Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Turizm: 2020’de neydi, 2021’de ne olabilir?

8.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Turizm, Türkiye ekonomisini ayakta tutan dövizin girdisini sağlayan bir kaynaktır. Geçmiş dönemlerde yüzde 25’e yakın bir oranda döviz girdisinin gerçekleşmesini sağlamış ve bütçemizin önemli kaynaklarından biri olmuştur. Peki ne oldu?

Pandemi başladı ve 2020’ye girerken iyi durumda olan rezervasyonlar, hiç beklenmeyen ve umulmayan Covid-19 salgını ile buhar olup uçtu. Mart ayından itibaren hayatlarımızın akışı tamamen değişti. Türlü kısıtlamalarla ortalık altüst oldu. Söz konusu kısıtlamalar halen de sürmektedir.

Türk turizmi nasıl etkilendi bu pandemiden? Gelen turist sayılarımız yüzde 70 oranında azaldı. Turizm gelirlerimiz de kati olmamakla birlikte yine yüzde 70’ler seviyesinde geriledi. Böylelikle salgın, Türkiye’nin döviz girdisinin önemli kısmını sağladığını ifade ettiğimiz turizm sektöründeki tabloyu bütünüyle negatife çevirdi.

Birçok tesis salgın ortamında kapılarını açtı. Ancak bunların dikkate değer bir bölümü kapatmak durumunda kaldı. Açılamayan tesisler ise ne yazık ki ekseriyeti teşkil etti.

Özellikle yüksek yatak sayısına sahip konaklama tesisleri ve şehir otelleri, İstanbul başta olmak üzere yurt çapında dibe vurdu.

Haziran ortasına gelindiğinde ise özellikle Ege kıyıları, Muğla bölgesi, Antalya’nın kıyı ilçelerinde orta ve düşük kapasiteli butik tesislere yönelik talep görülmeye başlandı. Türkiye genelinde yerli ve yabancı 8-10 milyon kadar bir ziyaretçi söz konusu oldu. İnsanlar virüs endişesiyle özel, küçük ve sakin yerleri tercih etmeye başladılar.

Büyük kapasiteli konaklamaların yaşandığı 5-7 yıldızlı tesisler ise kendi müşterilerini buldular.

Şehir otelleri kelimenin tam anlamıyla dibe vurdu.

Peki kazanan olmadı mı bütün bu süreç içerisinde? Özellikle deniz turizmi ve yat turizmine rağbet tavan yaptı. Kısa bir duraklama yaşayan marinalar, yükselen talep ile gelirlerinde artışlar sağladı.

Çeşme, Marmaris, Bodrum, Didim vb. Ege ve Akdeniz merkezlerindeki küçük ve sakin noktalarda bulunan konaklama tesisleri yerli ve yabancı misafirlerini ağırlayarak belirli kazançlar elde etti. Yazlıklarda kalanların önemli bir bölümü de kışlık evlerine dönmediler.

Bütün bu tabloya rağmen Türk turizmi genel olarak yine de bütünüyle Covid-19 pandemisinin kurbanı oldu diyebiliriz.

Yapılan iyileştirmeler, kredi olanakları ve benzeri ekonomik desteklemeler darbeyi bir nebze olsun hafifletti; ancak sezon harap, bitap ve dolayısıyla moral olarak çöküntü içinde sona erdi. Pandemi olmasa 2020, 2019’a benzer şekilde geçebilirdi.

Ümitler ise 2021 baharına kaldı. Şimdi gelelim bu ümitlerin neler olduğuna.

Ümitlerin başında piyasaya sürülmekte olan aşıların etki göstermesi ve tedavi edici ilacın bir an önce keşfedilmesi gelmektedir. Pek çok ülke, anlaşma yaparak tedarik ettiği aşıları uygulamaya başlamıştır.

Tabi öncelikle insanlar “salgın gerçeğini” geç kabul etmişlerdir. Tedbirlere uyum giderek artmaktadır. Korku yayılmıştır. Tedbirlerdeki ciddiyet ve kısıtlamalara destek ve riayet kendisini göstermektedir. Şimdi önümüzde yer alan zaman dilimi kritik önem taşımaktadır. Haziran ayına kadar hem ülkemizde, hem de turizm pazarlarımızı oluşturan ülkelerde tablonun nasıl bir manzara çizeceği büyük önem arz etmektedir. Aşılar yapılır ve etkili olur, tedbirler kabul edilerek hazmedilir ve gereğince uygulanırsa bu manzara berraklaşabilir. Ancak gelen haberlerin bazısı iç açıcı değildir; zira tesislerimizin dikkate değer bölümünün hala kapalı ve hatta “satılık” durumda olduğu ifade edilmektedir.

Ekonomik teşvik ve destekler olmuştur ve bunlar fayda sağlamıştır. Ancak tek kelimeyle “yeterli” olamamıştır ve mutlaka artırılması gerekmektedir.

Yat turizmine talebin artması öngörülmektedir. Tekne turları ve mavi yolculuk konsepti, mevcut durumdan an az etkilenecek kesim gibi görünmektedir.

Hava ulaşım sisteminin aksamadan ve sağlıklı işlemesi kritik önem taşımaktadır; ancak burada da durumun ne olacağı, biraz önce saydığımız koşullara doğrudan bağlıdır ve dolayısıyla bir belirsizlik de yine söz konusudur. THY bu sene gayet etkili bir çalışma içinde olmuştur.

Ayrıca tanıtım faaliyetlerinin hız kazanacağını tahmin ediyorum. Zira bakanlık işi sıkı tutmaktadır. Ancak yine ve yeniden ifade ediyorum; bütün gidişat, gözle görülmeyen bir virüse karşı verilmekte olan sağlık mücadelesinin seyrine bağlıdır.

Netice itibariyle umutlu olduğumu söylemeliyim. Zira 2020’de açık kalmayı başaran tesislerimiz güzel bir sınav vermişlerdir.

2021, geride bıraktığımız sezondan daha iyi olabilir; neden olmasın? Ancak gevşemememiz ve büyük bir disiplin ortaya koymamız gerekiyor. Yine de 2019 seviyesini yakalamayı beklemek doğru olmaz.

Bu arada, salgının yarattığı gündem içinde sinsice yaklaşan bir başka tehlike daha var: Kuraklık ve susuzluk. Ocak ayını ortalamak üzere olmamıza rağmen yeterli miktarda yağış almış değiliz. Durum böyle sürerse yaz aylarında özellikle turizm merkezlerimizde yaşanacak su sıkıntısı, tesislerimizi doğrudan etkileyecek. Bu konuda yapılması gerekenlerin de vakit geçirmeden gündeme alınması büyük önem taşıyor. Hükümetin ilgili birimlerinin takip etmekte olduğu “Avrupa Yeşil Mutabakatı” sürecinin turizm ayağında yapılması gerekenlerin ivedilikle hayata geçirilmesi, sektörün yakın geleceği için olmazsa olmaz mahiyettedir. Konu önemlidir ve derhal adım atılması zaruridir.

Hayırlısını isteyelim ve umut edelim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test