Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye’nin güçlü adamı Recep Tayyip Erdoğan ''dünya sahnesinde''

11.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kimileri, Türkiye'yi Yunanistan ile savaşa yaklaştıran Doğu Akdeniz'deki karasuları, kıta sahanlıkları ve hidrokarbonlar konusundaki çok taraflı anlaşmazlığın karmaşık olduğunu düşünebilir. Fakat Türkiye’nin lideri için bu yalnızca bir “modern sömürgecilik örneği".

Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Eylül’de yaptığı konuşmasında “Asırlardır Afrika’dan Güney Amerika’ya kadar sömürmedik yer, katletmedik toplum, zulmetmedik insan bırakmayanların devri sona eriyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, adalet uyanışını durduramayacaklar” diyor ve ekliyordu; "Ülkemizin bu konudaki öncülüğü sadece kendi adına değil, tüm mazlumlar adınadır.”

Yabancı basına göre Erdoğan’ın Kuzey ülkelerine hücumu, Türkiye’de oy kaybetmeme uğruna çoktandır kullandığı bir strateji. Ve artık Erdoğan, bu söylemleriyle başka ülkelerdeki vatandaşlara da hitap ediyor. Kimisi için Erdoğan tüm kader kurbanlarının sözcüsü.

Economist, Erdoğan’ın Arap Baharıyla Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme olanağını kaçırdığını ve şimdi gücünü arttıracak yeni yollar aradığını yazıyor. Kuzey basını Erdoğan’ın bu çabalarının kendisini tekrar hem “bütün Müslümanların sesi” hem de dünya genelindeki “bütün yoksul insanların görünen yüzü” olarak yaratmak istemesinden olduğuna inanıyor.

Şu ana dek Tayyip Erdoğan’ın eforlarının büyük çoğunluğu Avrupa üzerine oldu. Türkiye çoktandır kendisini Fransa, Belçika ve Almanya gibi ülkelerde yaşamakta olan etnik Türklerin koruyucusu olarak görmekteydi. Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nde araştırma görevlisi Sinem Adar’a göre, son zamanlarda Erdoğan daha büyük düşünmeye başladı. Adar, “Türkiye kendisini Avrupa’da yaşayan Müslümanların ‘Ana patronu’ olarak konumlandırmaya çalışıyor” diyor. Bu politika Balkanlarda işe yaramış ve çoktandır süregelmekte. Türkiye, Balkanlar’da Körfez parasına karşı durarak Boşnakların, Arnavutların ve Kosovalıların sempatisini kazanmıştı.

Türkiye’nin İslamofobiye karşı verdiği savaş Avrupa’da yeni olan bu stratejilerinin büyük bir kısmını oluşturuyor. Erdoğan yönetimi, İslam’a karşı olan bu düşünceyle savaşma uğruna lobiler oluşturmuş, akademisyenleri görevlendirmiş, yardım kuruluşları kurmuş ve yurtdışında etkinliğini artırmıştır. Türk Konsoloslukları, Müslümanları, herhangi bir şiddete maruz kalmaları halinde kendilerine bildirmeleri konusunda teşvik etmekte ve yanlarında olacaklarının çağrısını yapmakta. Bu işte düşündürücü tek nokta, bu lobilerin Kuzey ülkelerinde aktif olmalarına rağmen, Türkiye’nin Çin’deki Müslüman Uygur katliamına sessiz kalması. Çin’de belki de bir milyon Müslüman Uygur kamplara hapsedilirken ve birçoğu sterilize edilirken Türkiye neredeydi?

Öte yandan Müslümanlara karşı ön yardı günümüz Avrupası’nın ciddi bir problemi. Fakat kimi eleştirmen de Erdoğan’ın bu kampanyasının bir provokasyon niteliğinde olduğunu savunuyor ve Kuzey hükümetlerini kışkırtarak kendi dış politikasını aklamaya çalışmakla eleştiriyor. Kimisi ise bunun düşünce özgürlüğüne kötü yansıyacağından korkuyor. Strasbourg Ünversitesi’nden akademisyen Samim Akgönül, “İslamofobi Türkiye tarafından İslam’a karşı medyadan ve akademiden gelebilecek tüm eleştirileri engellemek adına bir bahane olarak kullanılıyor” diyor.

Türkiye benzer şekilde Amerika’daki Müslüman ve Siyahilerin de avukatlığını yapma uğraşında. Erdoğan yönetiminin ilk adımı Washington’a yakın bir İslami Merkez açmak oldu. Kızlarından birinin yöneticisi olduğu bir vakıf, kısa süre önce şampiyon boksör Muhammed Ali'nin Chicago'daki malikanesini 3 milyon dolara satın aldı ve burayı Müslümanlar için bir yaz okuluna dönüştürmeyi planlıyor. Birkaç yıl sonra Erdoğan bir başka Müslüman kahraman olan Malcolm X’in kızlarıyla bir araya geldi. Malcolm X, sürekli Türkiye’nin güçlü liderinin büyük babasının vasiyetinin yerine getirdiğini söylüyordu. Kısa süre sonra, Türkiye Ankara’da bulunan Amerikan Büyükelçiliğine yakın bir caddenin ismini “Malcolm X Caddesi” olarak değiştirdi.

Fakat elbet her şey planlandığı gibi gitmiyor. Erdoğan, 2016 yılında Muhammed Ali’nin cenazesine katılmak için gittiği Arizona eyaletinde konuşma yapamayacağını öğrendiğinde gezisini yarıda kesmek zorunda kalmıştı. George Floyd’un ölümü için attığı “ABD'nin Minneapolis kentinde George Floyd'un işkence sonucu ölümüne yol açan ırkçı ve faşist yaklaşım, hepimizi derinden üzmekle kalmadı, aynı zamanda ayakta durduğumuz adaletsiz düzenin en acı tezahürlerinden biri oldu” Tweetinden sonra ise bir Siyahı Sosyalist Grubu tarafından sert bir şekilde “Kendi işine bakması” söylenmişti. Yabancı basın, bu tepkilerin ve istenen mesajın etkin bir biçimde ulaşamamasının sebebini hükümetin, bir çok Kürt vatandaşı ve lideri de dahil binlerce vatandaşı “mahkumiyet kararı olmadan” hapse atarak zor duruma düşürmesinden dolayı olduğunu düşünmekte.

Bu negatif olaylar Erdoğan yönetiminin planlarının yavaşlatmadı. Economist’e göre Türkiye’nin Cumhurbaşkanı kendisini halen yalnızca tüm Müslümanların değil, tüm küresel Güneyin sesi olarak görmekte. 2018'de yeniden seçilmesinin “Bölgemizdeki tüm mağdur halk, dünyadaki tüm mazlumlar için bir zafer”     olarak adlandırmıştı Erdoğan.

İnsani yardım harcamalarını artırmak, yoksullaştırılmış Somali'ye büyük meblağlar yatırmak, Hindistan'ın Keşmir kuşatmasına karşı çıkmak ve komşu Suriye'den yaklaşık 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapmanın Erdoğan’a kimi gruplar tarafından sempati kazandırdığı kuşkusuz.

Ancak “anti-emperyalist seferi” kimi gruplarca eleştirilmesine yol açtı. Bu gruplara göre, Erdoğan, Nicolas Maduro’nun Venezuela’daki baskıcı rejimine, yüz milyonlarca dolarlık altın ticaretiyle yağlanan bir ilişkiye ve Omar el-Bashir’in Sudan’daki soykırımına destek verdi. Geçen ay Belarus diktatörü Alexander Lukashenko'yu hileli cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki “zaferi” için tebrik etti.

Erdoğan, bugün Afrika ve Asya'nın bazı köşelerinde halk desteği görüyor. Geçen yıl yayınlanan bir ankete göre, Filistinlilerin ve Ürdünlülerin yaklaşık %75'i Erdoğan’ın politikalarını onaylıyor. Pakistan'daki popülaritesi öyle ki ülkenin başbakanı İmran Han bu yılın başlarında Erdoğan'ın Pakistan’da seçimlere girmesi halinde kesin kazanacağı hakkında espri bile yapmıştı.

Türkiye’nin lideri ve yönetimi eski dünya düzeninin çökmekte olduğuna ikna olmuş ve yenisinde bir rol arıyor gibi görünüyor. Fakat bu çaba kimisine göre çelişkilerle ve özden çok aldatmacayla dolu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test