Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bilimle el ele

15.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Atalarımız boşuna dememişler “her işin başı sağlık” diye… Kanuni Sultan Süleyman’ın Macaristan’daki Zigetvar kuşatması sırasında son anlarını yaşarken söylediği “olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” deyişi de çok ünlüdür. Muhteşem Süleyman’ın burada devletten kastettiği alışıldık anlamıyla “devlet” değil, kişinin sahip olduğu mal mülktür. Kısacası sağlıklı değilsen bir şeyin yok demektir. Geçtiğimiz yıl tüm dünyayı saran salgın hastalık ve onun yol açtığı travmalar, kısıtlamalar, acılar, yalnızlıklar, daha birçok olumsuzluklar, tam da sağlıkla ilgili yukarıdaki deyişlerin yaşanmış deneyimleriydi sanki.

Bir Türkmenistan atasözü ise diyor ki “akıldan iyi zenginlik, sağlıktan kıymetli şey yoktur.” Bana göre bu da önümüzdeki günlerin şiarı olacak bir deyiş. Çünkü akıl yerine bilimi koyduğumuz zaman çıkış yoluna da ışık tutmuş oluyoruz. İnsan bilime sarıldıkça umutlanıyor.

Aşı

Covid-19 belasına karşı birden fazla aşı bulunduğunu öğrendiğimde “iyi ki özverili, kendini insanlığa adamış bilim insanları var” dedim. Salgına karşı aşıyı ilk bulanlardan Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin yüreklerinin Türkiye sevgisiyle, Atatürk sevgisiyle dolu olduğunu öğrenince daha da mutlu oldum. Ama Rus, Çinli, Hintli, İngiliz, Amerikan vb. bilim insanlarının başarılarından da bir o kadar mutlu oluyorum. Ortalıkta dolaşan, komplo teorileri kokan haberlere karşın onların milyarlarca insanın iyiliği için çırpındıklarını duyumsuyorum. Bu nedenle bu çalışmaları alttan alta karalamaya çalışan “infodem”cilerden nefret ediyorum. Yalan haberleri, gerçeği araştırmadan dört bir yana yayanlardan hiç hoşlanmıyorum. Hele bunların gerisindeki emperyalist oyunları düşününce nefretim katmerleşiyor.

Bilkent buluşu Diagnovir

Aşının yanısıra içine hapis olduğumuz karantina koşullarından sıyrılmamızı sağlayacak baş etken aşılanmak elbette. Bundan kuşku yok. Ancak Bilkent Üniversitesindeki bir buluş uygulanabilirse önümüzdeki yıl kısıtlarımızı kaldıracak gibi gözüküyor.

‘Diagnovir’ adı verilen bu sistem COVİD-19 virüsünü 10 saniyede saptayacak. Özlem Yüzüak’ın yönettiği HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ” dergisinin 8 Ocak 2021 tarihli 250. sayısında, Bilkent Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar’ın bu konuda bir açıklaması var. Prof. Atalar’a göre, “Bilkent Holding ve Bilkent Cyberpark Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyet gösteren E-A Teknoloji şirketinin ortak çalışmasıyla yeni tip coronavirüs (COVİD-19/SARS Cov2) tespitinde kullanılabilecek ‘in vitro’ bir virüs tanı sistemi, ‘Diagnovir’ geliştirildi. Söz konusu buluş, COVİD-19 enfeksiyonuna sebep olan virüsü maksimum 10 saniye içinde basitçe ağız içinden alınan tükürük örneğinden tespit edebiliyor.”

Açıklamalara bakılırsa, sistem klinik çalışmalarda yüzde 99 başarılı. İki ay içinde patent girişiminin sonuçlanıp seri üretime geçilmesi bekleniyor. Havaalanı, tren ve otobüs terminalleri, lokanta, sinema, tiyatro, konser ve sinema salonları, stat, alış-veriş merkezleri gibi şu anda bulaş merkezi olarak belirlenen mekanlara giriş böylece daha rahatlayacak. Toplumsal gerginlik azalacak. Ayrıca bu yolla kendimizi de daha iyi denetleyebileceğiz.

Kuraklık Kaygısı

Önümüzdeki yıllarda başkabir ciddi tehdit ile karşı karşıya insanoğlu: İklim değişikliği, başka bir deyişle küresel ısınma. Bu tehdit de yaşamımızı sıkıntıya sokmaya, bizleri kaygılandırmaya bugünden başladı diyebiliriz. Yağmayan yağmurlar, azalan kar yağışları, sulanamadığından kuruyan topraklar ya da hatalı sulandığından tuzlanan tarlalar, boşalan barajlar, tüm bunlar bir karabasan olarak önümüzde duruyor.

Konunun uzmanlarından Prof. Dr. Kasım Koçak, “su kıtlığının çözümünde su tüketiminin sektörler arası dağılımı dikkate alınmalıdır. Türkiye genelinde toplam suyun yüzde 72’si tarımda, yüzde 12’si sanayide, yüzde 16’sı da içme ve kullanma amaçlı olarak tüketilmektedir. Gerek tarımsal, gerek sanayi ve gerekse bireysel amaçlı olsun suyu kullanan sonuçta insandır. Bu nedenle kullanıcıların bilinçlendirilmesi son derece önemlidir” diyor.

Bu kapsamda, Selim Türsen’in Hürriyet Ege’deki 4 Ocak tarihli yazısından, İzmir’de de küresel ısınmayla mücadelenin yollarını gösteren eğitimlerin yakında başlayacağını öğreniyoruz ve seviniyoruz. Martta çalışmaya başlayacak ‘Sasalı İklime Duyarlı Tarım ve Eğitim Araştırma Enstitüsü’nde“hava kirliliğinin en önemli nedeni karbon emisyonunu önleyen akıllı toprak, topraksız tarım, dikey tarım uygulamaları, karbon salımını azaltma gibi eğitimler verilerek toprağı korumanın, küresel ısınmayla savaşın yolları gösterilecek.”

Bilim insanlarının çabaları, geleceğe umutla bakmamızın çıkış noktası oluyor.

Dipnot:Sinovac aşısının ilk uygulamalarında hızlı bir gidiş görüldü. Bu ülkemizin aşılamadaki öncülüğünden ileri gelen olumlu bir durum. Ancak bundan sonrası belirsiz. Aşılamanın nasıl süreceği, aşıların ne zaman geleceği, aşılanan kişilere nasıl ulaşılacağı hala belirsizliğini koruyor ve kaygıları yaygınlaştırıyor. Sağlık Bakanlığından bu konuda doyurucu açıklamalar bekliyor kamuoyu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test