Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ankara, İzmir’den gelen sesi duy!..

27.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

1950’li yılların sonları, 1960’lı yılların başlarında, daha “genç bir gazeteci iken”, o günün “fikir ve eylem” akımlarının çatışmalarının ortasına düşen bir “okuyan ve düşünen olarak”, ben de Şevket Süreyya Aydemir’in “kendini yazdığı ‘Suyu Arayan Adam’ kitabından” çok etkilenmiştim…

O yılların üzerinden 60 yıl geçti; yarım asırdan fazla…

Bugün, İzmir’de “beni etkileyen bir başka adam var”, bu adam da “Suyu Koruyan Adam!..”

“İş adamı” Avni Ersoy, son dört yılını bütün zamanını ve parasını “İnsanlarımıza ve yetkililerimize ‘Su tasarrufunu’ anlatmaya” adadı…

Ne zaman karşılaşsak, daha “Merhaba, nasılsın” demeden, başlıyor; “Su tasarrufu için neler yaptığını” anlatmaya… Okul müdürlerinden, kışla komutanlarından, cami imamlarından, üniversite rektörlerinden, bakan yardımcılarına, valilerden, kaymakamlara, iş adamlarından, gazetecilere kadar “ulaşabildiği herkese” yaklaşan “bir büyük Dünya felaketinin alarm zillerini duyurmak için” çaba harcıyor… Bastırdığı “Neden Su Tasarrufu” adlı broşürünü, “su tasarrufu sağlayan çeşme musluklarını” dağıtıyor… Binlerce broşür ve binlerce musluk…

İzmir’deki bu çabaları, “Ankara’ya ulaştırmak”, problemin çözümünün “asıl merkezine sesini duyurmak için” kaç defa ülkemin başkentine gitti, sayısını ben unuttum…

Evet, “Dünya felaketi”; susuzluk… Artık bilimsel olarak da ortaya çıktı ki, “yakın bir gelecekte, dünyadaki ‘temiz ve içilecek, tarımda kullanılacak suyun kaynakları’ artan dünya nüfusuna yetmeyecek”; yeryüzünün her tarafında “Su savaşları” başladı bile…

Acı gerçek şu; ülkemizde her hafta “küçük bir barajı dolduracak kadar ‘kullanma ve içme suyu’ boşuna harcanıyor”; evlerde, okullarda, camilerde, kışlalarda, tarımda, sanayide!..

Ve herkes şunu iyi bilmeli ki, mesela, “İzmir’in Manisa’dan gelen suyunu”, bir gün gelecek “Manisalılar ‘bizim suyumuz, biz susuzuz’ diyerek kesecek” ve vermeyecek!..

Avni Ersoy arkadaşım, “bana konuyu açtığı zaman”, ona söz verdim; “Elimden gelen her yardımı yapacağım!..”

Bu sözümü tutuyorum…

Peygamberimiz Hazreti Muhammed demiş ki; “Su tasarrufu SADAKADIR!..”

İzmir’in pek çok camiinde “bu söz duvarlarda” asılı; Avni kardeş bastırdı ve dağıttı…

Türkiye, “içme ve kullanma bakımından” zengin bir ülke değil!..

Türkiye’nin nüfusu son 10 yılda, “gelen Suriyeliler başta yasal ve kaçak gelen ve burada yaşayan göçmenler hariç” 12 milyon arttı!..

Dünyada ve ülkemizde “iklim değişiyor”; kurak geçen günlerin sayısı hızla artıyor!..

Eğer “Ankara, bütün yurtta ‘su tasarrufu tedbirlerini yaygın hâlde almaya” hemen başlamazsa, “yakın” yarınlarda Anadolu’nun ne hâle geleceği çok açık!..

Ey siyasetçiler, “sen – ben kavgasını” bırakın da, “ülkemin ve ülke insanımın yarınlarını düşünün, “yapılması gerekenleri el ele beraberce yapın!..”

Bunların başında geliyor; tıpkı “gıda sorunu” gibi “su sorunu” ve “su tasarrufu”; yarın çok geç olacak!..

 

Beni bile şaşkına çevirdiler!..

Yooo, bu kadarı da olmaz!..

Her gün yeni bir karar, her gün yeni bir tedbir, her gün “dün kaldırdığın tedbiri, bugün yediden koyma”, her gün “aynı hikaye”, her gün “aynı sözler”, her gün… Her gün…Her gün… “Saklananlar, açıklanmayanlar!..”

85 yaşındayım, 65 yıldır “faal olarak” gazetecilik yapıyorum… Türkiye’de, belki “normalde 3 – 4 neslin ancak yaşayabileceği kadar olayı, gelişmeyi, darbeleri, depremleri, krizleri, kavgaları, savaşları bu yıllar içinde yaşadım” ve gördüm, yazdım…

Yani, “Türkiye’de hiçbir şeyin artık şaşırtamayacağı cinsten olan” insanlardan biriyim… Zaten öyle de “övünüyordum”; “Türkiye’de artık beni hiçbir şey şaşırtamıyor, şaşırtamaz!..”

Sen misin övünen; bakınız açık açık yazayım; beni Pandemi de şaşırtmadı, şaşırtamaz da… Ben ve ailem, İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarını “yokluklar içinde, hastalıklar ve salgınlar içinde, hatta depremler içinde” ve de “karne devrinde” Doğu Anadolu’da, Çaldıran’larda, Van’larda yaşadık.

Amma… Bugün… Pandemi ile mücadelemizdeki tablo, beni her gün, evet her gün şaşırtıyor!.

Üç kelimeyle ifade edeyim; “Şaşkına döndüm, dönüyorum!..”

Bilmem, Ankara’dakiler “bu tablonun ne ifade ettiğini” anlayabilecekler mi?..

 

Sözün Özü

İnanamıyorum; bu durağa nasıl gelindi;  “İnanıyorum ki, rahmetli Aslan Amcamızın (Türkeş) mezarında kemikleri sızlıyordur!..”

 

Erdem ve Politika…

Özgürlüğe dayanmayan politika gerçek politika değildir. Politikada batıda gelişen ve demokrasinin vazgeçilmez olarak vazettiği özgürlükler göz ardı edilirse, fikirler boğulur, yalan ve tehdit artarsa, şahsiyetsizlik itibar görür de yalakalık alkışlanırsa, demokrasi yöneten bir rejim olmaktan çıkar. Kokokrasi olur!..”        Ali Naili Erdem

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

YORUMSUZ…

“Seyyar Kâbe” Adıyaman’da… “Kâbeci geldiii…Bir tur at… Sınırsız Şeytan taşla…Limitsiz ibadet et… Sadece 10 TL.”

Soruyorum: Doğru mu?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test