Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı; ''Erdoğan ‘fikri iktidar’a ulaşamayacak!..''

23.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci / Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminde bulunan önemli olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– Cumhurbaşkanı Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni'nde “Hükümet olmakla muktedir olmak, muktedir olmakla iktidar olmak arasındaki farkı iyi biliyorsunuz. Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu iyi biliyoruz. Bunun için de fikri iktidarımızı da hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim” dedi. Ülkeyi yönetecek yönetim / yasama / yargı güçleri temsilcilerinin “uymaları gereken fikri iktidarının ilkeleri eğitimden iç ve dış politikaya, hukuk, inanç ve sosyal yapılanmaya kadar” TC Anayasası’nda yazılmış ve 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarında oluşmuş değil midir?.. AKP, “yeni bir fikri iktidar” mı yaratmak istiyor; neden?

K– Cumhurbaşkanı yerinde bir tespit yapmış. Her şeye rağmen hâlâ fikri iktidarını tesis edemediğini değerlendiriyor. Ülkenin kabaca yarısının belki de yüzde 40’ının değil; tamamının dünyaya yaklaşımının kendi “fikir” çizgileri doğrultusunda olması gerektiğini, bunun için çalıştıklarını ancak hâlâ başarılı olamadıklarını ifade ediyor. Bu fikir çizgisi, sizin de belirttiğiniz, Anayasamız ile ifade ve vücut bulan Atatürk Türkiye’si Cumhuriyeti’nin tam aksi istikâmetinde, “dinci ve rantçı” bir fikir çizgisi ve kanımca ülkenin tamamını o “fikir çizgisi”ne getirmeleri hiçbir zaman mümkün olmayacak.

GÖZLEM– CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bu konuda bile sessiz kalması” eleştirilere yol açtı; “Ana muhalefetin liderliğinde zafiyet” iddialarını güçlendirdi; ne diyorsunuz?

K– Bence bu konudan ziyade, ki çünkü zaten bu konuda niyeti belli olan Erdoğan da başarısız olduğunu ifade etmiş, örneğin bir Berberoğlu kararında Anayasa Mahkemesi’ni (AYM) dinlemeyen yerel mahkemeye karşı çok daha keskin ve hızlı tepki verilebilirdi. Gerçi daha sonra yaptığı değerlendirmede, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Akın Gürlek”i doğrudan hedef alarak “Ne hakkı, hukuku diyor. Bütün kirli işleri bana gönderin diyor. Bana bir göz kırp, ben gereğini yaparım diyor. 10 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edilirken Akın Gürlek oradaydı. ... Adaleti katleden kimdir derseniz adı Akın Gürlek’tir. Yeni Zekeriya Öz’dür” çıkışını yaptı. Doğru da oldu. Bu kadar hukuka aykırı bir karar veren ve bu kararı niye verdiği belli olan bir kişi hakkında bu ifadeleri kullanması en azından bundan sonraki adımları önleme ya da açığa çıkarma adına bir katkı sağlayabilir. Bu yönde hareket etmeyi düşünenleri de korkutabilir. Sorunuza gelirsek, hep söylediği gibi, Kemal Bey aşırı tepki vererek merkez ve kararsız seçmeni ürkütmekten korkuyor. Onun için normalde laik bir kişinin vereceği tepkileri anında ve o kararlılıkla vermekte temkinli davranıyor. Bir hata yapmaktan ve bunun da CHP’ye karşı “dinsiz” algısı yaratılmak için kullanılmasından endişe duyuyor.

GÖZLEM– Tarım ve ona tabi olarak gıda politika ve uygulamaları, “kendi kendine yeterlilikten, tümüyle ithalata dayalı” hâle geldi. Son olarak “buğday” başta tahıl ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı. Bu, Türk çiftçisi yerine, ithalat ağının uzandığı ülkelerin çiftçilerine destek anlamına gelmiyor mu?

K– Sadece o ülkelerin çiftçilerine değil, aynı zamanda hükümetlerine de destek anlamına geliyor. Çünkü bu ülkelerin hükümetleri zaten çiftçilerini destekliyorlar. Öyle olmasa ürün fiyatları bizim ülkemizden daha düşük olamazdı. Ama sadece bu da değil. Bu ülkelerden bu döviz yokluğunda dolarla alacağımız ithal ürünlerin bir kısmını, tam olarak 100 bin ton un ve 10 bin ton yeşil mercimek ve nohudu alınan son Cumhurbaşkanlığı kararıyla Suriye’ye yardım amaçlı bedava göndereceğiz. Oysa aynı hükümetin ortağı, Türkiye’de halk ekmek bulamadığı için “Askıda ekmek” kampanyası başlatıyor.

GÖZLEM– Camiler ve Din Görevlileri Haftası Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı “Bu hayatın albenisine kendini kaptırıp nefsinin esiri olan kişi dünyasını da ahretini de kaybeder. İmtihan dünyasında kul, varlıkla beraber yoklukla, nimetlerle beraber külfetle de sınanır… Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta ise sabretmektir… Gerçek mümin, musibetler karşısında, ‘Kahrın da hoş, lütfun da hoş’ diyerek acıyı bal eyleyendir. Kur’an-ı Kerim bizlere ‘Her zorlukla beraber muhakkak bir kolaylığın’ olduğunu müjdeliyor” dedi. Bu sözlerin üzerinden bir ay geçmeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın sunduğu bütçede, “Cumhurbaşkanlığına, TBMM’ye ve bakanlıklara alınacak araçlar” ile ilgili şu rakamlar yer aldı: “Bu yıl için 22 binek otomobil alması öngörülen Cumhurbaşkanlığı, gelecek yıl 30 otomobil, ayrıca 5 minibüs, 5 pick-up, 5 panel, 2 de otobüs, TBMM, 8 binek otomobil (Araç başına bedel en fazla 215 bin lira olacak) ve 2 otobüs, Milli Savunma Bakanlığı 5 binek, İçişleri Bakanlığı kaymakamlık hizmetlerinde kullanılmak üzere 30 binek, Dışişleri dış temsilcilik hizmetlerinde kullanılmak üzere 4’ü arazi 7 binek, Kültür ve Turizm 3 binek (finansmanı hibe), Çevre ve Şehircilik 1 binek otomobil (finansmanı hibe), Ticaret Bakanlığı da 30 binek otomobil” alacak. Bu tablo konusunda ne düşünüyorsunuz?

K– Cumhurbaşkanı Erdoğan fakir ve dindar kesime “yoklukta sabredin” derken, kendisi israfta sınır tanımıyor. Kamu idarelerinin bu yılın ilk 6 ayı ile geçen yılın ilk 6 ayında yaptıkları harcamalar karşılaştırıldığında, yüzdelik olarak en fazla gider artışı yüzde 273 ile Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’nda oldu. İkinci sırada ise yüzde 219.5’luk artışla yine Cumhurbaşkanı Strateji ve Bütçe Başkanlığı geldi. Saraylar’ın harcaması 22 milyon liradan 82 milyon liraya, Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nınki ise 51 milyon liradan 164 milyon liraya yükseldi.

Bitmedi; Hafta içinde 2021 Bütçesi açıklandı. Burada da tasarruftan eser yok. Giderler 1 trilyon 346 milyar lira. Gelirler 1 trilyon 101 milyon lira. 245 milyar liralık açık var. Ama hükümete 270 milyar lira daha borçlanma yetkisi verildi. Ayrıca bankalara da 54 milyar liralık borçlanma senedi verilecek. Yani açığa rağmen harcamalar daha da artacak. Cumhurbaşkanı’nın gelecek yıl örtülü ödenekten harcayacağı tutar da 6,7 milyar lira olacak.

GÖZLEM– KKTC’deki seçimler “türlü iddialar” içinde yapıldı ve ikinci turda Başbakan Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı mağlup ederek, Cumhurbaşkanı oldu. Bu sonuç, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz geriliminde elini güçlendirecek” şeklinde yorumlanıyor. KKTC’de “Çözüm konundaki iki başlılığın kalkması ve KKTC – Türkiye yakınlaşması ile ‘KKTC’nin tanınması’ yönünde adımlar atılacağı” da söyleniyor. Sizin görüşünüz?

K–Sanırım Tatar’ın kazanmasında Erdoğan’ın son anki müdahalesinden ziyade, son dönemde tüm çabalara ve Kuzey Kıbrıs Türk halkının istemesine karşın Rum tarafının işi yokuşa sürmesinden dolayı Federasyon tipi bir yapılanmanın uygulanamayacak olacağının anlaşılması etkili oldu. Tabii KKTC’de federasyon isteyen bir Cumhurbaşkanı ve yönetim olsaydı, bu durum Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki mücadelesinde ve pazarlığında elini zayıflatırdı. Şimdi en azından burada bir birliktelik var. Öte yandan Türkiye, KKTC’nin tanınması için gerekli adımları atacak olsaydı, bu zamana kadar atardı. Niçin mesela Erdoğan’ın özel bir yakınlığı olan Katar ya da şimdi uğruna savaşa girmeyi göz aldığımız, isterlerse asker göndereceğimizi açıkladığımız Azerabaycan hâlâ KKTC’yi tanımıyor? Sadece tanınma değil, çok çeşitli ambargolar var. Bunların kaldırılması için herhangi bir çaba gösteriliyor mu? Tabii dış politikada, Erdoğan iktidarının KKTC adına diğer ülkelerden katkı istemesinin en zor olduğu bir dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla “tanınma” açısından elle tutulur bir ilerleme kaydedileceğini zannetmiyorum.

GÖZLEM– Kamuoyu yoklamalarında “yükselişe geçtiği” görülen İyi Parti’de Genel Başkan Meral Akşener’e bile “Bu saldırıları bekliyorduk” dedirtecek gelişmeler oldu. Kurultay’da “Teşkilatlanmadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın‘ın hazırladığı “Oy verilmeyecekler” listesinin dağıtılmasından sonraki “Merkez sağa mensuplar” gruplaşmasına, listenin başında konulan İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın CNN’de Ahmet Hakan’ın programında “Partinin İstanbul İl Başkanı’nın FETÖCÜ olduğunu” iddia etmesi ve “Genel Başkan’a defalarca söyledim, kurucu olmasını önledim, ama İl Başkanı olmasını önleyemedim” açıklaması eklenince, bardak taştı. İstanbul ilçe başkanları ile il başkanları “Özdağ’ın ihracını” isteyen müracaatlar yaptılar. İl Başkanı Saltuk Buğra Kavuncu da “iftira” diyerek mahkemeye başvurdu. Gazeteci İsmail Saymaz Sözcü’de “İYİ Parti genel merkezindeki iddialara göre ‘Özdağ, Libya’daki MİTÇİ şehitlerin konusunda Meclis’e gönderilen fezleke dolayısı ile sıkıştırıldı; Meral Akşener MİT Başkanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a ‘Bu konuda elinizde bilgi var mı’ diye sordu, onlar ‘Yok’ dediler” diye yazdı. Sizce bu gelişmelerin arkasında ne var?

K– İktidar, Cumhur İttifakı ile iktidarını koruyamayacağını, Cumhurbaşkanlığı seçiminin de zora girdiğini görünce birbiriyle içiçe bir kaç planı devreye soktu. İyi Parti’den merkez, kararsız ve hatta gerçek MHP’li seçmene hitap edecek isimleri ayıklayıp, HDP’yi de iyice ötekileştirerek CHP’ye eklemli algısı yaratmak, bu sayede de İyi Parti’yi Millet İttifakı içinden çıkartarak kendine yaklaştırmak. Kurultay’da İyi Parti’de merkez sağa veya gerçek milliyetçilere hitap eden bazı siyasetçilerin önü, MHP ile ilişkisini koparmadığı iddia edilen Koray Aydın aracılığıyla kesildi. Akşener buna nasıl göz yumdu? Bu liste sayesinde Parti’nin yükselişini engelleyecek bir sorunlar dizisi ortaya çıktı. Böylece İyi Parti’nin AKP’den ve MHP’den oy çalmasının önüne geçilmek isteniyor. Bunun için iktidar içinde “Güçlendirilmiş parlamenter sistem”e dönük yeni bir metin hazırlanmaya başlandığı, bu kullanılarak Akşener’in yeni bir anayasal değişikliğe onay vereceği bir öneri getirileceği, bunun için de İyi Parti içinde Cumhur İttifakı’nın işine gelmeyecek ve bu ittifaka kesinlikle karşı olan kesimlerin Koray Aydın’ın listesi aracılığıyla gözden düşürüldüğü anlaşılıyor. Ümit Özdağ’ın durumunu biraz farklı görüyorum. Başından beri yalnız hareket ediyor. Merkez sağdan değil ülkücü. Akşener izin vermezse disipline sevk edilemez. Ama bir sonraki olayı ne olacak? İpleri koparmış gözüküyor. İyi Parti’de ne kadar şansı kaldı bilemiyorum. Tekrar MHP’ye dönüp başkanlığa oynayabilir mi? O da uzak bir ihtimal. Libya olayıyla sıkıştırılmış olabileceği çok zorlama bir iddia. Ama İyi Parti il başkanının FETÖ’cü olduğuyla ilgili çıkışı bana biraz fevri bir çıkış, liste olayına tepki gibi geldi. Eğer bunu iddia edecekseniz, Akşener de kendisine daha önce sormuş, kanıtınız olması gerekir. Gerçek olsa bile kanıtınız olmadan bunu iddia ederseniz, haklıyken haksız duruma düşersiniz. Bence bu iddianın arkasında kanıtlarıyla duramazsa, politik olarak kariyeri yara alır.

GÖZLEM– Bu gelişmeler İYİ Parti’yi ve Millet İttifakı’nı nasıl etkiler?

K– İyi Parti oylarını arttırmak için merkez ve kararsız seçmeni hedeflemekten vazgeçer ve MHP’nin boşalttığını düşündüğü alana kayarsa, bu İyi Parti için iyi olmaz. Çünkü ancak belli sayıda “milliyetçi” seçmen var. Bunlar da MHP veya İyi Parti’ye oy verecek. Buna karşı merkez ve kararsız seçmen sayısı çok daha fazla. Belki şu anda AKP’ye giden yüzde 15-20’lık bir kesim merkez seçmen. Buna her kamuoyu araştırmasında en az yüzde 11 çıkan “kararsız” seçmeni ekleyin. Bu seçmenleri hedeflemek varken sadece “muhafazakâr milliyetçi” seçmeni hedeflemek niye? Eğer İyi Parti bu yolu seçerse bu hem kendisi için iyi olmaz. Hem de Millet İttifakı’na katkısı sınırlı olur. Ancak bu gelişmelerin Millet İttifakı’nı bozacağına inanmıyorum. Oradaki tek tehlike Akşener’in Cumhur İttifakı’nca hazırlanacak “Güçlendirilmiş parlamenter sistem” taahhüdüyle kandırılması ve AKP’nin iktidarını sürdüreceği yeni bir yönetim yapısı kurulması. Ancak Akşener’in bu kadar saf olacağını sanmıyorum.

GÖZLEM– Son günlerde “döviz ve altın fiyatları” adeta stabil hâle geldi. Merkez Bankası’nın “faiz konusundaki” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

K– Merkez Bankası politika faizini piyasadaki beklentilerin aksine arttırmayarak 10,25 puanda tuttu. Piyasa 150-300 baz puan arasında artış bekliyordu. İlk anda dolar 12 kuruş, euro 24 kuruş fırladı. Buna karşın Geç Likidite Penceresi faiz oranını yüzde 13,25’den yüzde 14,75’e çıkardı. Böylece politika faizi arttırmadan faiz arttırmış oldu. Yani kendince “çaktırmadan” örtülü bir faiz arttırımına gitti. “Parasal takkiye” yaptı. Piyasadaki oyuncuların toplantıdan önce ciddi bir faiz arttırımı yapılacağını düşünmelerinin sebebi gece gördükleri rüya değildir. Normalde Merkez Bankası uygun dille, değişik yöntemlerle beklentiyi yönetir. Zaten ciddi bir güven bunalımı yaşanıyor. Bu tür “ters köşe”ler ile dövizin, altının gevşemesi çok daha zorlaşacak. Onun da ötesinde “yukarının” ekonomiden hakikaten de anlamadığı ve yürütmenin ekonomik kararlarından güven duymaya imkan olmadığı ortaya çıkıyor. Geç Likidite faizleri mevduat faizlerine yansısa ve TÜİK’in enflasyon rakamları gerçek olarak kabul edilse bile, mevduat faizleri resmi enflasyonu “ancak” geçmiş olacak. Bu durumda ekonomi ve dış konjonktürdeki bütün riskler dikkate alındığında, bu oranlar ve yaratılan “güvensizlik” ortamı tasarruf sahiplerinin döviz veya altınını bozdurup uzun vadeli olarak TL mevduata yönelmesi için kesinlikle yeterli olmayacak. Bunun üstüne bir de ekonomideki esas sorunları ve yürütülen dış politikayı ekleyin. Dış kaynak ihtiyacı var. Rezervler yetersiz. Sadece dışarıya değil, içeriye bile döviz cinsiyle borçlanmak çok riskli. Bu etkiler devam ettikçe dövize talep azalmaz. Yapılması gereken dış dünyayla ilişkilerin düzeltilmesi ve bunların bir risk unsuru olmaktan çıkarılması. Bütçede disiplin, tasarrufa yönelinmesi ve ısraftan kaçınılması. Sosyal güvenlik, sağlık, altyapı gibi kronik açıklara kalıcı tedbirler alınması. Bunları da bu iktidarın gerçekleştirmesi zor gözüküyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, “ekonomide ve hukukta reform” açıklamaları,...

Yazarlar
Website Security Test