Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yeni yaşam tarzımız ne kadar sürecek?

30.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Covid-19 salgınının ülkemizi etkilediği on ile on bir aylık zaman diliminde bütün dünya ile birlikte yeni bir yaşam tarzına mecburi olarak geçmek zorunda kaldık. Zorunlu bir “değişim” yaşadık.

Bu değişim daha ne kadar sürer derseniz, halen hiç kimse ve hiçbir otorite bu sorunun yanıtını verebilecek durumda değil.

Ne idik ve şu anda ne haldeyiz?

Ekonomik sıkıntılar ve siyasette yaşanan dalgalanmalar, hepimizin günlük alışıldık konuları içindeydi. Değerini salgınla birlikte anladığımız “hareket” hürriyetimizi engelleyecek bir durum söz konusu değildi.

Ancak 1 Mart 2020 tarihinden itibaren alarm zilleri, gittikçe hızlanan sesler ve ikazlar içinde çalmaya başladı.

Toplum başlarda işi pek ciddiye almadı ve biraz da dinsel bir tevekkül ile karşıladı bu gizli ve endişe verici gerçekliği.

Nitekim şimdi büyükten küçüğe hepimiz adeta bir mecbur esaret içinde salgın kurbanı olarak korkuyla yaşıyoruz. Bu noktada artık şu soru akla geliyor: Daha ne kadar böyle yaşayacağız?

Bazı ipuçları ve haberler var. Öncelikle geliştirilen ve uygulanmaya başlanan aşılar ile devam eden yeni aşı ve ilaç çalışmaları söz konusu. Fakat tünelin sonunda görmek istediğimiz ışığa ilişkin bir emare yok ortada. Tek gündemimiz, sağlıklı kalmak ve “yaşamak” için ne yapmak ve nasıl davranmak gerektiği.

Öncelikle vücut sağlığımızı genel anlamda iyi durumda tutmak, bedenen dinç ve güçlü olmak için yapılması gerekenleri tatbik etmemiz gerekiyor. Ardından eğer varsa aşı olmak için sahip olduğumuz imkanı derhal değerlendirerek Covid-19’a karşı bizi koruyacak olan antikorun kanımızda oluşmasını sağlamalıyız.

Fakat nüfusumuzun fazla oluşu ve zengin ülkelerin doymak bilmeyen hırsı, bizim gibi ülkelerin ve durumu bizden daha kötü olanların aşıya ulaşmalarının önünde en büyük engellerin başında geliyor. Bu ülkeler için parası olsa dahi aşıyı satın alabilmek mümkün olamayabiliyor.

O halde yapılacak şey ve koyacağımız ilk hedef, “korunaklı bir yaşam” ile bu yeni koşullara tam anlamıyla adapte olmak.

Peki bunu yapmak kolay mı? Elbette hayır. Bu bir kültür meselesidir, eğitim anlamında doygunluk ve toplumsal mantalitenin gelişmişliği ile doğrudan orantılıdır.

Bunun olmadığı toplumlarda ve durumlarda iş kadere bırakılmaktadır.

Şu an önümüzde duran tablo şudur; dünya ekonomileri ve uluslararası ticaret giderek daralmaktadır. Toplumsal bilinç ise mevcut durumu karşılayabilecek noktanın çok uzağındadır. Yaşam kalitesi, işi olanların çalışma koşulları, işsizlik, büyük oranda kapalı durumda olan hizmet sektörü ve bir kısım perakende ticaret...

Aşı ve ilaç tedarikinde, ifade ettiğimiz gibi uluslararası gizli ve açık bir savaş söz konusudur. Fiyat politikaları da işin bir başka boyutu olarak karşımızda durmaktadır.

Bütün bu durum ve şartlar karşısında değişen yaşam tarzına uyum sağlamakta ne kadar başarılı olacağız? Cevap, sorunun içinde gizlidir; soruda geçen “uyum” kelimesi, yaşadığımız çağda sihirli bir sözcük olarak kabul edilmektedir.

İdame ettirmeye çalıştığımız ve aslında buna zorunlu olduğumuz yeni ve kısıtlı yaşama “uyum sağlama yeteneğini” gösterebilmemiz gerekiyor. Bunun için yılların birikimi olan alışkanlıklarımızı revize etmemiz, kısıtlı hayatımız içinde uzaktan da olsa insan ilişkilerini sürdürmeyi başarmamız, bunun için elbette teknolojinin sunduğu imkanları kullanmamız, kullanabilmemiz gerekiyor.

Sonuç ve gerçek ise şudur ki; Covid-19 adlı bu virüsün yol açtığı salgının kontrol altına alınması ve etkilerinin de bitmesi için tahminen iki yıl daha geçmesi gerekecek. Bu tahminin gerçekleşebilmesi için önkoşul ise sağlığımıza azami önem göstermek ve bilimsel olarak uyulması gereken kural ve şartlara tam anlamıyla riayet etmektir.

Virüsün ekonomide yarattığı zorlukları aşmak için tavizsiz olarak alınacak tedbirler büyük önem taşımaktadır. Milletçe bazı fedakarlıklara katlanıyoruz ve öyle görünüyor ki bir süre daha katlanmak durumunda olacağız. Evet, iki yıl daha değişimin getirdiği yeni hayat şartlarının esiriyiz; ancak güçlü biçimde uyum sağlayıp uygularsak, gerçekleri kabullenirsek, bunu bir esaret olmaktan kısmen çıkarmak, en azından motivasyon açısından kendimizi daha güçlü hissetmek mümkündür.

Bireysel ve toplumsal olarak bu uyumu sergilerken dış siyasette izlediğimiz manzara ise, ülkemizin bir abluka altında olduğudur. ABD, İsrail ve AB üyesi ülkelerin birçoğu, siyaseten karşımızda durmaktadırlar. Hedefleri, zafiyetimizi sağlamaktır ve sınırlarımızda yaşanan sorunlarla bizi esir etmektir.

Çare ise iktidar ve muhalefetin tüm siyasi unsurlarıyla birlik ortaya koymalarıdır. Siyasette birlik ile uluslararası sorunları, toplumsal birlik ve uyum ile pandeminin yarattığı sosyal ve ekonomik sorunları aşmak için gereken birikim ve yetenek, ülkemizde fazlasıyla vardır.

Bunu sağlayabilirsek, gerisi kolay.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 9 Mart 2021 Salı. Aşk. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 8 Mart 2021 Pazartesi. Aşk. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 7 Mart 2021 Pazar. Aşk. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnadına yapacağız” dediğ...

Yazarlar
Website Security Test