Facebook ta paylaştweet le

Laik devlet yapısı inançsızlık olarak gösteriliyor

4.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Anayasamız, başlangıç bölümünde; Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda, O’nun belirlediği milliyetçilik anlayışıyla, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya alet edilemeyeceğine, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi varlığının korunmasına kesin ifadelerle vurgu yapmış, bu değerleri; değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddesiyle koruma altına almış ve Türk Milleti’nin vatan ve millet sevgisine emanet etmiştir. Bu değerlerimiz, Atatürk’ün ve Millî Mücadele kahramanlarımızın, şehitlerimizin, gazilerimizin Türk Milleti’ne emanetidir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ebedi varlığının teminatıdır. Vatan ve millet sevgisi de bu değerlere bağlılıkla ölçülmelidir.

 

Atatürk; Türk Millî Mücadelesi döneminde bir taraftan işgalcilerle savaşırken diğer taraftan işbirlikçi, bölücü, yıkıcı ve irticai odaklarla mücadele etmiştir. Cumhuriyet tarihimiz de bu bölücü, yıkıcı ve irticai odaklardan gelen saldırıların ve Türk Milleti’nin verdiği mücadelenin örnekleriyle doludur. Buna rağmen son dönemde bu odaklarla mücadelemiz; demokrasi ve özgürlükler bahane edilerek, siyasi çıkarlar gözetilerek ve bölgemizde çıkar kollayan emperyalist devletlerin kumpas, tehdit ve şantajlarıyla sekteye uğratılmaktadır.

 

Türk adı; Atatürk’ün milliyetçilik ve halkçılık ilkeleri ile açıkça tanımlanmış, Cumhuriyetimizi kuran atalarımız tarafından benimsenmiş, kabul görmüş ve Atatürk; kendisini Türk Milleti’nin sadık bir unsuru olarak gören herkes tarafından kurucu önderimiz olarak benimsenmiştir. Buna rağmen; “içinde Türk adı geçiyor” denilerek andımızın yasaklanması, devlet dairelerinin tabelalarında Türkiye Cumhuriyeti’ni sembolize eden TC’nin silinmesi, ürünlerimizde kullanılan “Türk Malı” ibaresinin yerine “Yerli ve Milli” gibi aidiyet belirtmeyen bir ifadenin kullanılması, devlet madalya ve nişanlarından Atatürk kabartmasının kaldırılması, yönetmeliklerden “yıkıcı ve irtica” kavramlarının, eğitim müfredatından Atatürk İlke ve Devrimlerinin çıkarılması, Devlet Türk Müziği Korolarındaki “Türk” kelimesinin kaldırılması, Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünün silinmesi, camilerde Atatürk’ün anılmaması, Atatürk heykellerine ve büstlerine yapılan saldırılar ve daha pek çok uygulamaya bakıldığında rotamızın saptırılmakta olduğu endişesine kapılmamak mümkün değildir. Bütün bunların dış destekli bölücü, yıkıcı terör örgütlerinin ve irtica odaklarının talepleri olduğunu bilmeyen yoktur. Günümüzdeki gelişmelere bakıldığında ise neredeyse Atatürkçü Düşünce Sistemini savunanların terörist olarak gösterilmesi aşamasına gelinmiştir.

 

Bölücü, yıkıcı örgütlerin ve irtica odaklarının ortak noktası; Türk adına ve Atatürk ilke ve devrimlerine saldırıda sınır tanımamalarıdır. Bunun altında; emperyalist devletlerin, temel ilkelerimizi ve kurucu değerlerimizi unutturarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozarak ve laiklik ilkesini ortadan kaldırarak, amaçlarına uygun, parçalanmış, güçsüz, etkisiz, işlevsiz, üretemeyen, bağımlı devletçikler yaratmak düşüncesi vardır. Bu düşünceyle hareket eden emperyalist güçler; kültürel değerlerimizi istismar ederek PKK terör örgütünü, inanç değerlerimizi istismar ederek tarikat ve cemaatleri kullanmakta, kışkırtmaktadırlar. İçinde bulunduğumuz durum pek çok çıkar grubu tarafından fırsat olarak görülmekte, siyasetimiz de bu kutuplaşmaları nasıl oya çevireceğinin hesabını yapmaktadır. Hiçbirisi sonucun nereye varacağının bilincinde değildir.

 

Ülkemizde; kültürel farklılıklar “etnik aidiyet” kılıfına sokulmaya, laik devlet yapısı inançsızlık olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu durum Türk Milletini birbirinden çok uzak kutuplara itmekte, emperyalist güdümlü kumpaslar ve provokasyonlarla körüklenecek iç çatışmalara zemin hazırlamaktadır. Yakın tarihte, ülkemizde sahneye konan kumpaslar, darbe girişimleri ve benzer durumdaki ülkelerin ne hale geldikleri ortadadır. Bu badireden sıyrılmak için devletimizin, milletimizin ve siyasetin kurucu değerlerimize, Atatürk ilke ve devrimlerine koşulsuz sahip çıkması gerekmektedir. Oysa bu umut her geçen gün hayata geçirilen uygulamalarla biraz daha yitirilmektedir. Bu durumda “Laik Cumhuriyeti ve Atatürk İlke ve İnkılaplarını Koruma Platformu” kurulması ve halkımızın siyasetten demokratik yollarla talepte bulunması kaçınılmaz hale gelmektedir. Aksi halde bizden sonraki nesiller Türk’ün ve Atatürk’ün anlam ve önemini bilemez halde kendilerine layık görülen kadar topraklarda, layık görülen koşullarda yaşamaya mecbur bırakılacaklardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 11 Mayıs 2021 Salı. Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 10 Mayıs 2021 Pazartesi Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 8-9 Mayıs 2021 Cumartesi.Pazar Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar