Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Siz hangi mezarda yatıyorsunuz?

9.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sığındığımız ne varsa mezarımızdır!

Ev, sevgili, eş,  nikâh,  ebeveyn, tanrı, din, parti, ideoloji...

Sığınıyorsak mezarımızdır.

Ama bu kadar değil.

Sığındığımız ne varsa aptallığımızdır. Sizi zerre umursamayan sevgilinizin aslında size meftun olduğunu düşünmek, ettiğiniz duanın kansere iyi geleceğini ummak, ideolojik saçmalıkları kervan yolda düzülür diyerek es geçmek ya da hiç görmediğiniz bilmediğiniz muhatap dahi olamadığınız bir hayâl-tanrıyla konuşup kendinizi hâlâ rasyonel görmek!

Sığındığımız ne varsa mezarımız ve akıl hastanemizdeki yatağımızdır.

Aşk bir mezar olabilir kendimize, sevgilimiz ile gömüldüğümüz. Varoluşumuzu çoğaltmak yerine boğduğumuz bir zindana dönüşebilir aşk. Kendini değerli hissetmek için çocuğuna sığınan ebeveyn ona en büyük kötülüğü ederken farkına bile varmaz. Çocuğu kendine benzetir ve dallarını budar ruhunun. Annesine sığınan erkek, Oedipus’un mirasını bugüne taşır. Erkek olamamanın acısını sevdiği kadından çıkarır. Sığındığımız ne varsa içimizdeki öfkeyi tetikler. Acziyet, haset halinde nükseder. Varlığımızı yükselteceğimiz yerde ötekinin varlığına düşman kesiliriz. Eksik olduğumuz için sığınırız ve sığındıkça eksiliriz.  Neye sığındığımıza bağlı, kötüleşerek.

Bu kadar masum sayılabilir mi? Mevzubahis insansa, bu kadar masum olabilir mi?

Sığınmak bir tercihtir. İhtiyaçtır. Kabulleniş ise bir çıkara tekabül eder. Kendimizi kandırıyorsak çıkarımız gerektirdiği içindir çoğu kez.

Çok az insan gerçeğin ateşiyle temas ettiğinde yanmayı tercih eder. Çok az insan dürüsttür çünkü sığındığına. Çok az insan sığındığının farkındadır çünkü.  Tanrı’ya edilen dualarda o sığınma arzusu haykırılsa da bunu özgür iradesiyle yaptığına inanacak kadar saf ve bazen kendini kandıramayacak kadar zayıf ve zavallıdır insan.  Zavallılığını bilir ve buna ses etmez.  Güçsüz düşürülmüş, özgürlüğünden edilmiş ve eksik bırakılmış varlığına daha rahat katlanabilmek için ses etmez.  Lakin ne kadar da azdır acziyetinin bilincinde olan.

Bakın çevrenize: İçerde ya da dışarıda; iki kişi arasında ya da toplulukta; sanalda ya da gerçekte; aynaya bakarken ya da böbürlenirken ortalıkta, onca insanın nasıl bu kadar kararlı bir saldırgan, saplantılı bir partizan, gözü kara bir Fundamental’e dönüştüğüne bakın. Ve düşünün üzerine biraz.

Kendi olamadıkları için onlara biçilen rol modellerini oynamaktan başka bir şey yaptıkları yok aslında.  Sözüm ona “antiemperyalizm”den dem vururken başka halkların en temel haklarını (ana dilde eğitim) yok sayan ve tam bu anda ağzından çıkanı kulağı duymayan bir ulusalcıyı düşünün mesela.  Ya da kendini dünyanın haksızlığa uğramış en adil milleti olduğuna inandıran ama mesela aynı anda Viyana’yı fethetme hayalleriyle tutuşan ırkçı milliyetçinin ne dediğine bir kulak verin.  Devam edin ve Siyasal İslam kulvarından geçerek dinden çıkanın kanını dökmeyi kendine hak gören bir cihadistin bu kadar kıyıcı vahşete rağmen nasıl kendini hâlâ haklı gördüğü üzerine kafa yorun. İnsanlığı, kendi ve diğerleri (müslim-gayrimüslim) olarak ikiye bölme cüretine rağmen hâlâ inandığı şeyin barış olduğuna yemin eden dindara hayretle bakın sonra.  Orada da durmayın ve boşandığı karısı geri dönmüyor diye, sokak ortasında, kızının yanı başında kadıncağızı öldüren erkeğin bakışlarındaki meşruiyete dikin gözlerinizi.

Tüm bu “hikâyeler”ine konomipolitik analizi ve/ ya da sosyotarihsel sebepleri üzerine sizin zaten fikriniz var. Ama bu nalıncı keseri misali hep kendine yontan hep kendini haklı çıkaran insanın saplanıp kalma hâllerini kaleme alan şu Alman’ın sözlerini siz, yine de ciddiye alın! Wilhelm Reich’in laftan anlamayan“Küçük –Dev- Adam-“ından bahsediyorum. Bir sınıfın, partinin ya da bir avuç oligarkın ihtirası için komşusunu öldürecek kadar küçülen, dünyayı fethetme iddiasının peşinden gidecek kadar kendini dev aynasında görebilen adamdan! Kendi olamadığı için bir başkasının projesine meçhul katil olarak adını yazdıran insandan. 1939’da tam da böyle olan bir Alman’ın yüzüne çarpmak için yazmamış mıydı o kitabı Wilhelm Reich! (*) Ki aynı Küçük Adam,  6-7 Eylül 1955’teİstanbul’da sokağa fırlayarak Rum ve Ermeni komşusunun hanesine, rızkına, namusuna, tecavüz etmemiş mi ve sonra malına çökmemiş miydi? Aynı Küçük Adam, Maraş’ta komşusu Alevi’yi çoluk çocuk katletmemiş miydi?

Ve aynı Küçük Adam bugün sokakta Kürt mevsimlik işçilerin peşinde ucuz kahramanlık taslıyor: Devlet güvencesinde; kolayca, yerinmeden, hicap etmeden.1939’da, Nazi ideolojisiyle göğsünü şişiren o Alman’ın başına ne geldiğini bilmiyoruz. İhtimal Stalingrad’da can verdi.  Lakin ders alabilme kapasitesi herkes için bir değil. Ve tarih, ibretlik masalsı hikâyeler ile çıkmıyor karşımıza hep.

Kendi olamayan, özgüveni yaralı, varoluşu yarım bırakılmış eksik insanın, siyasi nesne olmaya ne denli teşne olduğu vakıa ve nasıl merhametsiz katile dönüştüğü de! Sosyal Linçler Tarihi dersine kaydınızı yaptırın bunu anlamak için.  İnsan gündelik hayatta ne kadar küçük ise yani kendini ne kadar değersiz hissediyorsa, o“kendi”siyle zerre ilgisi olmayan dışsal “yüklemelere” de o kadar açık hale geliyor. Fikriyat, ilahiyat, milliyet! Müslüman ve Türk ve Sünni doğmuşsunuz. Lakin bu etiketler ile o kadar özel hissediyorsunuz ki? Oysa kaşınızı bile kaldırmamıştınız bunun için. Bir fikri benimsiyorsunuz, ihtimal ilkokul müfredatından hallice bilginiz var ve kendinizi sizden farklı düşünenin çok üstünde görüyorsunuz. Mesele çok bilmekte değil lakin üç satırlık bilgiyle allame-i cihan kesilmekle kalmıyor bir de ötekini zekâ testine çağırıyorsunuz. Güce tapıyorsunuz. Çünkü o kadar güçsüz ve zavallı hissediyorsunuz ki kendinizi? Sonsuz güç arzusu ile kıvranıyorsunuz. 

Bugüne bakın: Nazizm arşivde insanın bakmaya elinin gitmediği bir dosya mı sizce? Germen kavimlerinin yüceliğini işleyen Goebbels filmleri ile geçmişi sil baştan kuran yerli malı tarihi dizileri karşılaştırın derim. XIII. asrı, bugünün siyasi ihtiyaçlarına göre yeniden yaratan senaristlerin masalları karşısında koluna tencere kapağı kafasına hoşaf tasını geçirip poz veren insanlar ile Reich’in cep kitabında anlattığı Küçük Adam’ları yan yana koyun. Değişen hiç bir şey olmadığını acıyla görür ve yanlış olduğunu Mülkiye’de öğrendiğiniz Mehmet Akif’in sözünü hatırlarsınız sonra: “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”

Sığındığımız ne varsa mezarımızdır. Evet. Lakin sığındığımız, bazen dünyayı büyük bir mezarlık haline getirebilir. Uçsuz bucaksız zamansız ölüler bahçesi bırakırız o zaman çocuklarımıza. Nefretimizle kirlenmiş ve utanca batmış bir tarih eşliğinde.

İnsan en kolay kendini ikna eder. En kolay kendine inanır. Kendini kötülüğe sürükleyecek olanı sezer ama bilmezlikten gelir. Çünkü işine gelir. İşine gelenin bir gün onun işini bitirme ihtimaline körleşir. Basit çıkarların peşinden giderken tendeki canından olabileceğini getirmez aklına. Çünkü ikna olduğu şey,  iyi hissettirir.  İnanç iyi hissettirir çünkü. Değerli hissettirir. Bir Türk’ün dünyaya bedel olması ne muhteşem bir duygudur değil mi? Allah’ın biricik kulu olmak. Tarihin en muhteşem ideolojisine kapılanmak ve ya da bir tarikata mürit olmak. Özümüzde bir eksiklik varsa onu tamamlamak için ne varsa boşluğa yerleştiririz.  Bütünün mütemmim cüzü olurken hâlâ birey olarak kalabileceğimizi sanırız.  Oysa eskisinden çok daha hiçizdir o an.

İnsanız ve değerli hissetmek istiyoruz kendimizi Değer görmek istiyoruz.  Yapılacak olan hem çok kolay hem ne kadar zor: Çıkın sığınaklarınızdan dışarı. Kendinizden çıkın. Kendinize çıkın. Çıktığınız mezarı yıkmayı da unutmayın.  Bir daha geri dönmemek için.

(*) Dinle Küçük Adam, Wilhelm Reich

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, “ekonomide ve hukukta reform” açıklamaları,...

Yazarlar
Website Security Test