Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Deprem ile salgın arasında sıkıştık!

13.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Toplum olarak son dönemlerde ardı ardına öylesine olumsuzluklar yaşıyoruz ki, doğrusu hangisi ile uğraşacağımızı şaşırıyoruz. Bir yanda coronavirüs salgınının giderek daha da yayılan tehlikesi, diğer yanda İzmir’de yaşadığımız depremin getirdiği acılar ve hayatımızdaki etkileşimleri, günlük yaşamımızı alabildiğine etkiliyor.

Hele bütün bu olumsuzluklara, son dönemde ülkemizde etkileri daha da çok hissedilen ekonomik-sosyal ve siyasal kriz de eklenince, hayat hepimiz için doğrusu çekilmez ve katlanılmaz hale geliyor.

 

İçeri girsek deprem, dışarı çıksak coronavirüs!

30 Ekim’de yaşanan deprem, İzmir ve çevresinde önemli etkileşimler yarattı. Bu depremin en büyük tahribatı da Bayraklı’da oldu. Depremde 115 canımızı kaybettik. Bini aşkın insanımız yaralandı. Çok sayıda hemşerimiz evsiz kaldı.

Depremin yarattığı yıkımın yanı sıra, bir başka büyük etkisi de, İzmir ve çevresinde meydana getirdiği korku iklimi oldu. Sonrasında yaşanan artçı sarsıntılar da,doğrusu bu korkuyu daha da tetikledi. Deprem korkusunun etkileri, başta İstanbul olmak üzere ülkenin fay hatları üzerinde bulunan önemli bir kesimine kadar uzandı. İlginç olan; deprem korkusu insanları dışarıda kalmaya zorlarken, coronavirüs salgınından korunmak için evde kalınma zorunluluğu da tam tersini gerektiriyordu. Doğrusu insanlar bu ikilem içinde nasıl davranacaklarını bilemiyorlardı.

 

Rıza Bey Apartmanı’nın düşündürdükleri…

Bayraklı’da çok sayıda konutun yıkılmasına yol açan depremin simge mekânı Rıza Bey Apartmanı oldu. Bu durum bize, yazın dünyamızın önemli bir kalemi olan rahmetli Tarık Dursun K.’nin ‘Rızabey Aile - Evi’ isimli romanını hatırlattı. Tarık Dursun K. bu güzel eserinde, 1950’li yılların İzmir’ini ve İzmir’e göçle gelen insanların öykülerini anlatmıştı.

Tarık Dursun K. edebiyatımızda ve sinema alanında, İzmir’i ve İzmirliyi en iyi anlatan ustalarımızdandı. Vefatından kısa bir süre önce, İZFAŞ Genel Müdürlüğü görevinde bulunduğumuz dönemde, İzmir Fuarı etkinlikleri kapsamında kendisine onur ödülü verilmişti. Eğer Tarık Ağabey yaşıyor olsaydı, acaba İzmir’in deprem günlerini ve insanlarını nasıl anlatırdı?

 

Türkiye, ‘deprem gerçeği’ ile yüzleşiyor mu?

Aslında deprem, aklımızdan hiç çıkmaması gereken bir gerçeklik. Ülkemizin başta İzmir ve İstanbul olmak üzere pek çok önemli kenti ve yöresi, deprem fayları üzerinde bulunuyor. Bu durum, yönetimlerin ve yönetim sorumluluğu taşıyanların yükünü ağırlaştırıyor. Bu görevlerde bulunanlar, acaba depremle ilgili sorumluluklarının ne kadar ayırdındadırlar? Ya da sorumluluklarının gereğini yeterince yerine getirebiliyorlar mı? Bu soruların ve yanıtlarının da, elbette derinlemesine düşünülmesi, irdelenmesi ve tartışılması gerekiyor.

Öncelikle de depremle ilgili konularda bugüne kadar yeterince duyarlılık göstermeyen merkezi yönetimin tutumu sorgulanmalıdır. Depremin çok önemli temel mesele ve tehlike olduğu bir ülkede, ‘imar affı’ çıkarılarak, güvensiz yapıların meşrulaştırılması kabul edilemez. 1999 büyük Marmara depreminden bu yana toplanan deprem vergilerinin nerelere harcandığı konusunda da, toplum bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır.

 

Depreme karşı ‘toplumsal seferberlik’ gerekiyor 

Deprem ülkemiz ve halkımız için her daim büyük bir tehlikedir. Üstelik ne zaman ve nerede bu gerçekle karşılaşılacağı da bilinmemektedir. İşte bu nedenle, bu tehlikenin göğüslenebilmesi ve bu doğal afetle baş edilebilmesi için topyekûn bir toplumsal seferberlik gerekiyor.

Bu seferberlikte temel ve öncü güç, merkezi idare ile yerel yönetimlerin iş ve güç birliği yapmasıdır. Böylesi bir yaklaşım başarılabildiği ölçüde, diğer sorunların çözülmesi de kolaylaşacaktır.

 

‘İzmir dayanışması’ Türkiye’ye örnek oluyor

Deprem sonrasının en anlamlı gelişmesi, İzmirlilerin depremde mağdur olan hemşerilerini yürekten kucaklaması oldu. ‘İzmir dayanışması’ olarak tanımlanan bu büyük dayanışma seferberliği, hem yürekleri ısıttı, hem de tüm ülkeye örnek oldu. İzmir, bu konuda da farkını ve farklılığını gösterdi.

Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, bu dayanışmayı örgütleyen, emek veren, katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara; İzmir’e, İzmirliye el uzatan herkese; İzmirliler olarakiçtenlikle teşekkür ediyoruz. İzmir Depremi ve yarattığı acılar, hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test