Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ümit ve sağlık dolu bir gelecek yıl dileğiyle…

31.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yeni bir yılın arifesindeyiz.

Coronavirüs ve bölgemizde ihtilaflarla geçen bir yılı noktalarken, iyi niyet ve sağlık umutlarımızla 2021 yılını karşılıyoruz.

Küreselleşmenin önemi yaşadığımız bu Pandemi döneminde kendiliğinden ortaya çıktı. Sağlık alanında uluslararası işbirliğine duyulan ihtiyaç ve ülkelerin birbirlerinin dertlerine çare bulmağa çalışması 2020 yılında bize bir kere daha gösterdi ki, küresel bir köydeyiz. Bu köyün Türkiye’si bu sağlık krizinde, büyük bir ülkeye yakışanı yaptı.91 ülkeden vatandaşlarını aldı, evine barkına getirdi. Sayısız ülkeye elindeki sağlık imkânlarıyla destek oldu. Şimdi de aşının gelmesiyle nefes alacağımızı umuyoruz. Ama bütün bunların küresel boyutta cereyan ettiğini akıldan çıkarmayalım.

Bunlar 2020'nin meseleleriydi.2021 senesine gelince;   bir tarafta Türkiye'nin menfaatleri, diğer tarafta yabancıların iflah etmez Türkiye'yi değersiz kılma, dışlama girişimleri. ...

Manzara aydınlıktan uzakta görünse de, her gecenin bir sabahı olduğuna inananlardan olduğum için, ümit dolu bir geleceğin perspektifleri üzerinde duracağım.

Önceliğim Avrupa ilişkileri olacaktır. Avrupa Türkiye'ye ön yargısız yaklaşır ve ülkeler arasındaki tartışmalı konularda hakkaniyetten yana durup, taraf tutmadan davranacak olursa,  Türkiye ile uzlaşması sanıldığından da kolay olacaktır. Zira Türkiye Avrupa Konseyi, AGİT gibi kurumların kurucu üyesi ve Avrupa Birliği'nin de 2005'den beri müzakerelere bağlılığını sürdüren aday ülkesidir. Avrupa Birliği ülkelerinin peşin hükümlü davranmaya son verdiği takdirde, elbette Türkiye'nin davranışı da değişecektir. Buna ait ilk işareti Dış İşleri Bakanımızın 2021 yılını "Girişimci ve İnsani Dış Politika" yılı ilan etmesinde bulabiliriz. Bu değerlendirme bana göre Avrupa ile kural temelli sistemlere dönüş sinyalidir.

İkinci önceliğim ise Doğu Akdeniz ihtilafıdır.

Zira Doğu Akdeniz'de yalnız Türkiye'nin değil Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de meşru hak ve çıkarları vardır ve bunun gözetilmesi gerekir. Burada ülkemizin çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde bir dış politikanın sürdürülmesi gerekir.

Doğu Akdeniz'de barış, istikrar ve işbirliği ancak içinde Kıbrıs Türklerinin de olacağı kıyıdaş ülkeleri içine alan kapsayıcı bir yaklaşımla sağlanabilir. Doğu Akdeniz'de sorunları yaratan ülkeler maksimalist ve ön yargılı düşmanca politikalarını değiştirmedikçe sorunların çözümü olamazlar. Dolayısıyla burada, Türkiye'nin İsrail ve Mısır'la ilişkilerini yeniden serinkanlılıkla gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum. Daha geniş bir değerlendirme ile bu ülkelerin Fransa ve Kıbrıs Rum yönetimine bırakılmayacak kadar önemli olduğuna inanıyorum.

Üçüncü önceliğim ABD ile olan ilişkilerimizdir.

Trump yönetimi Türkiye'ye karşı anlaşılmaz bir yaklaşım sergilemiş ve bizim dış politikamızda kırılganlıklar oluşmasına neden olmuştur. Geçmişi geçmişte bırakmak gerektiğine inanan biri olarak, ABD'nin hukuken ve politika olarak yanlış yaptırım kararını yok kabul edip, yeni yönetimle el sıkışarak Türkiye'nin beklentilerini elde etmemizin gerekliliğine inanıyorum. Zira Türkiye yetmiş yıldır yaptığı doğru bir tercihle Batıyla ve Atlantik’le köklü müttefiklik ilişkileri içinde olmuştur. Bunun heba edilmeyeceğine de inanıyorum.

Bir diğer önemli önceliğim ise Türkiye ile Çin ilişkileridir.

Bu ilişkiler tarihi İpek Yolu'nun aldığı merhale ile bugün önümüze inanılmaz bir barış, istikrar ve refah projesinin kapısını aralamaktadır. İnanıyorum ki yakın bir gelecekte bugünkü adıyla Kuşak ve Yol girişimi yeni bir küreselleşme oluşturacaktır. Başından beri bu girişimin içinde yer alan Türkiye'nin,  2021 yılında da ilişkilerini arttırarak sürdürmesinin önemine inanıyorum. Bu ilişkinin yalnız ekonomik açıdan değil, bölge barış ve istikrarı açısından hayli önemli fırsat olduğu da ayrı bir gerçektir.

Ayrı bir öncelik ise Suriye politikasıdır.

Türkiye bana göre yapacağı her türlü fedakârlığı yapmıştır. Ülkemizde bulunan Suriye vatandaşlarının emniyetlerini temin ederek, bir an önce ülkelerine dönmelerinin yollarını bulmamız gerekmektedir. Zira burada bulunmaları bizlere olduğu kadar onlara da zor gelmektedir. Daha ileri günlerde onlara da, bizlere de çok daha zor gelecektir.

Kafkaslarda cereyan olaylarda Türkiye Azerbaycan'ın haklı davasını devlet ve millet birlik ve beraberliği ile sahiplenmiş ve desteklemiştir. Azerbaycan'ın hak ve adalet getirdiği Karabağ destanı unutulmaz bir zafer olarak gerçekleşmiştir. Şimdi iş masadadır. Türkiye burada Azerbaycan'ın haklı davasının dünyaya duyurulmasında ortak çalışmalar sergilemekle yükümlüdür.

Yunanistan ve Fransa ihtilafının ise diyalog yoluyla çözüleceğine inanıyorum. Kıbrıs Rum Yönetimi'nin hissi ve ihtiraslı politikasının da Almanya ile törpülenebileceğini umuyorum. Burada bize düşen, kredibilitenin yeniden inşası ve piyasa dostu reformlarla bilimin ve bulguların ışığında yol haritası çizmemizdir.

Elbette bütün bunları gerçekleştirirken diyalog en önemli sermayemiz olacaktır. Onun için ben 2021 yılının girişimci ve insani bir dış politika oluşturmasını diyaloğa bağlıyor ve Pandemiden ihtilafa diyalog yoluyla baş edemeyeceğimiz hiç bir sorunun olmadığına inanıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test