “Araya beş altı kişi girdi!”  yanıtını aldı.

Ben de “Hadi bir iki kişi olur da, o kadar çok kişi fazla olmuyor mu?” diyerek, diş hekimi Dr.Fulya Saltık’ın hastane formu üzerine yazdığı “acil” notunu gösterdim.

Baktım diğer iki hanımın formları üzerinde de doktorları tarafından “acil” notu yazılmıştı.

Demek ki, doktorlar işin yürümesi için bu çareyi bulmuşlar.

Röntgenciler de, “özel hastalar!” nedeniyle bunu dikkate almıyordu…

Baktım bana sıra gelmeyecek, “Ben de bir torpil bulayım!” diyerek hastaneden ayrıldım…

A.Ü.’yü örnek alsınlar

Daha bugün yani Konak’taki İzmir eğitim Diş Hastanesi’ne gitmeden önce Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. M. Okan Akçam ile Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan’dan, Ankara7da gerçekleştirilen bir ilki öğrendim.

Ülkemizdeki diş hekimliği fakülteleri içinde ilk acil servis Ankara Üniversitesi’nde açılmıştı.

Üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi' nde, hafta içi 17:00-08:00 saatleri arasında, hafta sonları ise 24 saat boyunca hizmet verecek Acil Diş Kliniği 13 Ocak 2014 tarihinden itibaren hizmet vermeye başlamış.

Ankara Üniversitesi'nin 'yenilikçilik' özelliğinin bir göstergesi olan Acil Kliniği ile ilgili bilgiyi Dekan Prof. Dr. Gürkan Gür’den de öğrendim.

Dekan Prof. Dr. Gürkan Gür, hepimizin bildiği gibi, “En kötü ağrılar diş ve böbrek ağrılarıdır. Bu ağrılar insanın tahammül sınırlarını zorlar ve insanlar gecenin bir yarısında hekim aramaya başlarlar. Başınıza böyle bir ağrı geldiği zaman müracaat edebileceğiniz birimler/servisler son derece sınırlıdır. Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bir markadır. Marka değerimizi korumak ve geliştirebilmek için yenilikçi uygulamalara ihtiyacımız var. Bu uygulamalar Diş Hekimliği Fakültesi'nin marka değerini oluşturuyor. Nasıl ki Türkiye'nin ilk Diş hekimliği Fakültesi yataklı servisini açtıysak, ülkemizin ilk acil diş servisini de Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi açmış oluyor.” dedi.

İmkanları kullananlar

Benim de İzmir’de tanıdıklarım var.

Örneğin Ege Diş hekimliğindeki Ortodonti Profesörü Alev Cinsar…

Sevgili Prof. Alev Cinsar’a bir ara, “Fakültenin imkânlarını özel hastaları için kullananlar var!” demiştim.

Şimdi de İzmir Eğitim Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. M. Sinan Evcil’e, “Bazı doktorlarınız mesai dışında ya da içinde özel muayenesi olan arkadaşlarıyla çalışıyor!” diyorum…

Dedektif olup takip etmeye gerek yok…

Biraz dikkat her şeyi ortaya çıkarır…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test