Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kapalı kapılar ardında Brexit çıkmazı

11.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dört buçuk yıllık bir süreyi geride bırakan Brexit kâbusu, Birleşik Krallık gündeminden bir türlü çıkamıyor. Anlaşma olmasına kesin gözüyle bakılırken, işlerin birden ters dönmesi akla başka soruları da getiriyor. İngiliz medyasının, yaşananları  “tiyatro” olarak tanımlaması aslında konuyu çok iyi özetliyor ama çözmüyor.

Boris Jonhson hükümetinde Brexit’le ilgili süreçleri yürütmekten sorumlu ekibin, Avrupa Birliği Brexit ekibi ile günler süren masa başı çalışmaları netice vermedi ve AB ekibi Brüksel’e geri döndü. Bunun üzerine Boris Johnson, dümene bizzat geçerek, Brüksel’e gitti ve İngiliz tarafının taleplerini kabul ettirmek için elinden gelen çabayı gösterdi. Medyaya yansıyan yönüyle görüp bildiğimiz bu ancak Brexit haberlerini, Brüksel’den ve Londra’dan yayınlayan haberciler, yapılan canlı yayın röportajlarında siyasilerden gelen açıklamaları ve sordukları sorulara net cevaplar alamıyor olmalarını farklı yorumluyorlar. Çünkü ‘Onlar’a göre, bu kadar tecrübeli siyasinin aylardır bu konu üzerinde çalışıp hala bir arpa boyu yol alamamış olmalarının başka bir açıklaması yok.

Öte yandan, muhalefet kanadı Labour ise Johnson hükümetinin bu süreçteki halini “felaket” olarak yorumluyor ve kesinlikle Boris Johnson’ı “beceriksizle” suçluyor.

Kapalı kapılar ardında dönenlerin, medyaya yansıyanlardan farklı olma ihtimali elbette var ancak bu gerçekler ne zaman ortaya çıkacak, herkes bunu bekliyor çünkü aralık ayının bitmesine bir kaç hafta kalmışken, ocak ayından itibaren yüksek vergiler ödemeyi,  ticaret ve seyahatin kısıtlanmasını kimse istemiyor.

Öte yandan, AB, “biz size dört buçuk yıl önce bizden ayrılmanız durumunda ne olacağını söylemiştik, bugün de aynı şeyleri söylüyoruz, maden ayrılmak istiyorsunuz size özel uygulamalar yapmamızı beklemeyin” şeklinde yaklaşıyor.

İngiliz tarafı ise, AB ile olan ticaret, seyahat, ulaşım, iş, eğitim gibi konularda nasıl bir potansiyele sahip olduklarını ve bu kadar katı kurallar uygulanırsa zararlı çıkan tarafın AB ülkeleri olacağını, bu nedenle mutlaka “eşit şartlarda anlaşma” sağlanmasının zorunluluk olduğunu savunuyor.

Boris Johnson’ın Brüksel’e yaptığı seyahat maalesef işe yaramış görünmüyor. Her iki tarafın da anlaşma sağlanamadığını açıklamasının ardından, sürecin bitmediği, tarafların görüşmelere devam edeceği duyurulsa da pek de umut vadeden bir durumla karşı karşıya olunmadığı biliniyor.

Görüşmeleri tıkanma noktasına getiren konuların başında Balıkçılık geliyor. AB, Birleşik Krallık sularını maksimum düzeyde kullanmak istiyor. Özellikle Fransa açısından çok önemli olan bu konu, Fransız balıkçıların yılda 600 milyon İngiliz Sterlin’i kazanmalarına neden oluyor. AB, üyesi Fransa’nın haklarını korumak için bu konuda ısrarcı olmaya devam ediyor, Birleşik Krallık sularını aynı çerçevede kullanmaya devam etmek istiyor. Birleşik Krallık ise, söz konusu suların kullanımının “önceliklendirilmesi” ve önceliğin de İngiliz balıkçılarda olması gerektiği konusunda diretiyor. Mesele sadece bu da değil, AB en az 10 yıl süreyle Birleşik Krallık sularından elde ettikleri avantajların devam etmesini istiyor, İngiliz tarafı ise çok daha kısa bir süreye onay verebileklerini, 10 yıla onay veremeyeceklerini söylüyor.

Her iki tarafın anlaşamadıkları konulardan sadece bir kaçı balıkçılık alanında. İş dünyasının endişesi ise, detay gibi görünen bir kaç “küçük” denebilecek mesele yüzünden, ayrılık sürecinin “anlaşmasız” bitip, çok daha ağır bir bilanço ile karşı karşıya kalmaları çünkü yapılan hesaplara göre eğer “no deal” ile ayrılık olursa, bunun Birleşik Krallık ekonomisine maliyeti pandemiden çok daha sarsıcı olacak. Birleşik Krallık yıllık ihracat gelirinin  %43’ünü AB ülkelerinden elde ettiği için, “no deal” durumunda uygulanacak vergiler hesaba katıldığında tablo oldukça karamsar görünüyor. Öte yandan, Birleşik Krallık’ın, AB ülkeleri dışında, diğer ülkelerle özellikle potansiyel gördüğü ülkelerle yeni anlaşmalar yapması da olumlu adımlar olarak yorumlanıyor. Türkiye’nin de bu fırsatı kaçırmayarak, Birleşik Krallık’ın bir numaralı partneri olmasının önemi daha da ortaya

Elbette, “akıllı siyaset” gereği, bunu yaparken, vize ve çalışma izni gibi konularda önemli insiyatifler elde etmeyi de ihmal etmemesi gerekiyor.

 

Gözde Sapanlı / Birleşik Krallık

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test