Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

EKONOMİK DEPRESYON VE GİFFEN ETKİSİ

23.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Pandeminin ağır etkileri ile birlikte ekonomimiz derin bir depresyon sürecine girmiş bulunuyor. Bazı meslektaşlar ekonominin stagflasyon, yani durgunluk içinde enflasyon yaşadığını söylese de durum daha da kötü. Zira stagflasyonda, ekonomik durgunlukta birlikte yüksek enflasyon yaşanır. Bunun bir alt kötü düzeyi ekonomik durgunluk yerine, yüksek enflasyon yanında ekonomik küçülme ve daralmada durumudur. Buna ekonomi dilinde buna slumpfasyon deniyor. Bununda daha kötüsü ise, yüksek enflasyon ile birlikte hem ekonomik küçülme, hem de yüksek işsizlik durumunun yaşandığı ekonomik depresyon durumudur.

Türkiye ekonomisi depresyona girmiş durumda…  Enflasyon oranı, enflasyon sepetindeki ayarlamalara rağmen, son 5 yıldır, yükseliş trendi içinde dalgalanmış olup,  2018 yılında yüzde 20’nin üzerinde değerlere ulaştı. 2020 yılında ise yüzde 15 düzeyine dayandı. Oysa tüm dünyada enflasyon sıfıra yakın düzeylerde seyrediyor. Türkiye Arjantin’den sonra dünya ikinciliğini aldı. Ekonomimiz, IMF verilerine göre, 2013 yılında ulaştığı,  kişi başına en yüksek gelir düzeyinden (12 489 dolar) 2020 de 7 715 dolara geriledi. Bu süreçte dünyanın 17. Büyük ekonomisi olmaktan 21. sıraya gerilemiş bulunuyor. Dünya sıralamasında yerimiz giderek geriliyor. İşsizlik oranlarına pandemi etkisi yansıtılmadığı ve iş aramaktan vazgeçenler dikkate alınmadığı halde,  yüzde 15 dolayına yakın bulunuyor. Genç işsizler ordusu ise yüzde 30 dolayında seyrediyor. Kısacası ekonomik depresyonun tüm özelliklerini yaşıyoruz. Pandemi nedeniyle esnaf kepenk kapatıyor ve burada çalışanlar işsiz kalıyor. Ticaret, inşaat ve ithalatın sürüklediği ekonomik yapılanma içinde ülkemiz üretken, verimli ve katma değeri yüksek ürün üretmekten uzaklaştı. Tarım, girdiler ve arz cephesinde,  yüksek enflasyon ve yüksek döviz kuru, yükselen ithal ilaç, gübre, mazot ve tohum ile kredi  ve elektrik borcu yüzünden; talep cephesinde ise aracı zinciri ve talep daralması nedeniyle çok zor durumda bulunuyor.  Ülke tüm tarım ürünlerini neredeyse ithal eder duruma geldi.

Ekonomide hal böyle iken, pandemi yüzünden kapalı kalan işletmeler, KOBİ ve esnaf kepenk indirdi. Buralarda çalışanların çoğu işsiz ve gelirsiz kaldı. Devletin doğrudan gelir desteği ya çok sınırlı kaldı, ya da sınırlı kesime ulaşabildi.  Hem işsizlikteki hızlı yükseliş, hem de enflasyonun ve döviz kurundaki yükseliş nedeniyle artan mutfak masrafları, kiralar,  kredi borçları, doğal gaz, elektrik ve su borçlarının altında toplumun büyük kesimi yoksullaştı. Asgari ücret yine asgaride kalarak derde deva olamadı. İşsizler, dar gelirliler ve emekliler geçim derdine düştü.  Toplumda orta direk çöktü; yoksulluk, yoksunluk ve açlık yaygınlaştı. Bu kesimler için pazar artıkları, askıda ekmek, askıda bakkal borcu, askıda kira ve askıda elektrik ve su borcu olguları yaşandı. Yoksullaşan halk kesimleri, sürekli gelir kaybı ve pahalılık karşısında,  ekonomi dilinde “düşük mallar” dediğimiz mallar olan, ekmek, pirinç ve makarnaya yöneldi. Bunların da fiyatlarının artmasına rağmen, yoksullaşma nedeniyle, et, süt ve peynir alamayan kesimler, bu kez daha çok ekmek, daha çok pirinç ve daha çok makarna ve yumurta almaya yöneldi. Yumurta ve pirincin fiyatı ikiye katlanmasına rağmen, et, süt peynir yerine bu gıda ürünlerini daha çok tüketir oldular. Bu olgu ekonomi dilinde Giffen Etkisi veya Giffen paradoksu olarak bilinir. Yoksullaşan halk, zorunluluktan fiyat artışına rağmen, düşük malları daha çok tüketme durumunda kaldı. Yoksullukta düşük malların fiyatı artsa bile, bu mallara olan talep artmaya devam eder.  Geçmişte İrlanda’nın 1845-1850 yıllarında yaşadığı ekonomik krizde, eti ve sütü İngiltere’ye satılırken, kendi yoksul halkı patates yiyerek geçimini sürdürdü. Patatese musallat olan mantar nedeniyle üretim düştü ve patates pahalandı. Ancak diğer ürünlere gücü yetmeyen yoksullar, yine patates talep etmeye devam etti. Bu süreçte milyonlarca insan açlıktan öldü ve bir o kadarı da ABD’ye göç etti. Bu durumu istatistikçi Sir Giffen gündeme getirdi ve A. Marshall, bu olguyu Giffen Paradoksu olarak adlandırdı. Türk halkı, Giffen paradoksunu, yanlış ekonomi politikaları sonucunda oluşan yüksek enflasyon, işsizlik, ekonomik depresyon ve pandemi nedeniyle, makarna, prinç ve yumurtaya yönelerek yaşıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 7 Mart 2021 Pazar. Aşk. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnadına yapacağız” dediğ...

Yazarlar
Website Security Test