Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sahillerimizi yağmalatmayacağız!..

11.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Deniz kıyıları, sahiller, doğanın ve çevrenin gerdanlığıdır!.. Toplumsal yaşamda insanların denizle buluşmasının başlıca mekânları olan bu alanlar; aynı zamanda bir cazibe ve çekim merkezidir. Bulundukları kentleri, çevreyi, doğayı, kısacası hayatı güzelleştirirler. Bu işlevleriyle de, deniz kıyısı kentler ve bu kentlerde yaşayan insanlar için, çok büyük anlam ifade ederler. Hele biz İzmirliler ve Egeliler için…

İşte bu nedenle de, her daim rant çevrelerinin ilgi odağındadır bu kıyılar ve sahiller… Özellikle yaz dönemlerinde, bu alanlar, haksız ve hukuksuz biçimde talana, işgale, yağmaya uğrar!..Kumsallar ‘beach’ adı altında özel işletmelerin keyfiliğine bırakılır. Çevre ve gürültü kirliliği ortalığı kaplar. Vatandaş buralardan denize giremez. Oysa hem anayasaya ve hem de kıyı yasasına göre; sahiller öncelikle kamusal alandır ve kamunun tasarrufu altındadır. Buralardan herkes eşit ve serbest yararlanmalıdır.

 

MUÇEV bilinmezliği

Bir süredir basında, Muğla sahillerindeki bazı alanların işletmesinin Muğla Çevre Vakfı Turizm Ticaret Ltd. (MUÇEV) isimli bir şirkete tartışmalı biçimde verilmesi ile ilgili haberler ardı ardına çıkıyor.

Yalnız Muğla kıyıları mı? Bu işin boyutu Antalya’dan Edirne’ye kadar uzanıyor. Basında çıkan bunca habere ve kamuoyunda yaşanan tartışmaya karşın, konuyla ilgili olarak ilgililerden ve yetkililerden ses çıkmıyor.

Hiçbir sorumlu ve yetkili, MUÇEV konusuyla ilgili olarak kamuoyunu aydınlatacak doyurucu bir açıklamada ve bilgilendirmede bulunmuyor. Kısacası, MUÇEV muamması- bilinmezliği, hâlâ çözülmeyi bekliyor.

 

Belediyeler baskılanıyor

İşin ilginç yönü, bütün bu tartışmalı işler, merkezi yönetime bağlı birimler üzerinden yürütülüyor. Eğer bu yerlerin işletilmesi gerekiyorsa, öncelikle halkın doğrudan temsilcisi olan belediyeler eliyle yapılmalıdır. Çünkü o alanları en iyi bilen tanıyan, doğal olarak yerel yönetimlerdir.

Sahil kentlerinin yönetiminin genellikle muhalefetin elinde bulunuşu, bizce bu işin bam telini oluşturuyor. Halkın temsilcisi yerel yönetimler baypas edilip devre dışı bırakılıyor. Olan da sahil kentlerimize ve oralarda yaşayan insanlarımızın hakkına hukukuna oluyor. Sezon biterken de olsa, Çeşme’de gürültü denetim yetkisinin belediyeye bırakılması olumlu bir adımdır. Bu uygulama, imar ve işletim konularını da kapsayacak biçimde yaygınlaştırılmalıdır.

Bu arada elbette, belediyelerin de yanlış yapmamalarının; tasarrufları altındaki yerlerde,vatandaşın hakkını hukukunu gözetmeleri gerektiğinin altını özenle çizmek gerekiyor.

 

Beton ve rant lobilerine dikkat!

Kentlere ve kent yerleşimlerine yönelik sorunlar, elbette yalnızca sahil kentleriyle sınırlı değil. Betonlaşma ve yağma anlayışı hemen her yere ulaşıyor. Son dönemde Karadeniz’de, özellikle Giresun’da yaşanan sel felaketi, yerleşimde yapılan yanlışlıkları ve imar hatalarını çarpıcı biçimde gözler önüne serdi.

Bir başka sorun da, halkın düşüncesini dikkate almadan, HES, JES, RES gibi dayatmaların yerleşim ve tarımsal üretim alanlarına yapılmak istenmesidir.

Tabii bir de hiç unutulmaması gereken deprem riski ve tehlikesi var. Uzmanlar tüm ilgilileri ve yetkilileri deprem konusunda uyarıyor. Buna karşın betonlaşma ve yanlış imar uygulamaları tüm hızıyla devam ediyor.

Doğayı, çevreyi ve sahilleri korumak güncel görevdir

Başta Çeşme ve Yarımada sahilleri olmak üzere İzmir kentimiz ve Ege bölgemiz, rant çevrelerinin ve beton lobilerinin her daim ilgi odağında olan yerlerdir. Buralarda girişimler ve tartışmalar, çoğunlukla turizm ve kalkınma amaçları öne sürülerek yürütülür.

Elbette turizmi güçlendirmek, yerel kalkınmayı ve toplumsal refahı sağlamak ortak amaç olmalıdır. Ancak, doğayı, çevreyi ve yaşam alanlarımızı koruyarak!..Kısacası, çağdaş kent yaşamının temel ilkelerinde herkes buluşmalı ve ortaklaşmalıdır.

 

Hayatı savunmak

Bu ortak yaklaşımı, kentlerimizin ve kent yaşamının ortak aklı ve felsefesi haline getirmeliyiz. Aynı zamanda kentlerimizin anayasasına altını kalınca çizerek yazmalıyız. Bu da yetmez, yüreklerimize ve bilinçlerimize nakşetmeliyiz.

Doğayı, çevreyi, sahillerimizi korumak, yurttaş ve insan olmanın en temel gereğidir. Bu aynı zamanda hepimiz için güncel bir görevdir. Unutulmamalıdır ki, bu güzellikleri korumak, aynı zamanda hayatı savunmak anlamına gelecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Ekim 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Ekim ayında burçların aşk hayatı nasıl olacak? Burçları neler bekliyor?

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test