Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ne çağına girmiştik?

12.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geliyor mu, görebilecek miyiz derken 2021 yılının ilk ayı bitti bile. Her sene yeni bir yıla girerken astrologların öngörüleri bu sene diğerlerinden oldukça farklıydı çünkü 200 yıl sürecek yeni bir döneme girildiği ve bu dönemin sinyallerini bir an evvel göreceğimiz söyleniyordu.

2021'in ilk ayında yaşananlara baktığımızda ise "astrologlar haklı galiba" diyebileceğimiz olayları görüyoruz, özellikle Birleşik Krallık’ta!

Bu yılı karşılamaya hazırlandığımız 2020’nin son günlerinde, hava elementi olan Kova çağına giriyoruz diyen astrologlar, ilgisi olan ya da olmayan herkesin dikkatini çekmeyi başarmış ve hepimizi hazırlıklı olmaya davet etmişlerdi. Ne için mi? İnsanlık yeni bir çağa giriyordu ve bu çağın adı “akıl” çağı idi. Peki bugüne kadar yaşadığımız neydi diye soranlara yanıt yine astrologlardan geliyor; “dünya, Toprak elementinin etkisinden çıkacak Hava elementinin etkisine girecek. Bugüne kadar kapitalist düzenin kurulmasına neden olan “para çağı” yerini 200 yıl boyunca yaşanacak “akıl” çağına bırakacak”.
Nitekim, 2021’in ilk günlerinde Amerika Birleşik Devletlerinin Başkenti’nde, senatoya düzenlenen işgal olayı, “akılsız davranan liderlerin” toplumları yanlışlara nasıl sürükleyebildiğini gösterdi. Şok edici görüntülerin ardından, bozulan dengelerin “akıl ve sağduyu” ile yeniden kurulabileceğini ve insanların nasıl birlik olup yeni Başkan’a hoş geldin dediklerini izledik.

Hava elementi olan Kova burcu, “aklı, zekayı, dehayı” temsil ettiği için, 2021 yılından itibaren her ne oluyorsa ve her ne yapıyorsak yapalım, mutlaka ama mutlaka içinde oldukça kuvvetli “akıl, zeka hatta dahiyane” fikirler, buluşlar, eylemler olmalıydı. Türkiye’yi bilmem ama Birleşik Krallık, astrologların dediği gibi, aynen yaşıyor bunları.

Aşı konusunu “kendi kendiyle yarış” haline getirip, her gün rekor üstüne rekor kırıldığını duyuran hükümet, günlük 500 bin kişiye dayanan aşılama sayısıyla halktan destek alıyor.

Ülkede aşı merkezine dönüştürülmedik yer kalmaması ve rekor sayıda aşılama yapılmasıyla daha önce yaz sonu veya sonbaharda 50 yaş ve üstüne sıra gelebileceğini duyuran hükümet şimdi, mayıs ayında 50 yaş ve üstünün aşılanabileceğini duyuruyor. İki ay gibi bir süreyi geride bırakırken ülkede 12 milyon kişinin aşılanmış olması, planlı, bilinçli, azimli ve “akıllı” bir seferberliğin sonucu değil de nedir?
Öte yandan, ocak ayında iki ilaç firmasının daha aşılarının kabul gördüğünü, böylece ülkeye giren aşı markalarının çeşitliliğinin artacağını, aşı markalarının sayıları arttıkça her üreticiden hatırı sayılır miktarda aşı siparişi vereceklerini söyleyen Boris Johnson, virüsün geçirdiği mutasyonlara karşı farklı üreticilerin aşılarının kullanılması stratejisini benimsediklerini ve bu sayede, kesintisiz-duraksamadan her gün daha fazla kişiyi aşılayabileceklerini duyuruyor. Bilim danışmanlarının sözünden dışarı çıkmayan Başbakan, 2021 başladığından beri “aklını” geçen yıla göre daha iyi kullanmaya başlamış görünüyor. Ayrıca, hükümetin, ülke nüfusunun üç hatta dört katından fazla aşı sipariş vermesi, ihtiyacı olan diğer ülkelere gönderebilmek için planlanan yerinde ve doğru bir adım olarak da yorumlanıyor ve kamuoyunun desteğini alıyor.

Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) aşı seferberliği rekorları kırarken, Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi de (Office for National Statistics/ONS) son haftalarda yapılan bir araştırmanın sonuçlarını yayınlıyor. ONS’nin açıkladığına göre, aşılama ile ekonomi göstergeleri arasında korelasyon var. Başka bir deyişle ülkede aşılama arttıkça, ekonomi de kendini toparlıyor. Dolayısıyla bu, Johnson Hükümeti’nin aşıya neden bu kadar önem verdiğini ve “tamamen duygusal (!)” yaklaşmasının nedenlerini açıklıyor.

Hazinenin başı Rishi Sunak, 2. Dünya savaşından bu yana böyle bir daralma görmeyen Birleşik Krallık ekonomisinin yaralarına pansuman olacaklarını, bütün güçleri ile ekip olarak yoğun bir çalışma içinde olduklarını ve 2021 bütçesini mart ayında açıklayacaklarını duyuruyor Pandemi döneminde bulduğu çözümlerle, açıkladığı paketlerle adeta halk için Robin Hood olan Sunak’ın, açıklayacağı yeni paketler bu yüzden merakla bekleniyor.

Son haftalarda, ülkenin moda endüstrisindeki önemli markalarını aynı çatı altında toplayan Arcadia’nın, alıcı firmalarla yaptığı pazarlıklardan iyi haberler geliyor. Aralarında Topshop, Topman, Miss Selfridge, Dorotyh Perkins, Wallis gibi markaların olduğu Arcadia, “kısa günün karı” şeklinde, çalışanlarını ve markalarını başka ellere emanet ederek bu batışın şiddetini azaltmayı başarmış gibi görünüyor.
Markaların yeni sahiplerinin “internet mağazaları” konseptine yöneleceklerini açıklamalarına bakacak olursak, yine “aklın yolu bir” çözüm elde edildiği ortada. Kapatılacak 214 mağazanın 2454 çalışanı ile ne olacağı henüz belli olmasa da, markaların yeni patronlarının “akıllı çözümlerle” müşterilerinin karşısına çıkacaklarına kesin gözüyle bakılıyor, özellikle yeni patronların dijital dünyanın kompedanı şirketler olmaları, bu kanıyı kuvvetlendiriyor.

Tabi her şey güllük gülistanlık ilerlemiyor Birleşik Krallık’ta. Brexit sonrası neler yaşanacağı da artık yavaş yavaş kendini gösteriyor. Avrupa Birliği gibi, “para ve güç” için kurulmuş bir yapının, daha bir ay öncesine kadar üyesi olan Birleşik Krallık hükümetine "arogant” bir tavır takınması, girdiğimiz yeni çağın etkisini gösteriyor. Birleşik Krallık’ın başka aşı markalarını da stoklarına alması nedeniyle, Astra Zeneca aşısının kendi vatandaşlarına dağıtımını bir süre durdurup, Avrupa Birliği ülkelerine yönlendirmesini istemesi “akıllara durgunluk” verecek bir yaklaşım olarak tarihe geçti. Boris Johnson hükümeti, AstraZeneca aşısı daha ortada yokken, sadece “niyet” aşamasındayken, sağduyulu davranıp Mayıs 2020’de 100 milyon doz sipariş vermişti. Bu yüzden de aşı üretildiğinde ilk teslimat yapılan ülke Birleşik Krallık oldu.

İngilizlerden 3 ay sonra, Ağustos 2020’de, Astra Zeneca’ya 400 milyon doz sipariş veren ve kullanımını da ancak 29 Ocak 2021’de onaylayan Avrupa Birliği’nin, nasıl olup da böyle bir taleple Boris Jonhson’ın karşısına geldiğini anlamak oldukça güç. Ancak, AB’ye pabuç bırakmayarak, “akıl” yoluyla hakkını arayan Birleşik Krallık Hükümeti, çekişmeye ve gerginliğe fırsat vermeden, AB karşısında sapasağlam duruyor.
Brexit sonrası AB ülkelerinin Büyük Britanya adasından gelen tırlara ve yük gemilerine yarattığı sıkıntı nedeniyle aşı taleplerine boyun eğeceğini sandıkları Boris Johnson hükümeti, bu akılcı tutumuyla Avrupa Birliği'ne geri adım attırıyor.

Gelelim, aşı ve ekonomi dışında Birleşik Krallık’ta neler olduğuna.

İşin özü, okulların açılması da, günlük vaka sayılarının düşmesi de, iflasını duyuran firmaların batıştan kurtuluşu da, havayolu endüstrisinin kendisini toparlaması da, hepsi ama hepsi, aşılama sayılarının artmasına bakıyor demek hiç de yanlış olmaz. Dolayısıyla, başka ne var ne yok derseniz, iyilik sağlık ve bolca aşı var derim, gerisini de ONS’nin yayınladığı istatistiklere bırakırım.

Birleşik Krallık’tan sevgiler.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test