Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı; “Dini konularda radikalleşme süreci yaşıyoruz!..”

18.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminde olan iç ve dış olaylarla ilgili sorularını yanıtladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– “Nakşibendi” İskenderpaşa Cemaati’nin önemli kişilerinden “Cübbeli” lakabıyla anılan Ahmet Mahmut Ünlü CNN’de Ahmet Hakan’ın programında, “son yıllarda art arda kurulan ve yurt sathında pıtrak gibi çoğalan” Selefi Tarikatları ve onların kurduğu 2000’den fazla dernek hakkında açıklamalar yaptı; “Şahıslar pompalı mompalı. İç savaşa hazırlanıyorlar. Özellikle Batman, Adıyaman taraflarında çok selefi akım var. Selefi tarafıyla İran yanlısı Şii tarafın çatışması hazırlanıyor. Barut gibi. Bu silahlanmayı durdurun. Yarın bu işin önünü alamayız. Birisi 'Şeyhim ' diye cihat ilan edecek öbürü 'Mehdiyim' diyecek. Birbirini öldürür bu Müslüman millet. Asker bunları vurmak zorunda kalacak. İzmir kaynıyor. Bunlara nasıl müsaade ediliyor. Mutlaka kontrol edilmesi lazım” dedi. Bu açıklama ile ilgili olarak ne İçişleri Bakanlığı, ne Diyanet İşleri Başkanlığı bir açıklama yapmadı, Cumhuriyet Savcıları harekete geçmedi. Görüşünüz?

K– Toplumu kutuplaştırma bu iktidarın güttüğü siyasi bir strateji. Radikalleşme, her zaman daha fazla radikalleşme getirir. İktidar kendisine göre dini imgeleri kullanarak bir kutuplaşma politikası izliyor ama iş dinci radikalleşmeye gelince her zaman kendisinden daha radikal adımlar atacak kesimlerin ortaya çıkacağı gerçeğini hesaba katmıyor. Ayasofya konusu bunun bir örneğiydi. Aslında Tayyip Erdoğan’ın hiçbir şekilde aklında olmamasına karşın konu öyle bir noktaya geldi ki, kumandayı elde tutmak, “iktidarı” bırakmamak uğruna hiç düşünmediği ölçüde radikalleşip Ayasofya’yı “tekrar” ibadete açma zorunluluğunu hissetti. Şu anda dini konularla ilgili düzenli bir aşırılığa kaçma, radikalleşme süreci yaşıyoruz. İşin kötüsü, bu durum her kesim açısından kanıksandı. En başta da korkarım Cumhurbaşkanı tarafından. Dolayısıyla eğer kendisi Cüppeli Ahmet’in uyardığı tarzda bir sıkıntı tespit etmiş olsa, hiç şüphesiz savcıları görevlendirirdi. Böyle bir girişim olmadığına göre, bu konunun Erdoğan’ın radarında olmadığını, hatta yeri geldiğinde “kullanılabilecek” bir siyasi oluşum olduğunu varsaymak çok da yanlış olmaz diye düşünüyorum.

GÖZLEM– Özellikle “Atatürk / Cumhuriyet kazanımları / Laiklik” konularında hatta “Anayasaya ve kanunlara aykırı şekilde büyük tepki de gören sözler söyleyen, açıklamalar yapan” Diyanet İşleri Başkanı’nın, “neredeyse önüne gelenin tarikat kurduğu ve çirkin olaylara kadar uzanan gelişmelere sahne olunan” böyle bir ortam konusunda sessiz kalması, ne anlama geliyor, sizce?

K– İktidar ile tarikatlar iç içe. AKP’nin tabanını, özellikle son yıllarda merkez sağ ile kurduğu bağın zayıfladığı, parti içinden merkez sağ kökenli politikacıların ayıklandığı gerçeği dikkate alındığında, dinci grupların oluşturduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Dolayısıyla hiç şüphesiz Erdoğan’ın tam onayını aldığı ortada olan Diyanet İşleri Başkanı’nın, AKP’nin tam da tabanı ile karşı karşıya kalacak, tabanına ters düşecek bir yaklaşım veya söylem içinde olması beklenemez.

GÖZLEM– Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Ege Adalarının işgaline ve silahlandırılmalarına izin vermeyeceğiz” dedi. Yunanlılar, çoğu kendisinin Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı sırasında olmak üzere 18 adamızı işgal ettiler ve Ege’deki adaları ve işgal edilen bu adaların bazılarını “Lozan Antlaşmasına aykırı olarak” silahlandırdılar. Bu açıklama “İş işten geçtikten sonra yapılmış” olmuyor mu? Yunanlıları işgal ettikleri adalardan nasıl çıkaracağız ve de silahlandırılmış adaları nasıl silahsızlandıracağız?

K– Aslında Hükümet’in yayımladığı son; denizlere ilişkin bildirim belgesi NAVTEX ile Sakız Adası’nın Lozan’a aykırı olarak silahlandırıldığına dikkat çekmesi, bu konuda çok uzun zaman önce atmış olması gereken bir adımı atmış olması açısından önemli. Bunun ardından benzeri adımların gelmesi çok önemli. Çünkü Türkiye’nin haklılığını tartışmasız olarak ortaya koyacak en önemli konu, Yunanistan’ın Lozan’a aykırı olarak silahlandırmaması gereken adaları silahlandırıyor olması. Bu konunun üstünde ısrarla durmak, Türkiye’nin haklılığını Avrupa nezdinde de ortaya koyacaktır. Evet geç kalındı. Ama hiç olmamasındansa geç olması daha iyidir. Şimdi atılması gereken bir başka adım, Yunanistan’ın Meis’ten yola çıkarak, Türkiye’nin kara sularına göz dikmesine karşı, bu durumun saçmalığını ortaya koyacak girişimlerde bulunmasıdır. Bu konuda son olarak Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay’ın getirdiği öneri dikkate değer: “Meis’in doğusunda ve batısında olan Kara ve Fener Adası’na asker çıkarmalı. Türkiye buraları kontrole aldığında, Yunanistan’ın Meis adası civarındaki 40 bin kilometrekarelik kıta sahanlığı iddiası da çökmüş olur.” Aslında Doğu Akdeniz’deki en önemli sıkıntı işte Yunanistan’ın Meis’i ileri sürerek hükümranlık ilan etmek istediği bu kara sularımız ile ilgili. İktidar böyle cesur bir çıkışta bulunabilirse, bu kendisine yeni bir pencere açabilir.

GÖZLEM– AKP zihniyeti yıllardır “gerçeğin aksine” Lozan Antlaşmasını yerden yere vururken, “birdenbire Lozan Antlaşmasına sarılmak” nasıl bir politika, sizce?

K– Eninde sonunda doğruyu bulduklarını gösteriyor diye ümit etmek istiyorum. Aslında Doğu Akdeniz’le ilgili uzmanların ısrarla üstünde durduğu, atılmasını istediği adımlar var. Türkiye’nin kendi Münhasır Ekonomik Bölge’sini ilan etmesi. Lozan Antlaşması’na göre silahlandırılmaması gereken adaların silahlandırılmasını gündeme getirmesi. Yunanistan’ın Meis’e dayanarak ileri sürdüğü “gülünç” kara suları haritasının saçmalığını ortaya koyması. Bu adımların ısrarla üstünde durulması durumunda Türkiye’nin büyük kazanımları olacağı kesin.

GÖZLEM– Pandemide, hem “yönetenler, hem yönetilenler mekanlarında panik havası ortaya çıkmış” gibi. Her kafadan bir ses çıkıyor, her gün sabahtan akşama yeni kararlar, yeni tedbirler ilan ediliyor; Ankara, “bu konuda birçok yetkiyi” Valiliklere devretti. Her ilde “başka başka uygulamalar” başladı. Okul eğitini konusundaki kargaşa milyonlarda veliyi endişe içinde bıraktı. Nasıl düzelecek bu tablo, neler yapılmalı?

K– Sorunuzun basit bir yanıtı var. Ekonomi ikinci plana atılmalı. İnsan sağlığı öncelik olmalı. Dolayısıyla Ankara ve Pandeminin etkisini arttıracağı diğer büyük şehirlerde hızla önlemler alınmaya başlanması gerekiyor. Hafta sonları sokağa çıkma yasağı, kamu dairelerinde çok ciddi kısıtlamalar, okulların kesinlikle açılmaması. Azalacak ekonomik faaliyetlerden etkilenecek, özellikle hizmet sektöründe çalışan, dar gelirli kesime maddi yardımlar. Bunlar ilk akla gelen önlemler.

GÖZLEM– Bu konuda “yardım etmek için defalarca çağrı yapan” ama “devre dışı bırakılan” Türk Tabipler Birliği için Devlet Bahçeli “TBB kapatılmalı, yöneticiler hakkında soruşturma açılmalı” diyerek, “TC Anayasası’na aykırı” bir öneriyi daha ortaya attı, ne diyorsunuz?

K– Bahçeli’nin hiç şüphesiz bu öneriyi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeden ileri sürmesi olası değil. Buradan iktidarın, Türk Tabipler Birliği’ne dönük yeni bir düzenleme girişimi içine girdiğini anlıyorum. Tabii bu ne derecede başarılı olur, şüpheliyim. “Türk Tabipler Birliği” olmaz, “Türk Hekimler Birliği” olur. Sonuçta bilimsel doğruları ifade edecek bir yapı her zaman sesini duyurabilecektir. Özellikle tıbbi olarak böyle olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz günlerde.

GÖZLEM– Dolar / Euro / Altın kontrolden çıktı; fiyat artışlarında her gün “yeni rekorlar” kırılıyor ve Türk lirası değer kaybediyor. Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu Moody’s, “ülke notumuzu düşürmesinin ardından” bir hafta geçmeden, 13 Türk bankasının notunu da düşürdü. Hazine ve Maliye Bakanı, her gün “pembe tablolar çiziyor”; Görüşünüz?

K– Çok basit. İktidar, Merkez Bankası eliyle faizi doğrudan yükseltmeye başlamadıkça, döviz ve altın gibi emtia fiyatlarının artmaya devam etmesi kaçınılmaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük korkusu yüksek faizden dolayı ekonominin yavaşlaması. Ama korkunun olacağa faydası yok. Eninde sonunda faizler arttırılacak. Faizler arttırılmadan bu sarmaldan çıkılmasına imkân yok. 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, “ekonomide ve hukukta reform” açıklamaları,...

Yazarlar
Website Security Test