Facebook ta paylaştweet le

Paylaşılamayan aşı Astra Zeneca

26.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Oxford Üniversitesinde Covid-19 için aşı çalışmalarına başlayan ekip, üretecekleri aşının dünyanın hatta yüzyılın en ünlü aşısı olacağını tahmin edebilirler miydi acaba? Bundan tam 12 ay önce, Covid-19 hayatımıza girmişti ve tam bir yıl sonra Birleşik Krallık, 64 milyonluk nüfusunun yarısını aşılayarak, dünya rekorunu elinde tutan ülke olmaya başardı, ödediği ağır bedellere rağmen...

Son aylarda, oy veren-vermeyen herkesin alkışladığı bir Başbakan haline gelen Boris Johnson, “tutkuyla” aşı seferberliğini eksiksiz tamamlayacaklarını söylüyor.

2020’nin son aylarındaki İngiltere mutasyonu ile iyice ayyuka çıkan olumsuz reputasyon, önce Biontech aşısını, bir hafta sonra da Astra Zeneca aşısını onaylayan ve hemen uygulamaya başlayan ilk ülke olan Birleşik Krallık’ı farklı bir lige taşıdı; Şampiyonlar Ligi.

Zayıf yönünü fırsata çeviren ülkenin adı Birleşik Krallık olarak yazıldı.

Ülkede her birimin aşılama seferberliğine katkı sunmak için birbiriyle yarıştığı bir ortamdan bahsediyorum. Aşı stokları için cansiperane çalışan bir hükümetten, yine sağlık bakanının aşı stoklarıyla ilgili yaptığı gafını hemen düzelten bir başbakandan, her gün kırdıkları rekorlarla motivasyonlarını sürekli yüksek tutan sağlık çalışanlarından ve oy vermemiş olsa da başbakanını alkışlayan bir milletten bahsediyorum.

Vatandaş ne ister? Hükümetine güvenmek, kendisinin korunup kollandığını bilmek, hastalıkta sağlıkta, varlıkta yoklukta omuz omuza olduğunu görmek ister. Britanyalılar bunu yaşıyorlar ve burada olmaktan gurur duyuyorlar.

Elli yaş ve üzerine aşı sırası gelmesi sebebiyle, ben de aşı merkezinin yolunu tuttum. Sanki bir güzellik merkezine girer gibi hissederek karşılandım. Kapıdaki görevli her gelene adeta VIP misafir muamelesi yapıyordu. Gittiğim tesis günde 1500 kişiye aşı yapıyor olmasına rağmen bekleme süresi bir dakikanın altında bir akışla kayıt masasına alındım. Kayıt masasındaki görevli bayan adımı ve soyadımı mükemmel bir aksanla, sanki bir Türk’müş gibi telaffuz edince, gayri-ihtiyari Türkçe bilip bilmediğini sordum, bayağı bir güldü bu soruma.(Nereden bilsin Londra’daki siyahi otobüs şoförünün İngilizce soruma Türkçe cevap verdiğini)

Aşı noktasına alınmak üzere başka bir bekleme bölümüne geçtim ve orada da yanıma gelen bir görevli, ne kadar güzel bir gün diye söze başlayarak oturanlarla sohbet etmeye başladı. Belki de aşı organizasyonunun halka ilişkiler biriminin görevlisiydi, bilmiyorum ama bir kaç dakika bekliyor olsanız bile sizinle ilgilenilmesi o dakikalarda strese kapılma riskini düşürüyordu.

Aşı masasına alındığımda ise, bir başhemşire, üç asistan hemşire ile karşılandım. Bayağı bir önemli hissediyorsunuz kendinizi. İletişim böyle bir şey işte, “hedef kitlenize” kendisini ne kadar iyi hissettirirseniz yaptığınız işin değeri o kadar artıyor. Benimle sohbet eden hemşirelerin tavırları ve birbirleri arasındaki uyumları “takım” çalışmasının ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyordu

Sıra aşı olmaya gelince, sözlü bilgilendirmeler yapılıp, yasal sözlü izinler alındıktan sonra, broşür, aşı kartı, sticker, ikinci randevu kartı gibi sarf malzemelerini verdiler ve aşıyı vurdular. Aşıdan sonra 15 dakika dinlenme bölümünde dinlendirip, yolcu ettiler.

Buraya kadar her şey kolay ve sorunsuz yaşandı, ta ki aşının üstünden 7 saat geçene kadar. On kişiden üçünde görülen yan etkileri yaşamaya başladım. Aşı olmak mı zor, olmamak mı denecek türden bir süreçti o 48 saat.

Ayakta durmakta zorlandım, sıtma yaşadım, kemiklerime atlayan ağrılar çektim ve kafatasımın içini oyan bir ağrıyla mücadele ettim.

48 saat boyunca Covid olmuştum ve tıpkı gerçek Covid gibi tedavi ettim kendimi. Vitamin, su, ağrı kesici, bitki çayı yüklemesi yaptım ve gözümü açtım.

Ben bunları yaşarken, Astra Zeneca aşısı üzerinden ilerleyen ‘Aşı Savaşları’ almış başını gidiyordu. Depolarındaki 15 milyon aşıyı halkına vermeyip, günlük vaka sayısı 35 bini geçmesine rağmen hâlâ burnundan kıl aldırmayan Fransa’nın neden olduğu kriz, Avrupa Birliği’nin  “pardon, bu aşı iyiymiş, aşı merkezlerinin kapılarını açtık, hadi gelin, olun” demesiyle aşılmaya başlamıştı. Ardından, Amerika Birleşik Devletleri, Astra Zeneca aşısının son derece güvenli ve etkili bir aşı olduğunu duyurmuştu. Hemen bunun ardından, yine Avrupa Birliği, bu aşının Hollanda’da üretilen bazı bileşenlerinin Britanya’ya ihracatını engelleyebileceklerine dair gözdağı vermeye kalkmıştı. Bunun üzerine BBC ekranlarında, AB topraklarındaki Biontech firmasının geliştirdiği, Pfizer tarafından üretilen aşının bazı bileşenlerinin de Britanya topraklarındaki tesislerde üretildiği ve Birleşik Krallık’ın misilleme yapabileceği haberleri dönmeye başladı.

48 saatlik Covid ıstırabım esnasında Astra Zeneca üzerinden yaşananlar, bu aşının ne kadar önemli bir ürün olduğunu ispatlıyordu.

Yan etki açısından Biontech’ten daha masum bir aşı olan Astra Zeneca’nın ikinci dozunda yan etkilerin düştüğünü öğrendim. İlk dozu % 75 koruma, ikinci dozuyla birlikte % 98 koruma sağlayan Astra Zeneca’nın ikinci aşı randevusuna henüz haftalar var iken, yeniden hırpalanmayacak olduğuma sevindim ama en çok da aşısı bu kadar hırpalıyorsa aslı kimbilir ne hale getiriyor demekten kendimi alamadım.

Tüm bu karmaşalar yaşanırken, Oxford Üniversitesi’nde aşı ekibinin yöneticilerini ekranlarda görür olduk çünkü gerek AB’nin gerekse Amerika’nın, bu aşıyla ilgili olumlu geri bildirimleri herkesi olduğu gibi Onları da rahatlatmıştı. Zamanlamaların bu kadar yakın olması enteresan olsa da, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen bu açıklama ocak ayında gelmiş olsaydı herşey çok farklı olabilirdi.

Gelinen noktada, gerçekten milletini düşünen, iyi planlama yapan, sağlık söz konusu olduğunda kesenin ağzını açan hükümetler kazanıyor. Birleşik Krallık Hükümeti gibi.

Yapılan yanlışlardan ders alan, bezmeyen, ipin ucunu bırakmayan Boris Johnson, pandeminin başından bu yana hedef tahtasında maruz kaldığı okları şimdi saplandıkları yerlerden çıkarıp gönderenlere iade etmeye başladı.

Güzel ülkem Türkiye’min de, bir türlü içinden çıkamadığı aşı batağından bir an evvel çıkıp, yanlışlardan ders alıp, zararın neresinden dönersem kardır deyip, aşı seferberliği başlatıp, sonbahar sonuna kadar değil, yaz başına kadar nüfusunun yarısını aşılaması ümidiyle.

Umut dolu Birleşik Krallık’tan sevgiler

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 16 Nisan 2021 Cuma. Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 15 Nisan 2021 Perşembe. Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Nisan 2021 Çarşamba. Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 13 Nisan 2021 Salı Aşk . Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar