Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dürüşken, Aktolga ve Eczacıbaşı

11.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son günleri üç kitapla arkadaşlık ederek geçirdim. Biri akademi rahleyi tedrisinden geçmiş. Ego, yani ben,  yeni yazanın kendisi, ortada yok,  sadece konu hakkında yazdıkları ve üslubu ile var. Kişiyi merak ediyorsun doğal olarak. İkincisinde ego yani ben pat diye ortada ve baskın. Kendisini bir atom reaktörüne benzetecek kadar. Ama hakkını vermek gerek, ne yaşam! Üçüncüsünün de yaşamı son derece renkli, ondan da eser yok sadece fotoğrafları.

Ki “arkadaşlık” veya sohbet de benim onları detaylı dinlemem şeklinde gelişti. Çiğdem Dürüşken: “Antikçağ felsefesi”, Münir Aktolga “Hatıralar” 68’den günümüze Teorik Bir Arkeoloji çalışması. Bülent Eczacıbaşı “Yoldan” resimleri.

Eskiden otobiyografileri çok merak ile okurdum, artık nadiren okuyorum. Bu satırları da zaten ben yazmıyorum. Sadece usulen adımı koyuyorum.  Anamın bavulu, babamın bavulu ile birlikte yazıyoruz. Birçok eski dost da sırtımdan bakıyorlar yazarken, Yunus olsun, Wittgenstein olsun, Darwin olsun.  Genelde 40 yaşını aşanlarda görülüyor ben ben de ben ben diye anlatıp durmak ve genelde de ilk tanışmadaki meraktan ve birkaç aydan sonra falan hele abartı var ise bayıyor.

Bu üç yazarı epey dinlediğimden, baktığımdan gene usulen birkaç kelime yazayım. Çok faydalandım. Çiğdem hocayı- yıllar önce kısaca tanışmıştık- kitaptan sonra merak ediyorum. Aktolga ile de bir gün elbet ölmez sağ kalırsak, tanışırız.

60’lı, 70’li 80’li yılların bir kısmını yılları yurtdışında geçirdiğimden Aktolga’nın adını bile duymamıştım. Ne hayat ama! Samimi yazmış. O reaktör benzetmesinde de bence haklı. Bu yaşam öyküsünde bu analizlere varmak kolay şey değil. Son derece faydalı buldum. Kitabını Türkiye’yi anlamak isteyen yabancılara da öneririm. Beyaz olsun siyah olsun biraz aşırıya kaçan okusa keşke. Sol cenahtan arkadaşlarım biraz burun kıvırdılar kısmen adını duyunca. Analizlerinin çoğuna katılıyorum. Yılmaz Akyıldız hocaya da candan teşekkür kitabı bana verdiği için.

www.aktolga.de de yazdıklarını da kısmen okuyabilirsiniz. O, siyah ve beyaz Türklerden bahsettikten sonra çözümün “melezlerde” olduğunu ve sürecin sancılı geçeceğinden bahsediyor. Türkiye iç politikasından bahsediyor.  Zaten bilimsel temellere inme sırasında da derdi ve odak noktası hep Türkiye. Bence Özal’ı Demirel’i, Menderes’i, “Denizleri” Mahir’i ve Uğur Mumcu’yu güzel gözlemlemiş. Samimiyetle yazıyor. Ve bazı analizlerde Türkiye’yi aşmış. Tasavvufu da güzel işlemiş bence.

Canı gönülden katıldığım bir çözüm bu melezler konusu: kendi yazımın linki "https://mahmuttolon.wordpress.com/2017/11/01/katalan-bask-kurt-siyah-beyaz-ve-diger-ayrimlar-ile-cozum/#more-5926" Ben ayni şeyin sadece kültürel olarak değil demografik olarak da dünya insanları için çözüm olduğuna inanıyorum.

Zaten benzer fikirleri düşünmüş olanlar birbirlerini anlayabiliyorlar Wittgenstein’ın da dediği gibi.

Bülent Eczacıbaşı’nın kitabı Yoldan (İş Bankası Yayınları) ise bir fotoğraf kitabı. Lise çağlarından beri amcası gibi fotoğraf çekmiş. Profesyonel olabilecek düzeyde, dünyanın her tarafındaki insanlar. Doğu Anadolu olsun, Küba olsun, Hindistan olsun. Büyük çoğunluk kendi ile meşgul iken mercekten doğaya, insanlara bakabilmek bir ustalık işi. İnstagramdan görebilirsiniz.

Sen yapıcı bir şey söylersin karşı taraf tehdit olarak algılar ve seni tehdit eder. Malzeme bu, bu malzemeden helva yapılacak. Olmayan şeyleri hayal ederek değil.

Türkiye’de böylesi kitapların olması sevindirici. Umarım faydalanan sayısı giderek artacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Kasım 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Yazarlar
Website Security Test