Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı; ''Azerbaycan ve Ermenistan Rusya üzerinden satranç oynuyor!..''

2.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminde olan olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– Cumhur İttifakı’nın şahinleri, hedefe Anayasa Mahkemesi’ni koydular. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan sonra, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ağır nitelendirmelerle “Bu mahkeme halledilmeli” anlamına gelen bir açıklama yaptı. “Yüksek Mahkeme” ya da “Divan-ı Âli” misali “yeni bir mahkeme kurulmasını ve yetkilerinin de Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne göre yeniden yapılandırılmasını” istedi. Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlalleri” kararları verirken ve de tam da “Barolar konusunda kararını” vermek üzereyken, Bahçeli’nin bu çıkışı konusunda görüşünüz?

K– Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ne zaman ülke siyasetine dönük memnun olmadığı bir ana konu olsa, bununla ilgili çıkışını “aşırı olarak” Devlet Bahçeli aracılığıyla yapıyor. Bahçeli ile Erdoğan konuşmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin son dönemdeki kararları ve duruşuna ilişkin ciddi bir kaygı içindedirler. O zaman Bahçeli’ye AYM’ye ilişkin “aşırı bir çıkış” yapma görevi düşmüştür. Erdoğan’ın AYM’nin özellikle son Enis Berberoğlu ile ilgili “hak ihlâli” kararına çok kızdığı ve AYM’nin kendi hükümranlığına karşı olduğunu düşündüğü anlaşılıyor. Anayasa Mahkemesi’ndeki 18 üyenin 9’unun önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 9’unun da Erdoğan tarafından atanmış olmasına rağmen Berberoğlu kararının oybirliği ile alınmış olması Erdoğan’ın AYM’ye hükmedemediğinin ve en azından yüce yargıda Erdoğan’ın iktidar gücünün zayıfladığı algısının oluştuğunun bir göstergesi. Soylu’nun çıkışlarının ardında Erdoğan’ın görüşünü bilmesi ve hatta yönlendirmesi vardı. Şimdi buna Bahçeli’nin de çıkışı eklendi. Bahçeli üzerinden AYM’ye baskı kurulmaya çalışılıyor. Ancak AYM’nin yapısının değiştirilmesi için anayasal bir değişiklik gerekli. Bunu da Cumhur İttifakı’nın sağlayamayacağı bir gerçek. Bahçeli’nin çıkışı AYM’nin yapısı kolayca değiştirilemeyeceğine göre, AYM üyelerini ve dolayısıyla AYM’nin yeni kararlarını etkilemeye çalışmaya yönelik bir çaba.

GÖZLEM– Anayasa Mahkemesi “Baroları bölecek kanunun iptali için” açılan davayı reddetti. Karar konusundaki görüşleriniz, bundan sonra ne olabilir?

K– Anayasa Mahkemesi (AYM) CHP’nin “çoklu baro” yasasının iptaline ilişkin başvurusunu oy çokluğuyla reddetti. AYM’nin Enis Berberoğlu kararından sonra çoklu baro yasasında da hükümetin aleyhine bir karar verip vermeyeceği merak ediliyordu. Buradan o yönde bir karar çıkmadı. Ancak yasanın iptaline red kararı da oyçokluğuyla alındı. Burada gerekçeli kararı ve karşı oyların gerekçesini öğrenmek ilginç olacak. Yasa iki önemli değişiklik getirmişti: 5 binden fazla avukatın bulunduğu illerde 2 bin avukatla yeni baro kurulabilmesi ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) seçimlerinde az sayıda avukatı bulunan illere çok avukatı bulunan büyük illere göre daha fazla temsil hakkı sağlaması. CHP’nin başvurusunda bana göre en önemli kısım temsil meselesiydi. Hafta içinde İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu temsil konusunda iptal yönünde bir karar beklentisi olduğunu şöyle anlatmıştı: “Anayasa Mahkemesi’nin tabipler odası, eczacılar birliğiyle verdiği kararlar var. O kararlara göre kesin iptal edilecek. Akıl alır gibi bir şey değil. İstanbul’daki avukatların Türkiye’deki avukatlara oranı yüzde 37. Buna karşılık temsiliyet oranımız yüzde 24’dü. Değişen yasa bizim temsiliyetimizi yüzde 3,8’e indirdi. Bu çok adaletsiz bir durum”. Hakikaten de öyle. Daha muhafazakâr olması muhtemel küçük illerdeki barolara TBB seçimlerinde büyük illere oranla daha fazla temsil hakkı verilerek iktidara yakın bir TBB yönetimi oluşturulmak isteniyor. Aslında bu temsiliyette adaletsizlik örneği belediyelerin yerel yönetim meclislerinde de var. Daha düşük nüfusu olan ilçelere daha fazla Meclis üyesi verildiği için örneğin büyükşehirlerin belediye başkanları CHP’li olduğu halde Parti Meclisleri büyük çoğunluk AKP’li oluyor. Daha düşük oy ile iktidarı ele geçirmek için kurgulanmış bu yöntem TBB’ye de getirildi. Ancak TBB’de ne derecede etkili olur bilemiyorum, çünkü çoklu baro yasasına sadece büyük şehirlerin baroları değil neredeyse tüm şehir barolarının tamamı karşı çıkmıştı. Düzenlemenin TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yerini koruması için yapıldığı iddia edilmişti. Ancak büyük şehir barolarının temsil oranları azaltılsa bile “yandaş” algısı olan birisinin TBB Başkanlığına seçilebileceğini pek sanmıyorum.

GÖZLEM– Azerbaycan – Ermenistan arasındaki “Dağlık Karabağ sorunu” yeniden silahlı çatışmaya dönüştü. “BM kararına göre Karabağ’ın asıl sahibi olan” Azerbaycan Ermenistan’ı, “işgalci” Ermenistan, Azerbaycan’ı ve Türkiye’yi suçluyor. Ne var ki, ABD / Rusya / İran Ermenistan’dan yana bir görüntü veriyorlar. Fransa da öyle. “Haklı olunan” bir tabloda dahi, “yalnız kalmış gibi” görünüyoruz. Sizce “silahlı gerilim” nasıl çözülecek?

K– Burada ilginç olan Rusya’nın tutumu. Ermenistan’ın Nikol Paşinyan başbakanlığındaki yönetimi, 2018 yılında bir tür “renkli devrim”le işbaşına gelmiş batı yanlısı, çok sayıda Soros’çudan oluşan bir yönetim. Paşinyan çatışmalardan iki gün önce 25 Eylül’de Rus yanlısı ana muhalefet partisi lideri Gagik Tsarukyan’ı tutuklattı. Ruslarla arası bozuldu. Öte yandan son dönemde Rusya ile Azerbaycan’ın da ilişkileri ilerlemiş durumda. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 23 Eylül’de Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sahiba Gafarova başkanlığındaki heyetle görüşmesinde “Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal edilen 5 bölgesinin geri verilmesinden yanayız” dedi. Rusya son çatışmalarda her iki ülkeyi de çatışmalardan uzak durmaya çağırdı ama bunu bir ültimatom şeklinde yapmadı. Ermenistan, Rusya’nın da içinde bulunduğu hükümetler arası bir askeri ittifak olan Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün üyesi. Örgüt’ün diğer üyeleri Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Beyaz Rusya. Azerbaycan bu Örgüt’te yer almıyor, Örgüt üyeleri başka bir ittifaka üye olamıyor. Örgüt üyesi bir ülkeye yapılan saldırı diğerlerine yapılmış gibi addediliyor. Dolayısıyla Rusya taraf olmak istese, derhal Ermenistan’ın yanında ağırlığını koyabilirdi. Ancak hâlâ biraz geri planda duruyor. Çatışmaların sürdüğü Tavuz bölgesi Rus doğalgazına alternatif olan Bakü Tiflis Ceyhan petrol boru hattı ile TANAP doğalgaz hattının da geçtiği bir bölge. Dolayısı ile olayın bir enerji boyutu da var. Eğer bu askeri harekâta Ermenistan başladıysa, Paşinyan’ın Rusya’dan çok da onay almadan böyle bir harekâta girişmiş olmasının nedeni, Rusya’yı “resmi müttefikliği”ne dayanarak destek vermek durumunda bırakmak ve eğer bu olmazsa da bu durumu batıyla daha yakın ilişkiler kurmak için kullanmak olabilir. Eğer saldırıları Azerbaycan başlatmışsa, hazır Rusya işgal edilen topraklar ile ilgili “geri verilmeli” açıklaması yapmış ve Paşinyan, Rusya yanlısı ana muhalefet liderini tutuklatarak Rusya ile arasını bozmuşken, Azerbaycan bu durumdan yararlanmak istemiş olabilir. Sonuç itibarıyla askeri açıdan Azerbaycan’ın kısa sürede çok önemli kazanımlar elde ettiğini görülüyor. Bu durumda Paşinyan’ın Ermenistan içindeki gücü azalacak ve böylece Rusya Paşinyan’ı cezalandırmış ve belki de Ermenistan’da yeniden Rus yanlısı bir yönetim inşa etmiş olacak. Çatışmaların bir noktada, belki Birleşmiş Milletler’in de girişimiyle ama kesinlikle Rusya’nın konuya daha aktif olarak müdahil olmasıyla kesileceğini düşünüyorum.

GÖZLEM– Azerbaycan – Ermeni savaşında Türkiye’nin “Azerbaycan’dan yana olan ‘haklı’ tutumu” dış politikada, ekonomide ve iç siyasette ne sonuçlar verebilir?

K– Türkiye’nin işin içine girmesi, zaten Doğu Avrupa’daki yalnızlığına bir başka boyut daha ekleyebilir. Türkiye’nin buraya müdahalesi ve bir noktada Rusya ile karşı karşıya kalması elini bir ölçüde daha zayıflatır. Zaten bu nedenle ki Türkiye’nin elini güçlendirmek için ilk etapta Rusya ile daha yakın ve sıkı bir işbirliğine girmesi gerekir. Bu hem Batı’ya, hem ABD’ye karşı bir koz olacaktır. Ayrıca Suriye ve Libya’da da, Doğu Akdeniz’de de bir avantaj doğuracaktır. En azından belki bu bölge ülkeleri ile ilişkilere başlamanın bir yolunu açabilir.

GÖZLEM– Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak “yeni bir program” daha açıkladı. “Hedeflere meydan okuyan” bir program. Bugüne kadar, programlar hedefe varmak bir yana ekonomiyi geriye götürdü. Bu defa başarılı olabilecek mi?

K– Hiç zannetmiyorum. Hükümetin açıkladığı bu programlar daha çok kendi seçmen kitlesi nezdinde algı yaratmak amaçlı. Ancak yandaş tabir ettiğimiz medyada bile çok yer bulamadı. Albayrak, programları, konuşmaları ve görselleriyle hem ciddiyetini büyük ölçüde kaybetti, hem de “şaka” konusu olarak iktidarın başarılı olduğu algısına aslında darbe vurmaya başladı.

GÖZLEM– Açıklanan döviz, işsizlik, enflasyon, büyüme rakamlarının tutma ihtimali var mı?

K–Tutma ihtimalleri yok da, üstüne bazı hedeflerin tutması bile ekonomide büyük bir gerileme olduğunu ortaya koymuş olacak. Şöyle ki; Yeni Ekonomik Program’a (YEP) göre işsizlik 2020’de yüzde 13,8’e yükselecek. Gerçek işsizlik bunun çok daha üstünde ama rakam böyle çıksa bile işsizlikte bir yükseliş olacağı kabul ediliyor. İşgücüne katılım ve istihdam oranları da düşüyor. YEP’e göre bu yıl ekonomi bir önceki yıl tahminine göre 110 milyar dolar küçülecek. 2023’de 875 milyar dolar olacak ancak bu gerçekleşse bile (ki varsayılan ortalama kurların düşük tutulması, aslında dolar bazındaki gerçek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla rakamının çok daha küçük olacağını gösteriyor) Türkiye ekonomisi ancak 11 yıl önceki seviyesine ulaşmış olacak. Ekonominin büyüklüğü son olarak 2012 yılında 877 milyar dolar olmuştu. Faizler artıyor, döviz kurları fırladı. Bu durumda enflasyonun bugünkü yüzde 11’ler seviyesinden sene sonunda yüzde 10,5’e düşmesi hayal. Bunu Merkez Bankası da teyit etti. Ekonominin, Pandeminin de etkisiyle çok yavaşladığı ve yeni salgın önlemlerinin gündemde olduğu bir dönemde, ekonomide yüzde 0,3 oranında çok düşük de olsa bir büyüme olacağı beklentisi de bana göre gerçekleşmesi çok zor bir beklenti. Zaten YEP’de “kötümser senaryo” adı altında ekonominin bu yıl yüzde 1,5 küçülebileceği öngörüsü de yer alıyor. YEP’de dolar için resmi bir tahmin yapılmadı ancak programdaki makro tahminler üzerinden yapılan hesaplamalar hükümetin dolar hedeflerini ortaya çıkardı. Buna göre hükümet dolar kurunun 2020 için ortalama 6,91 olacağını hesaplıyor. Dolar 2019’u 5,95’in üstünde kapatmıştı. Şu anda hafta içinde 7,70’ler civarında. Bu seviyede kalırsa yıllık ortalama 6,91 olabilir ancak hükümetin 2021 için varsaydığı 7,68’lik ortalama dolar kuru bu yıl içinde bile aşılmış durumda. 2022 için varsaydığı 7,88’lik ortalama dolar kuru, doların şimdiki seviyeleri. Yani hükümet “dolar iki yıl boyunca hiç artmayacak” diyor. Ben, YEP’de 2023 için belirlenen ortalama 8,02’lik dolar kuruna bu yılsonu olmadan varılacağını düşünüyorum.

GÖZLEM– Alman Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı Türkiye ile ilgili rapor basına sızdı ve Der Spiegel’de yayınlandı. Raporda “yargının geldiği durum” ağır şekilde eleştirilirken, “basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı, düşün ve düşünceleri anlatma hakkı” gibi konularda ağır bir baskının olduğu, temel haklar konusunda büyük boyutlarda ihlaller olduğu, Anayasa’daki hakların ağır darbeler aldığı” iddia edilerek “Yazılı ve görsel medya neredeyse ‘tamamen aynı çizgiye geldi’ ve adeta ‘senkronize oldu’, çoğulculuk ise artık mevcut değil” denildi. Ne diyorsunuz?

K– Son derece doğru ve yerinde tespitler. Ancak bu bir tarafa, özelde Almanya’nın, genel olarak da pek çok Batılı ülkenin Türkiye’ye yönelik bu tür “değerlendirmelerini” son derece iki yüzlü buluyorum. Çünkü Türkiye’nin böyle bir ortama sürüklenmesinde Batı’nın büyük payı var. Batı’nın Türkiye’ye yönelik “kaygı”larının bizim iyiliğimizi düşündüklerinden dolayı olmadığı kesin.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, “ekonomide ve hukukta reform” açıklamaları,...

Yazarlar
Website Security Test