Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Covit-19’un gölgesinde gelir adaletsizliği ve yoksulluk

30.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir yandan Covit-19 salgınının getirdiği tehlike, zorluk ve kısıtlamalar, diğer yandan bu salgınla birlikte daha da tırmanan ekonomik problemler; doğrusu insanımızın belini epeyce büktü. Vatandaşta, maalesef rahatça nefes alabilecek hâl kalmadı. Hangi toplumsal kesimden ve hangi yaş grubundan olursa olsun, hemen herkesin yaşam sevinci kayboldu.

Godot’yu bekler gibi aşı bekliyoruz

Tüm toplumu doğrudan etkileyen coronavirüs salgını ile ilgili gelişmeler, doğrusu hepimizin içini karartıyor. Ülkemizde 25 bini aşan vefat sayısına, 2,5 milyona yaklaşan vaka sayısına her geçen gün yenileri ekleniyor. Maalesef çok kötü yönetilen bir salgınla mücadele süreci yaşıyoruz. İlgililer, yetkililer şeffaf davranmıyorlar, toplumu yeterince bilgilendirmiyorlar.

Salgından çıkışın tek yolu olarak gösterilen aşıda da birçok bilinmezlik ve belirsizlik yaşanıyor. Sıradan bir işletmenin yöneticisi bile, kurumuna ürün alımı yaparken bir anlaşma yapar, bir teslimat programı olur. Teslimat programına uyulmadığı takdirde, cezai yaptırımlar konulur. Aşı hangi koşullarda alındı, nasıl bir teslimat programı var, vatandaş hangi tarihlerde aşılanacak? Bu sorular günlerdir sorulmasına karşın, yeterli yanıt alınamıyor. Maalesef toplumca tıpkı ‘Godot’yu bekler gibi’ aşı bekliyoruz. Üstelik tek bir aşıya bağlı kalınması da ayrı bir garabet!..

Her 10 kişiden 7’si borçlu

Vatandaşın canını sıkan yalnızca aşı meselesi ve salgın koşulları değil. Bu ortamda daha da tırmanan ekonomik sorunlar; işsizlik, gelir adaletsizliği ve eşitsizliği, geçim zorluğu, yoksulluk, özellikle dar gelirli vatandaşın belini hepten büküyor. İnsanlar çaresizlikten ve çözümsüzlükten kıvranıyorlar.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel-İş Sendikası’nın yaptığı ‘Covit-19 Döneminde Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk’ araştırmasına göre; ülkemizde her 10 kişiden 7’si borçlu durumda. Gelir eşitsizliği ve yoksulluk, nüfusun yüzde 71’ini borçlu hale getirdi. Araştırmanın sonuçlarına göre, halkın temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığı ortaya çıkıyor.

Gelir eşitsizliğinde Türkiye başta

Gelir dağılımı hesabında temel ölçüt olan Gini katsayısı dikkate alınarak yapılan hesaplamada; Avrupa ülkeleri içinde gelir adaletsizliğinin en fazla olduğu ülke Türkiye. Avrupa’da en yoksul yüzde 20’lik kesim ile en zengin yüzde 20’lik kesim arasındaki gelir farkının en yüksek olduğu ülke durumundayız. Eurostat verilerine göre 2019’da Türkiye’de en zengin kesim en yoksul kesimden 8.3 kat daha fazla kazandı.

Araştırmaya göre; halk 1 yılda neredeyse 1500 dolar fakirleşti. Ülkemizde kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) son bir yılda 1434 dolar azaldı. Kişi başına milli gelir 2019’da 9 bin 150 dolar iken, 2020’de 7 bin 715 dolara indi. Bu rakam AB’de ortalama 43 bin 615 dolar. Gelişen ekonomiler ve gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ortalaması ise 26 bin 25 dolar.

Dükkânını kapatan esnaf yok mu?

Çalışanların ya da işini kaybedip çalışamayanların durumu böyle de diğer toplumsal kesimler acaba ne durumda? Covit-19 koşullarında, günlük kazancıyla geçinenlerin durumu hepten kötü. Onlarla birlikte bir de dükkânını kapatmak zorunda kalan esnafın durumu var. Aileleri ile birlikte çok geniş bir nüfusu kapsayan esnaf, gerçekten çok zor durumda. Ekmek tekneleri olan dükkanlarını neredeyse tümden kaybetme noktasına geldiler. Şöyle çarşıları rastgele dolaşınca bile bu durum görülüyor. Her yer satılık, kiralık ve devreden ilanlarıyla dolu.

Bugünlerde iktidarla muhalefet arasındaki bir önemli tartışma da esnafın durumuyla ilgili. İktidara göre kapanan esnaf dükkânı yok, muhalefete göre ise çarşılarda dükkanını kapatan çok sayıda esnaf var. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesi’nin verilerine göre, 2020’de her gün ortalama en az 273 esnaf iflas etmiş. Yine aynı yıl içinde 99 bin 588 esnaf kepenk kapatmış. En yoğun kapanmanın yaşandığı il sıralamasında İstanbul’un ardından ikinci durumda olan İzmir’de 6 bin 537 dükkân kepengini indirmiş.

Vatandaş ekmek kuyruğunda 1 liranın hesabını yapıyor

İçinde bulunulan ekonomik ve sosyal durumun en etkileyici göstergesi, ucuz ekmek ve sebze-meyve kuyrukları… İstanbul’da Ekrem İmamoğlu başkanlığındaki Büyükşehir Belediyesi fırında 2 liradan satılan ekmeği Halk Ekmek büfeleriyle ve mobil araçlarla vatandaşa 1 liradan ulaştırıyor. Bu karda kışta ekmeği 1 lira ucuza alabilmek için uzun kuyruklar oluşuyor. Ekmek büfelerinin sayısının artırılmasını ve mobil araçlarla ekmek satışını engellemeye kalkan iktidar, vatandaşın haklı tepkisi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.

Yaşanan ekonomik sıkıntıların bir başka çarpıcı görüntüsü, büyük marketlerde çiçek yağı gibi gıda ürünlerine, çocuk maması ve çocuk bezi gibi temel ürünlere elektronik kelepçe takılması oldu. Bütün bu görüntüler ve rakamsal veriler, Covit-19 döneminde yaşanan gerçekleri çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu yaşanan acılar, zorluklar, geçse bile toplumda derin izler bırakacak.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test