Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sosyal Medya batağı

25.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu sütunlarda sinemalarda oynayan filmlerden söz etmek pek âdetim değil. Ancak kapalı yerlere gitmeyi güçleştiren Covid-19 salgını koşullarında filmler artık Netflix, Digitürk gibi platformlarda gösterildiğinden sizlere Netflix’de gösterilmeye başlayan bir filmden söz edeceğim. Filmin adı ‘TheSocial Dilemma’ yani ‘Toplumsal Açmaz’. Yaklaşık 1,5 saat süren belgeselin yönetmeni JeffOrlowski. İklim değişikliğine karşı ‘ChasingIce’ (Buzulların Peşinde - 2012), ‘Chasing Coral’ (Mercanların Peşinde - 2017) gibi belgeseller çekmiş bir yönetmen. Salgından önce Şubat ayında sonuçlanan ‘Sundance Film Festivali -2020’ye katılmış.

Belgesel ile kurgusal sinema arasında bir yerde film. 3 çocuklu bir Amerikan ailesinin kurgusal yaşamının yanısıra Facebook, Instagram, Google, Apple, Twitter gibi milyarlarca takipçisi olan sosyal-medya şirketlerinin eski yöneticilerinin ve bu konuda çalışmaları olan bilim insanlarının görüşlerine ve deneyimlerine yer verilmiş filmde. İçlerinde şimdi dünyanın en zengin şirketlerinin kuruluş aşamalarında para kazanma yöntemlerini araştırmış ya da facebookta “beğen” işaretini bulmuş yaratıcı kişiler var. Şimdi “İnsani Teknolojiler Merkezi” gibi etik kuralları olan şirketler oluşturup kötülükleri bir nebze de olsa düzeltmeye çabalıyorlar.            

Filmde, 2 kız, bir erkek çocuğa sahip ailede, sosyal medyadaki kışkırtmaların nasıl yıkıcı bir etki yarattığı örnekleniyor. Sinema sanatı açısından vasatın üstüne çıkamayan çekimler bunlar ama yine de çarpıcı. Özellikle ergenlik çağında çocukları olan aileler için…

Diğer yandan söyleşi yapılan hemen herkes ahlaki (etik) anlayışların yerle bir edildiğinde hem fikir. “Başlangıçta insanlar arasında dostça ilişkilerin gelişeceği, teknolojiden yararlanılacağı düşünülürken iş kontrolümüzden çıktı”, “kimse böyle olacağını düşünemedi”, “korkunç bir bağımlılık doğdu” gibi görüşleri dile getiriyor bu uzmanlar. Bu anlatımlardan ‘bilgi (information)’ çağından ‘çarpıtılmış bilgi (disinformation)’ çağına geçildiği anlaşılıyor. Ünlü bilimkurgu yazarı Arthur Clarke: “İleri bir teknoloji, sihirbazlıktan farklı değildir” diyerek önemli bir noktaya parmak basmış. Ayrıca ‘Twitter’ın yaptığı bir araştırmadan ‘yalan’ haberlerin ‘doğru’ haberlere göre 6 kat daha hızlı yayıldığını öğreniyoruz.

Reklamlar sizi kullanıyor

‘Harvard Business School’ öğretim üyelerinden “Gözetim Altındaki Kapitalizm Çağı” başlıklı kitabın yazarı Dr. Shoshano Zuboffe, “reklamlar iyi sonuç getirsin diye veri satıyor; borsadaki vadeli petrol fiyatları gibi geleceğe vadeli insanlık satılıyor. Organ ticaretinin, köleliğin yasaklandığı gibi bu da yasaklanmalı” diyor kararlılıkla.

Sosyal medyadaki bu şirketler, çeşitli Yapay Zeka hileleri ile kendilerine çektikleri takipçileri üzerinden trilyon dolarlar kazanıyor. İnsanlık tarihinin en zengin şirketleri oldular.

Filmin yönetmeni uzmanların sözlerini kesmemiş hiç, hatta onları konuşmaya kışkırtmış. Kaygılarını da yansıtmış. Birisi “Yapay Zeka (AI) bizi ekranda tutmak için daha mükemmelleşecek, çocuklarım için çok korkuyorum” diyor. Diğeri “iç savaş” çıkacağını iddia ediyor. Daha da karamsar olanlar var: “20 yıl daha böyle giderse uygarlığımız yok olacak” diyenler mi istersiniz, “iklim değişikliğinde çuvallayacağız”, “diktatörler gelecek” “ekonomilerimiz çökecek” diyenler mi? Varoluşsal bir sorun yaşatıyor sosyal medya ortamı.

İyimserliği Elden Bırakmamak

Yine de karamsar değiller. Şunlar öneriliyor: Hükümet gibi davranan şirketlere düzenlemeler getirilmeli, su faturası gibi dijital haberleşmeden de vergi alınmalı çünkü ulusal çıkarlar, kullanıcı hakları, kârlardan çok daha önemli. Bu değişimi de sağlayacak olan halkın toplu iradesi.

Halkın baskısı olmadan işlerin yoluna girmeyeceği kesin. Bu canavarı insanlar yarattı zaman alsa da yine insanlar değiştirmeli. Yeter ki sağlam bir lider başı çeksin. Çünkü doğru iş yapmaktansa havalı iş yapmayı tercih ediyor insanlar.

Bu sektörde çalışan kimi uzmanlar, kendi yarattıkları uygulamaların bazılarını, özellikle bildirimleri silmişler telefonlarından. Google yerine geçmişi saklamayan QWANT kullandığını söyleyen var. Çocuklarına çok ciddi sınırlar koyuyorlar, hatta 16 yaşına kadar hiç kullandırmıyorlar.

Yazımı bitirmeden önce size bu konuda çarpıcı sonuçları somutlayan 2 film daha önereceğim. İlki, tanınmış Amerikalı sinemacı Oliver Stone’un 2016 yılında çektiği SNOWDEN filmi. Şu anda Moskova’da sığınmacı olarak bulunan eski CIA ajanının öyküsü bu.

Diğeri ise, Toby Haynes’in Ocak 2019 tarihli ‘BREXIT – Sivil Olmayan Savaş’ filmi. Bilgisayarlardaki algoritmalar ayarlanarak koca bir Britanya halkının nasıl aldatıldığını görüyorsunuz. Avrupa Birliğinden çıkmak için yapay olarak yaratılan algıda hedefte en fazla ne var biliyor musunuz? 80 milyonunun da İngiltere’ye geleceği konusunda algı yaratılan biz, Türkler. Daha fazla söze ne gerek var!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test