Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Covid-19’un turkuaz tablosunun düşündürdükleri

9.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Coronavirüs salgını döneminin belleklere yerleşen simgesi, maske - mesafe - temizlik üçlüsü ile birlikte akşamları televizyon ekranlarından yayınlanan turkuaz renkli tablo oldu. Aylardır, hemen her gün, pek çoğumuz, neredeyse ekranın karşısına çakılıp, bu turkuaz tabloyu bekliyorduk. Oysa bu bekleyişlerin çok da anlamlı olmadığı, hatta boşuna olduğu anlaşılınca, ne yapacağımızı, ne diyeceğimizi bilemedik!..

Sağlık bakanlığı tarafından, salgınla ilgili gün içindeki gelişmeleri rakamsal verilerle duyurmak ve kamuoyunu sözde bilgilendirmek amaçlı hazırlanan tablonun, ne denli tartışmalı olduğu, bizzat bakanın açıklamalarıyla ortaya çıkınca, doğrusu salgın konusunda kime inanıp güveneceğimizi şaşırdık!..

 

Covid-19 sürecinin fiyaskoları!..

Covid-19 sürecinin ilk başlardaki en büyük sıkıntısı maske konusunda olmuştu. Yurttaşa hem maske tak deniliyor, ama maskeye nasıl erişileceği de bir türlü belirlenemiyordu. Bu konuda sıkça karar değiştirildi. Önce parayla satılacak denildi. Sonra tepkiler üzerine, e-devlete başvurulacak PTT evlere dağıtacak denildi. Sistem daha başta çökünce, bundan sonra eczanelerden ücretsiz alınacak denildi. Uzun bir süre eczanelerde maske bulunamadı, sonra da parayla satışa geçildi. Şimdi benzeri sıkıntılar, zatürre ve grip aşısında yaşanıyor.

İşin garibi; o zorlu süreçte bunca beceriksizlik ve sıkıntı yaşanırken, vatandaşın derdine derman olmak isteyen yerel yönetimlerin engellenmek istenmesiydi. Öyle ki bu engelleme, büyükşehir belediyelerinin salgınla ilgili başlattıkları dayanışma kampanyalarında toplanan paraların el konulmasına kadar vardırıldı. Salgın döneminde muhalif belediyelerin vatandaşla buluşması kimilerinirahatsız etmişti.

 

‘Vatandaşa 5 maskeyi dağıtamayanlar’, zatürre-grip aşılarını da ulaştıramıyor

Yakın siyasal tarihimize önemli izler bırakan rahmetli Süleyman Demirel, bir zamanlar siyasal rakipleri için ‘beş kuzuyu güdemezler’ demişti. Bu söz giderek siyasette bir özdeyişe dönüşmüştü. İşte günümüzde muhalefet bu özdeyişi anımsatarak, siyasal iktidar için ‘5 maskeyi dağıtamayanlar’ tanımlaması yapıyordu. Bugünlerde benzeri sorun zatürre ve grip aşılarında yaşanıyor.

Bir yandan 65 yaş üzeri vatandaşlar başta olmak üzere, kronik rahatsızlığı olanlara zatürre aşısı yaptırın deniyor, ama öte yandan aile hekimliklerinde ve eczanelerde aşı bulunamıyor. Bu konuda en çarpıcı örneği kendimiz yaşıyoruz. Bağlı olduğumuz aile hekimi, durumumuzu inceleyerek, 65 üzeri yaş grubunda olmasak da geçirdiğimiz rahatsızlıklar nedeniyle aşı olmamız gerektiğini söyledi. Bunun üzerine, sağlık ocağına aşı için defalarca gitmemize ve başvuru yapmamıza karşın aşı olamadık. Haftalardır aşı için bizi çağırmalarını bekliyoruz. Bizim durumumuzda ve hatta 65 yaş üzeri aynı durumda olan çok sayıda vatandaşımızın olduğunu biliyoruz.

 

ABD Büyükelçisi’nin açıklaması, hastaları ve yakınlarını endişelendirdi

Son günlerin sağlıkla ilgili bir başka önemli gelişmesi, ABD’nin Ankara Büyükelçisi’nin açıklamasıydı. Büyükelçi, ABD’li ilaç firmalarının alacaklarının ödenmediğine dikkati çekerek, ilgili kuruluşların Türkiye’ye ilaç göndermeyi kesebileceği uyarısında bulundu.

Daha sonra tıbbi cihaz üreticilerinin yaptığı benzeri açıklamalardan, üniversite ve kamu hastanelerinden deuzun zamandır ödeme yapılamadığı ortaya çıktı. Böylece, sorunun yalnızca ABD’li ya da yabancı kuruluşlarla sınırlı olmadığı, söz konusu mali sorunun çok daha büyük boyutlu olduğu anlaşılıyordu. Bu durum, önümüzdeki kritik dönem için hastaları ve hasta yakınlarını endişelendiriyordu.

 

Asıl maske Covidli vaka / hasta verilerine takılmış!

İşte sağlık bakanının, turkuaz tabloda yer alan rakamlarla ilgili yaptığı son açıklama, bütün bu olumsuzlukların üstüne adeta tüy dikti!... Bakanın ‘semptomlu-asemptomlu’ diyerek kafaları tümden karıştırdığı vaka/hasta ayrımı, vatandaşın zihninde turkuaz tablonun tümden morarmasına neden oldu!

Hele ilgili bakanın bu kaotik durumu ‘ulusal çıkarları koruma’ bahanesiyle ilişkilendirmeye ve açıklamaya kalkması, durumu daha da ağırlaştırdı. Hani böylesi durumlar için ‘özrü kabahatinden büyük’ denir ya, işte tam da öylesi!..

 

Öncelikli ulusal çıkar, halkın sağlığıdır

Halkın sağlığından daha önemli bir ulusal çıkar olamaz. Günümüz koşullarında en önemli toplumsal mesele, halkın sağlığıdır, esenliğidir.

Ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanların da öncelikli görevi, vatandaşın canını ve sağlığını korumak, onları esenliğe kavuşturmaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test