Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

21’inci yüzyılın üçüncü on yılı

31.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Acılarla, zorluklarla, sıkıntılarla, kısıtlamalarla geçen zorlu bir yılı ardımızda bırakıp, yeni bir yıla giriyoruz. 2021 yılı, aynı zamanda, on yıllık yeni bir dönemin başlangıcını da ifade ediyor. Bu nedenle de ayrı bir anlam ve önem kazanıyor.

Yeni dönem, yeni koşullar, yeni dinamikler

Coronavirüs salgınının tüm ülkeleri ve hayatın tüm alanlarını derinden etkileyip sarstığı günlerden geçiyoruz. Bu sarsıntı elbette ülkemizde de alabildiğine hissediliyor. Üstelik daha da derinden… İşte böylesi zorluklar içinde, yeni bir döneme yürüyoruz ve yeni bir yıla giriyoruz.

Gireceğimiz yeni yıl ve yeni dönem, hem dünyaya ve hem de ülkemize yeni koşulları ve yeni toplumsal dinamikleri de beraberinde getiriyor. Bu yeni dönemin ilk aylardaki ve yıllardaki başat konusunun, zorunlu olarak, sağlık ve buna bağlı aşılama işlemi ile aşı savaşları olacağı anlaşılıyor.

Teknolojik değişim, otomasyon, dijitalleşme

Halen yaşadığımız salgın koşullarını bir yana bırakırsak, geçen on yıllık dönemin temel belirleyenlerinin; teknolojik değişim, üretimdeki otomasyon ve hayatın tüm alanlarına damgasını vuran dijitalleşme olduğunu ifade edebiliriz.

Aslında bu olgular ve faktörler, üretimle birlikte üretim ilişkilerini de doğrudan etkiledi. 20’inci yüzyılın üretimdeki belirleyicisi olan sanayileşme dinamiği, yerini yepyeni üretim biçimlerine bıraktı. Artık üretimde robotlardan, yapay zekâdan söz edilir oldu. Hayatın her alanında dijitalleşme öne çıktı. Gördüğümüz kadarıyla, pandemi koşulları bu süreci daha da hızlandırdı. Klasik alışkanlıklarımız tümden değişmeye başladı.

İklim değişikliği, çevresel yıkım ve toplumsal eşitsizlikler

Yaşamı doğrudan etkileyen iklim değişikliği, çevresel yıkımlar ve toplumsal eşitsizlikler gibi coğrafi ve sosyolojik değişimlerin, önümüzdeki dönemde de ağırlıklı sorun olacağını düşünüyoruz. Ülkeler ve toplumlar, bu önemli sorunlarla baş edebilmek adına yeni arayışlara yönelecekler.

Bu gelişmelere koşut olarak, açlık, işsizlik, yoksulluk, gelir adaletsizliği ve göç hareketlerinin; pandeminin getirdiği ek zorluklarla birlikte daha da büyüyerek, önümüzdeki döneme damga vuracağını düşünüyoruz. Bu durum elbette ekonomik ve politik gelişmeleri de doğrudan etkileyecektir.

Proletaryadan prekaryaya

Hayata ve toplumsal gelişim sürecine ekonomi-politiğin penceresinden bakınca, 20’nci yüzyılın ve geçtiğimiz dönemlerin temel belirleyeninin, sanayileşme ve buna koşut üretim ilişkileri ile sınıflar mücadelesi olduğunu görürüz. Bu reel toplumsal gerçek, üretimde sınıflar mücadelesini ve uluslararası literatürde ‘proletarya’ olarak adlandırılan emeğin konumunu ve örgütlenmesini öne çıkarmıştır. Pek çok tarihsel ve siyasal gelişme de buna koşut olarak yaşanmıştır.

Şimdi içinde bulunduğumuz yeni dönemde, yeni üretim biçimleri ve yeni üretim ilişkileri ile karşı karşıyayız. Yeni dönemin önemli bir kavramı da ‘prekarya’dır. Prekarya, İngiliz iktisatçı Guy Standing’e göre, yeni bir toplumsal sınıfı tanımlamaktadır. Kısacası, işsiz, güvencesiz, geleceksiz bir toplumsal kesimin ifadesidir. Pandemi koşullarıbu süreci daha da tetiklemekte ve prekaryayı büyütmektedir.

Distopyadan ütopyaya

Neo-liberal ekonominin içine düştüğü sıkışma ve kapitalist ülkelerdeki otoriterleşme; başta gelir adaletsizliği ve toplumsal eşitsizlikler olmak üzere, dünyada yaşanan sorunları ve problemleri ağırlaştırmıştır. Günümüzde, küresel servet dağılımından en üst yüzde 1’lik kesimin aldığı pay yüzde 50 iken, en alttaki yüzde 50’lik kesimin aldığı pay yüzde 5’in altındadır.

Bu çarpıcı veriler, geniş toplumsal kesimlerin nasıl bir sarmalla karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, aynı zamanda tüm insanlık için derin bir ‘distopya’ anlamına gelmektedir. İçinde bulunduğumuz pandemi koşulları, bu distopyayı daha da ağırlaştırmaktadır.

Yeni bir uygarlığın inşası

Şimdi önemli olan, bu zor ve zorlu distopya döneminden nasıl çıkılabileceği, yeni bir ütopya yaratılıp yaratılamayacağıdır. Bunun yolu da, hayatın yeni değerler doğrultusunda yeniden yapılandırılmasından geçmektedir. Bu konudaki ayrıntılı görüşlerimiz için, ‘Korona Distopyasını Yeni Bir Toplumsal Düzen Ütopyasına Dönüştürmek’ başlıklı makalemize bakılabilir. (SD Dergi Temmuz - Ağustos 2020 / Sayı 115-116)

Yeni bir yıla ve yeni bir döneme girerken, yaşanan tüm olumsuzluklara karşın geleceğe umutla bakıyoruz… Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, umudumuz ve ütopyalarımız tükenmez!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test