Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Orta hasar bilmecesi

18.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sisam Adası’nın yaklaşık 10 km kuzeyindeki fayın kırılmasıyla 30 Ekim günü, AFAD verilerine göre Mw=6.6, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre Mw=6.9 büyüklüğünde bir deprem oldu. Daha sonraki günlerdeki kayıtlara göre, büyüklüğü 4’ün üzerinde 48 adet olmak üzere yaklaşık 4 500 artçı sarsıntı yaşandı. Bu deprem sonucu ne yazık ki 117 vatandaşımızı yitirdik. Hepimizin başı sağolsun. Yaralı sayısı 1032.

Hasar raporu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 81 ilden getirdiği bin kadar personeli, kent genelinde yaklaşık 150 bin binada hasar tespit çalışması yaptı. Bunun sonucunda çoğunluğu Bayraklı, Karşıyaka ve Alsancak bölgesinde olmak üzere, 3 bin 828 bağımsız bölümden oluşan 652 binada ağır hasar, 9 bin 48 bağımsız bölümden oluşan 778 binada orta hasar saptandı. 71 bina için acil yıkım kararı verildi. Oransal olarak değerlendirirsek, bu bölgedeki binaların binde 3’ünde geri dönülmez hasar, binde 4’ünde ise güçlendirme ile giderilebilecek hasar oluşmuş. Hafif ya da az hasarlı bina sayısı ise yüzde 4 civarında.

‘Yapı Denetim Kuruluşları Birliği’ İzmir Şubesi Başkanı Osman Akbaşak dostumuzun vurguladığı gibi yapı denetimi uygulamasının başladığı 2000 yılından bu yana bölgede inşa edilen yaklaşık 95 bin binada yalnızca az hasar gözlenmiştir ki bunun da tüme oranı onbinde14 civarındadır. Bu düşük oran, Bayraklı yöresinde 2 kattan fazla bina yapılmamasını savlayan hocalarımız için uyarıcı olur umarım.

Yüksek yapılara gelince

İzmir Büyükşehir Belediyesinin, yeni kent merkezindeki yüksek yapılar için İzmir İnşaat Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde ve diğer ilgili teknik meslek odalarının da katkılarıyla hazırladığı‘teknik önermeler’ 2011 yılında imar planı notlarına işlendi. O tarihten sonra yöredeki yüksek katlı binalar, 2018 tarihli son deprem yönetmeliğinin koordinatörü Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu’nun hazırladığı bu önermelerde belirtilen koşullar çerçevesinde inşa edildi.

Deniz Sipahi, Hürriyet Ege’deki 21 Kasım tarihli yazısında, Nuray Aydınoğlu’na dayanarak “Bayraklı’da aynı zemin koşullarında 2011 yılından bu yana yapılmakta olan yüksekliği 60 metreden fazla yüksek binalarda ve temellerinde 30 Ekim depremi sonrasında herhangi bir yapısal hasar görülmediğini” belirtiyor.

Nuray Aydınoğlu’nun tespitleri, yörede yüksek yapıları “kategorik olarak” reddeden kişilere adeta bir ders niteliğinde.

Orta hasarlılar ne olacak?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, depremde binaları yıkılan afetzedeler için yaklaşık 3 bin konut yapmayı planladı. Bu konutlar, yıkılan ya da ağır hasarlı binaların sahiplerine verilecek. Bu konutların bir bölümü yıkılan binaların boşaltılan arsalarında, bir bölümü ise Bayraklı’da Şehir Hastanesine komşu yapılacak. Umarım bu planlamada Atatürk Ormanına zarar verilmez. Ağaç keserek bina yapmak Çevre adını taşıyan Bakanlığa yakışmaz.

Gelelim orta hasarlılara… Bu binalarda yaklaşık 40 bin kişinin oturduğu varsayılabilir. Bu vatandaşlarımız zamanında zar zor aldıkları bu binaları nasıl güçlendirebilecekler? Sayın Bakan, özellikle imar haklarında yardımcı olacaklarını açıklarken bunun nasıl gerçekleşeceğine ilişkin ipucu vermiyor.

Nereden baksanız bine yakın binanın güçlendirilmesi için 3-4 milyar liralık bir maddi kaynak gerekiyor. Ayrıca, güçlendirme işinin projelendirilmesi ve doğru uygulanması için nitelikli teknik elemanlar, işgücü vb. temini vatandaşlarımızın tek tek altından kalkabilecekleri bir iş değil. Hele yaşadığımız salgın koşullarında bu daha da zor.

Vatandaşlarımız belirsizliklerden ruhsal bunalım içinde. Birçoğu yayılma hızı kesilemeyen covid-19 salgınını bile düşünmüyor. Kafa karıştıran söylemlerden dolayı evlerine dönmek istemeyen çok kişi var. Belediyenin her türlü imkanıyla kiracılara tahsis ettiği 5 yıldızlı Hilton otelinin bile ancak yüzde 20’si dolabildi. Yükseklikten ürküyor vatandaşlarımız herhalde.

Bayraklı, Karşıyaka, Alsancak bölgesinde az hasarlı binalarda mal sahipleri bölünmüş bir durumda. Tehlike olmadığı halde binalarının yıkılıp yeniden yapılmasını tartışıyorlar. Çünkü bir takım ‘Prof’lar bilir bilmedik, “en korkuncunu yaşamadık daha” deyip duruyorlar. Yetkililer, bu nedenle, tüm bu karmaşık havayı yatıştırmak için toplumbilimcileri (sosyologları), ruhbilimcileri (psikologları) harekete geçirmeli. İyi ele alınırsa basın-yayın kuruluşları bunda etkin olabilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test