Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı: “Anayasa’daki ‘laiklik’ ilkesine karşı ‘Osmanlı Ayarları’na dönülmek isteniyor!”

12.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündemindeki önemli ve tartışmalı konu ve gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı. Kışlalı, "Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlayan üstün hukuk kurallarıdır” açıklaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısı, ABD’de 54 senatörün Başkan Joe Biden’e “Türkiye’ye baskı yapılması” yönünde gönderdiği mektup gibi konularında açıklamalarda bulundu. İşte görüşleri…

GÖZLEM – Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın, “yeni üye” İrfan Fidan’ın yemin töreninde Cumhurbaşkanı’nın, Meclis Başkanı’nın, Adalet Bakanı’nın ve Yargıtay Başkanı’nın önünde yaptığı konuşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

K –Çok önemli buluyorum. Bir defa CHP’li Enis Berberoğlu’nun davasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) oybirliğiyle ikinci kez verdiği “hak ihlâli kararı”nın Meclis’e gönderilmesini “yetki aşımı” olarak niteleyen Meclis Başkanı Mustafa Şentop’a verdiği yanıt çok önemli: “Kanunun açık hükmü, Anayasa Mahkemesi’nin ihlâl tespit ettiğinde, ihlâlin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere de hükmetmesini gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla bu bir tercih, takdir meselesi olmayıp kanundan ve bireysel başvurunun doğasından kaynaklanan bir zorunluluktur. İlgili kurumlara düşen ihlâli ortadan kaldırmak ve benzeri ihlâllerin önlenmesini sağlamak için gerekenleri yapmaktır. Bu kapsamda ihlâlden önceki duruma dönülmesi sağlanmalıdır.”

Burada Başkan, “ilgili kurumlara” ifadesiyle, ilk kararın uygulanmamasından dolayı, “uygulatmaları için” ikinci kararın bir örneğini gönderdikleri Meclis’i ve Hakim ve Savcılar Kurulu’nu kastediyor. “Siz uygulayacaksınız. Uygulatmama gibi bir yolunuz olamaz. İhlâlden önceki duruma döndürün” diyor. Bana göre burada Meclis Başkanı’na “Kararı okutup Berberoğlu’nun milletvekilliğini geri getirin”, HSK’ya da “Önceki kararı uygulamayan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri ile ilgili ne yapmanız gerekiyorsa yapın” mesajları var.

Sonra başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, genel olarak iktidarda olup AYM’nin kararlarını “tanımama” eğilimi gösteren politikacılara verdiği mesaj da çok önemli: “Kararların uygulanmaması Anayasayı tamamen anlamsız ve işlevsiz hâle getirebilir. Anayasanın anlamsız hâle geldiği, bireylerin ve toplumun hukuka ve devlete olan güveninin sarsıldığı yerde ise bizleri bir arada tutan değerleri koruma imkânı kalmayacaktır”.

Burada, “Bizleri bir arada tutan değerler”den kasıt bence Cumhuriyet, devlet düzeni. Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanınmama noktasına gelinirse, “bireyleri bir arada tutmak” imkânsızlaşır, yani “kaos” ya da adını ne koyarsanız koyun, “o düzenin kaybolma hâli” ortaya çıkar. Yine burada kapalı olarak Anayasa’ya uyulmaması durumunda iktidar için büyük kaygı konusu olan “sokak olayları” gibi “kalkınış”ların meydana gelebileceği uyarısında bulunuyor.

GÖZLEM – Yeni Anayasa değişikliği Meclis’ten çıkar mı, yoksa “Gündemi değiştirmek için ortaya atılan bir senaryo olarak” mı kalır?

K –Gündemi değiştirmek için ortaya atılan bir senaryo olarak kalacağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta içinde yaptığı partisinin grup konuşmasının satır aralarından da anlaşılıyor. Erdoğan yaptığı konuşmada “Buradan siyasi partilerimize, akademisyenlerimize, üniversitelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, medya mensuplarımıza velhasıl tüm fikir ve aksiyon insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin hep birlikte yeni anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya açalım” dedi. Şimdi kesin ve belirlenmiş bir süreç çizelgesi çıkarmadan torbaya her kesimi katarak ve “yıl içine yayılarak” yapılacak bir çalışmadan bir sonuç çıkmayacağı baştan belli. Erdoğan, bir şey çıkartmak istese, kendi kimseye sormadan çıkartırdı. “Tüm fikir ve aksiyon insanları”nın da düzenlemeler ortaya çıktıktan sonra haberleri olurdu. Yaşanan tecrübelere göre, iktidarın “teklifleri tartışması” demokrasi gereği değil, genellikle kesimleri zaten yapılmasını planladıkları düzenlemelere “alıştırma” noktasında ortaya çıkıyor. Dolayısıyla eğer bu “Yeni Anayasa” değişikliğine dönük çağrı, sonuç çıkacak bir çalışma olsaydı, Cumhurbaşkanı’nın elinde hazır bir metin olurdu ve en fazla onun üzerinden, kimsenin metnin omurgasını değiştiremeyeceği şekilde bir pazarlık yürütme yolunu tutardı, ki, zaten böyle bir pazarlıktan da bir sonuç elde etmesine imkan yok, çünkü Meclis’te değil yeni bir anayasa, mevcut anayasayı değiştirecek hatta değiştirilmesini referanduma götürecek bir çoğunluğu bile yok. Dolayısıyla genel geçer bir “iyi niyet” çıkışıyla hiçbir sonuç vermeyeceği belli olan bir öneri getiriliyor. Bunun gündem değiştirmek için olduğu, en fazla, “olur da tutarsa” bazı işlerine yarayacak düzenlemelerin “dillendirilmesinin” istendiği anlaşılıyor. Erdoğan’ın istediği değişikliklerin bazısının Siyasi Partiler Yasası’nda yapılacak değişikliklerle düzenlenmesi mümkün. Eğer hakikaten katılımcı bir değişiklik istense “tartışma”ya buradan başlanırdı. Ancak onun yerine yasayla değiştirebileceği düzenlemeleri “kimseye sormaya gerek duymadan” değiştireceğini, Anayasal değişiklik gerekecek düzenlemelerde de “akılları karıştırıp, zaman kazanmayı ve süreç içinde bir yol-yordam bulmayı” hedeflediğini düşünüyorum.

GÖZLEM – CHP “Anayasa değişikliği masasına oturmam” dedi, haklı mı?

K –Kesinlikle haklı. Bu bir gündem değiştirme ve çaba israfından başka bir yere gitmeyecek bir çağrı. Erdoğan, iktidarının 19 yılında istese, “yeni Anayasa” gibi tartışmalı bir çağrı dahi yapmadan, daha önceden de kaç defa gerçekleştirdiği gibi Anayasa’da değişikliğe gidecek düzenlemeleri geçirebilir, ya da referanduma sokabilirdi. “Yeni bir Anayasa”dan kasıt ancak İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de bahsettiği gibi “2. Cumhuriyeti kurmak olabilir” ki, burada da gündeme gelecek ilk değişikliğin “Anayasanın laiklik ile ilgili niteliği olacağı” kesindir. Cumhuriyet karşıtı kesime böyle bir fırsat verip gereksiz yere gündemi meşgul etmek ve dikkatleri gündemdeki esas önemli konulardan kaçırmaya yol açmak yanlış olur.

GÖZLEM – “Atatürk ve Milli Mücadele Düşmanı, İngilizlerin has adamı” İskilipli Atıf’ın ölüm yıldönümünde mezarı başındaki anılmaya, devletin Valisi ve milletvekilleri de katıldı, görüşünüz?

K –Şaşırmıyorum. Atatürk’ün özellikle yeni nesilleri uyarmak için yazdığı Nutuk’ta işaret ettiği ve uyardığı bu “Cumhuriyet karşıtı ve gerici” zihniyetin varlığı ve tehdidi hiç olmadığı kadar canlı bir şekilde mevcudiyetini koruyor.

GÖZLEM – Ayasofya Camisi "baş imamı" Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, “yeni Anayasa tartışmalarına katılarak” sosyal medya hesabında “1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün / Anayasada İslam Olsun" çağrısı yaptı, ne diyorsunuz?

K –“1921 ve 1924 Anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu” demek, Hazreti İsa’ya “Musevi” demeye benzer. Hazreti İsa’dan önce tabii ki Hristiyanlık yoktu. Hazreti İsa da, bilimsel araştırmacılara göre Yahudi bir hahamdır. Ama sonuçta Hristiyanlığı getirmiştir. Cumhuriyet’ten önce laiklik yoktu, çünkü Osmanlı İmparatorluğu, her ne kadar bazı reformlar yapılmış olsa da, şeriatla yönetiliyordu. Cumhuriyet’in ilk kurulduğu tarihlerdeki 1921 ve sonrasındaki 1924 Anayasası’nda da laiklik yoktu ve “Devletin dini İslam’dır” hükmü bulunuyordu. Ancak laikliği de on beş yılda yerleştirdiği yeni Cumhuriyet’in nitelikleriyle beraber Atatürk Anayasa’ya soktu. Yeni Cumhuriyet’in temel nitelikleri, Cumhuriyet’in ilanından sonra yapılan devrimlerle oturtulmaya başlandı. Hilafet, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924’de kaldırıldı. 1924 Anayasası’ndaki “Devletin dini İslam’dır” ibaresi 1928’de kaldırıldı. Laiklik ilkesi de 1937’de Anayasa’ya girdi. Anayasa’ya eklenen laiklik ilkesi ilerlemenin, çağdaşlaşmanın ve çağdaş bir toplum yaratmanın temel şartıydı. Osmanlı’nın çöküşüne yol açan anlayış ve düzenin ortadan kaldırılmasını sağlıyordu. Şimdi laiklik kaldırılacak olsa, Türkiye bir şeriat devleti hâline gelmiş, Osmanlı “ayarlarına” dönmüş olurdu. Bunu tabii ki dinci kesimin istemesi normal. “Keşke Kurtuluş Savaşı’nda Yunan kazansaydı” diyen bir zihniyetten başka bir şey de beklenmez zaten. Ama sonuçta bunu isteyen kesimin Anayasa’yı ve “değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek” ilk 4 maddesini değiştirecek veya referanduma götürecek bir Meclis çoğunluğu olmadığı için bu tartışmalar anlamsız kalıyor. Sadece gündemin belli kesimlerin gözünde değiştirilmesine, gözden kaçırılmasına neden oluyor.

GÖZLEM – Bir profesör “Anayasa’nın ilk 4 maddesinin değiştirilemeyeceğini ve hatta teklif dahi edilemeyeceğini” bilmiyor mu? Bu cesareti nereden alıyorlar, hedefleri ne? İlahiyat ve hukuk fakültelerinde gençlerimizi bu zihniyetli hocalar mı eğitiyor?

K –Hedefleri bunların “tartışılmasını” sağlamak. Milletin bu fikre alıştırılmasının sağlanması. Böylelikle belki ilk dört maddeyi değiştirmenin değil ama “Anayasa’nın Cumhuriyetçi niteliklerini değiştirecek daha ‘hafif’ düzenlemeleri bir şekilde gerçekleştiririz”in yolunu arıyorlar.

GÖZLEM – ABD’de 54 senatör, ABD Başkanı Joe Biden’e gönderdikleri mektupta “Türkiye’de insan hakları ve demokraside gerileme olduğunu” öne sürerek, “Başkan’ın Erdoğan’a ve hükümetine baskı yapmasını” istedi. Görüşünüz?

K –ABD’de 54 senatörün, ki 100 kişilik Senato’nun çoğunluğunu oluşturuyor, bir şekilde bir araya gelip “Hadi Başkan’a Türkiye ile ilgili bir mektup yazalım” dediklerini düşünmüyorum. Bu mektubun yazılmasında hiç şüphesiz Biden yönetiminin inisiyatifi ve payı vardır. Böyle bir mektup ile Türkiye’yi “karşılamak” da, Biden için yapacağı pazarlıklarda ve belki de yaklaşmakta olan sözde Ermenistan soykırımına ilişkin yapacağı açıklamanın gerekçelendirilmesinde en azından taktiksel bir avantaj sağlayacaktır. Unutulmamalı ki, pek çok dünya liderinin aksine Biden hâlâ Erdoğan ile görüşme yapmayı kabul etmiş, Erdoğan’ın görüşme talebine olumlu yanıt vermiş değil.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 25 Şubat 2021 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 24 Şubat 2021 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 23 Şubat 2021 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Şubat 2021 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 20 Şubat 2021 Cumartesi, 21 Şubat 2021 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test