Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Deprem ve İzmir...

13.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir'de çok büyük bir afeti yaşadık. 7 büyüklüğündeki deprem hepimizi perişan etti ve fevkalade korkuttu. Yüce Rabbim(cc) bir daha yaşatmasın. O ne korkunç durumdu. Bu yaşa kadar böyle bir durum yaşamadım. Her taraf inanılmaz bir gürültüyle sallanıyordu. Zaman geçmek bilmiyordu. Korkudan kaskatı kesilmiştik. Kaç gün geçmiş olmasına ragmen, halâ tedirginiz. Her an sallanıyor gibi hissediyoruz. Geceleri endişe içinde, huzursuz bir şekilde yatağa giriyoruz.

- En büyük zararı Bayraklı bölgesi yaşadı. Maalesef 17 bina yıkıldı. Şu satırları yazarken,(İnşallah artmaz) 115 kardeşimizi kaybettik. Birçok insan da yaralandı.

- Deprem sonrası; kurtarma çalışmalarına iştirak eden, vatanın her taralından gelen, tüm kurtarma ekiplerine minnettarız. Fevkalade üstün bir gayret ve başarı sergilediler. Hayatlarını hiçe sayarak çok sayıda kardeşimizi, enkazın altından kurtardılar. Son ana kadar gayret gösterdiler. Rabbimin(cc) lütfü ile küçük yaştaki evlâtlarımızı da kurtardılar.

- Aynı şekilde felakete uğrayanların yardımına koşan, destek sağlayan Merkezi Hükümete/Belediyelere/Sivil Toplum Örgütlerine/Vatandaşlara/Gençlere de müteşekkiriz. İnşallah bir an önce yaralar sarılır ve afetzedeler sıcak ve sağlam meskenlere yerleştirilirler. Şu an her taraftan her türlü yardım yağmaktadır. (Bu arada bu felâketi fırsat sayan, hırsızlara/asalaklara/ahlâksız- lara/yağmacılara/karaktersiz pisliklere de dikkat etmek gerekir. Ne yazık ki, toplumumuzda, bu tiplerin sayısı az değildir. Yalova, Sakarya ve Kocaeli depremlerinde, şehirlerin nüfusu aniden çok ciddi artışlar göstermişti. Zira ne kadar şerefsiz fırsatçı varsa doluşmuştu.)

1- Hepimiz biliyoruz ki; Türkiye, deprem bölgesidir. 500’e yakın fay hattı vardır. Bu yüzden devamlı tedbirli olmamız, taviz vermememiz, titiz bir denetim mekanizmasını gerçekleştirmemiz şarttır. Zira; deprem öldürmez, çürük/çarık inşaatlar öldürür. Nitekim Bayraklı’daki yıkımların da sebebi; malzemeden çalmalar, inşaat tekniğine aykırı davranışlar ve denetimsizliktir.

 

2 – Ülkemizde mevcut riskli tabloya rağmen vahim hatalar yapılmaktadır:

a) Ülkemizde; her konuya yön verebilen, tüm partilere baskı yapabilen, bir "müteahhit mafyası" mevcuttur. Bunlar tüm iktidarlara yön verebilmektedir. (Tüm Avrupa’da 25 bin müteahhit vardır. Türkiye’de 453 bin müteahhit mevcuttur. İpini koparan inşaatçı olmaktadır. Bunların baskısı ile 18 yılda İmar Kanunu 22 defa değiştirilmiştir. İhale Kanunu dejenere edilmiştir. Devlet denetimi yok edilmiş, ücretleri müteahhitçe ödenen özel denetim kurumlarına meydan bırakılmış, suistimallerin önü açılmıştır. Ve “Müteahhitlik Kanunu” çıkarılmamıştır.

b) İmar Afları ile en büyük ihanetler sergilenmiştir. Sadece son İmar Affında İzmir’de 811 bin 453 adet (çürük, kaçak, sakat) yapı aftan faydalanmıştır. Tüm ülkede bu sayı, 109 milyon 79 bin olmuştur. İktidar, 24 milyar TL’lik gelir uğruna, halkının hayatını hiçe saymıştır.

c )Torpil, kayırma, politik baskı ve rüşvet konuları ayrı birer faciadır. Ülkede liyakat listemi yok edilmiş, mutlak itaat ve sadakat geçerli kılınmıştır. Görevini yapmak isteyen, dürüst, vatanperver kişilere hizmet şansı bırakılmamıştır. Bu arada Çevre Bakanlığı’nın tutumu da ayrı bir faciadır. Belediyelerin izin vermediği konularda bakanlık devreye girmekte ve ahlaksızların yolu açılmaktadır. (Özellikle muhalefet partisinin kazandığı belediyelerde durum daha da vahimdir.) Ne Koordinasyon ne de denetim kalmıştır.

d) Sağlıklı bir mesken politikası için yıllardır toplanan “Deprem Vergisi” tutarı 35 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak konu ile ilgili harcamalar yapılmamış, gösteriş yatırımlarına aktarılmıştır. (Konu ile ilgili olarak yapılan harcama tutarı sadece 20 milyar TL’dir.)

e) Ahlâksızlık, gözü doymazlık, rant hırsı zirve yapmıştır. İnşaat sektörü tam anlamı ile dejenere olmuştur. Halkın çıkarları değil müteahhit mafyasının menfaatleri tercih edilmiştir. (Yap/İşlet uygulamaları ise ayrı bir faciadır.)

f) Denetim olmadığı için inşaatların teknik hesaplara uygun olarak yapılmaması, malzeme hırsızlığı, proje dışı yapımlar, ruhsattan sonraki değişiklikler olağan hale gelmiştir. Tek amaç daha fazla kâr etmek olmuştur.

g) Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin tecrübeleri terk edilmiştir. Ahşap Kolonlar/Hımış Stili/Dolma Direklerinin kullanılması vb. uygulamalar yok olmuştur. (MS Safranbolu Evleri, örnek alınabilir.)

h) Sanayinin İstanbul/Kocaeli vb. az sayıda ilde toplanmasına göz yumulmuştur. Yüce Rabbim(cc) korusun, bir afet durumunda doğabilecek çok büyük zarar gözardı edilmiştir. (Başta savunma sanayi olmak üzere, bunlar Anadolu’ya yayılmalıdır.)

 

3- Neler yapılmalıdır?

- On yıllık başkanlık dönemimde en büyük korkum ve çalışma alanım, “Deprem riski” idi. Bunun için:

a) İTÜ/Boğaziçi/ODTÜ/İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü/Ege ve 9 Eylül Üniversiteleri ile devamlı olarak her konuda (Metro ve Büyük Kanal Projeleri/Ege- Kent ve Evka inşaatları vb.) işbirliği yaptık. Beraberce, "İzmir Deprem Master Plânını”, "İmar Plânını”, "Yüksek Yapılar Yönetmeliğini" hazırladık.

- Bütün bu çalışmalarımız (politik görüşleri bizden farklı olmasına ve çok sayıda konuda beni engellemek istemelerine rağmen) inşaat mühendisleri, makina mühendisleri, jeoloji mühendisleri, elektrik mühendisleri, şehir plâncıları, mimar odaları ile işbirliği yaptık. Kendilerine vize yetkisi verdik. Asansör ve kaloriferleri denetleme yetkisi tanıdık. Danışma Meclisi üyesi yaptık. Bir kısmını kendi bürokratlarımızla beraber Japonya'ya, KOBE Depremini incelemeye yolladık. Tüm odaların birer temsilcisini, üniversite mensupları ile birlikte, "Yüksek Yapılar İnceleme Komisyonu”na aldık. EgeKent ve EvKa inşaatlarının kontrollüğünü verdik. Tüm inşaatların zemin etütlerini ve projelerini denetleme yetkisi verdik. (Başta Sn. Prof. Dr. Mustafa Erdik olmak üzere, tüm akademisyenlere ve meslek odalarının mensuplarına İzmir adına müteşekkirim.)

b) Valilik, askeriye, özel sektör ve belediye olarak, (Bir afeti; harp, sabotaj vb. durumlarda koordinasyonu sağlamak üzere) "Acil Durum Plânı” hazırladık. Tüm kesimlerin sahip olduğu makina/ekipman ve potansiyelin envanterini çıkardık.

c) Belediyemiz bünyesinde Genel Sekreter Yardımcısı Talat Şimdi’nin koordinasyonunda, "Arama/Kurtarma/Tabii Afetlerde Acil Müdahele Birimi” kurduk. Ayrıca fuardaki bir binamızda devamlı, "Kriz Masası" ihdas ettik.

d) Ege Belediyeler Birliği üyesi 11 şehrin ihtiyaçlarını da hesaba katarak, Hollanda’dan çok büyük miktarda itfaiye/kurtarma araç ve gereci ithal ettik. 21 Ekim 1998 den itibaren çok sayıda itfaiyeci ve acil servis doktoru Hollanda’da eğitime başladı. Eğitici oldu. Bilahare Buca’da “Afet Eğitim Merkezi”ni kurduk. Yurt içinden ve dışından çok kişiye eğitim verdik.

e) Bütün ilçelerde itfaiye şubesi kurduk. En geç 5 dakikada ulaşma imkânı sağladık.(Kurtarma ekipmanlarını buralara dağıttık.)

f) Yine bütün ilçelerde, (Rabbim muhtaç etmesin) "toplanma alanı" olabilecek rekreasyon alanları yaptık. (Toplam,62 milyon 640 bin 370 metrekare alanı kapsayan, 1 milyon 500 bin 760 adet ağaç dikimini öngören 1 trilyon TL maliyetli 25 adet projeyi başlattık. Büyük bölümünü de bitirdik.)

g) EgeKent ve EvKa projeleri ile 32 bin sosyal konut inşa ettik. Orta ve dar gelirlileri ev sahibi yaptık. Tarıma elverişli olmayan alanları seçtik. Çok ciddi zemin etütleri yaptık. Kendi elemanlarımıza üniversitelere ve İnşaat Mühendisleri Odası’na denetim görevi verdik. Üçlü denetim hiç taviz vermedi çok titiz çalıştı. Ve çok şükür bugüne kadar bu yapılarda hiçbir sıkıntı doğmadı. (Bu müşterek çalışmanın bir başarısıdır.)

Özetle; her ilgili kurum ve kişiyle danışarak ve beraber çalışarak elimizden gelen gayreti gösterdik.

h) Şimdi iktidarın; çok titiz bir denetim sistemi kurması, tavizsiz davranması, üniversiteler, meslek odaları, belediyeler ve Çevre Bakanlığı işbirliğini sağlaması, inşaat mühendisliği eğitimini kaliteli hale getirmesi (şu anda 192 adet inşaat mühendisliği fakültesi vardır. Yılda 10 bine yakın mezun verilmektedir. Ne yazık ki kalite çok düşmüştür. Bu arada mimarlara, mühendislik öğretilmemektedir) Mesleki sorumluluk sigortası kurulmalıdır. Toplumun tümüne (ana okulundan başlayarak) deprem eğitimi verilmelidir. Müteahhitlik Kanunu çıkarılmalıdır. İhale mevzuatı açık, net, şeffaf ve dürüst hale getirilmelidir. Konu ile ilgili cezalar ağırlaştırılmalı ve tavizsiz uygulanmalıdır. İmar Affı ihanetlerinden vazgeçilmelidir. Tarım alanlarının, kıyıların, toplanma noktalarının ve çürük zeminli bölgelerin betonlaşmasına izin verilmemelidir. Hiçbir gerekçe ile gözü doymazlara, hırsızlara, sahtekârlara ve mafyaya imkân sağlanmamalıdır.

- Yüce Rabbim(cc) akıl vermiş. Lütfen, yeni facialara yol verilmesin...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Kskli Atilla

12.12.2020 - 09:59
Netice ne sn. başkanım izmir gecekondu çöplüğü imarli binalar yikildi 100 küsur insan gitti. Bunda kentsel dönüşüm için imar plani cikarmayan yerel yönetimin hic mi suçu yok. Dag taş hala gecekondu dolu imar plani fln.da yapilmiyor buca karabaglar bayrakli karsiyaka da bile cumhuriyet mah. var somali gibi denilince kiziyor belediye. Izmire bu göçüp gelen köylü yiginlarinin şehirleşmeye direnmesiyle duzelemez. Kimliksiz 4 milyon kusurluk insan yığını. Malesef sanayi değil ticaret degil turizm degil ne oldugu belli olmayan Kasaba kent.
Yazarlar
Website Security Test