Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İkanos’tan CoVid19 pandemisine insanlık…

4.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kuşkusuz, bu pandemi insanlığın mücadele etmek zorunda kaldığı son pandemi olmayacak. Tarihe baktığımızda, Ortaçağdaki Kara Veba salgınından (1346-1350), 1881’lerde yaşanılan Kolera pandemisine ve bugünlerde de sıkça atıf yapılan İspanyol Gribine (1918-1919) kadar birçok salgını geride bıraktığımızı görmekteyiz.

Covid 19 için de sona yaklaşıyoruz. Bunda en önemli aşama da aşı çalışmaları. Doğrusu, gelişmeler umutlarımızı arttırmakta. Özellikle başında Türk Bilim Adamı Prof. Dr. Uğur Şahin’in olduğu Alman BioNTech firması ile Pfizer’ın ortak geliştirdiği “BNT162ö” isimli aşı, uygulama için gün sayıyor. Faz1,2 ve 3 aşamalarını en erken tamamlayan aşı olacak gibi görünüyor. Faz 3 kapsamında küresel olarak çok uluslu 30 bin kişilik deneme çalışmalarına Türkiye’den de 100 vatandaşın katılacağını İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek açıkladı.

Ama geldiğimiz noktada, bilim ve teknolojinin ilerlemesi, sanki insanlığın imkanlarının sınırsız olduğu düşüncesinden hareketle, bunun her sorunu er ya da geç halledeceği sonuçta da bu pandeminin de çözümü için zamanının gelmesinin beklendiği bir ruh haline sokuyor insanı. Yani bir tür meydan okuma gibi bu pandemiyi de yok ettik, gelsin yenisi özgüveninde ilerliyoruz. Tıpkı, Antik Çağ Mitolojisindeki İkarus’un balmumundan kanatlarının güneşe yaklaştıkça erimesi gibi. Öyküyü duymuşsunuzdur: İkarus’un babası Daidalos ki bir mimar ve mucittir, her başarılı insan gibi çevresinin kıskançlığı sonucu kral kışkırtılarak Girit Adasına sürgüne gönderilir. Girit Kralı Minos, bu yetenekli kişiyi ziyaret eder ve başındaki bir sorunu dile getirir: Kralın karısı bir lanete uğramıştır ve yarı boğa yarı insan bir çocuk doğurmuştur. Daidalos’tan evlatları! Minotaurus adlı insan yiyen canavarı güvenle tutacağı bir yer yapmasını rica eder. Daidalos da bir labirent (labyrnthos) yapar, ancak çevre kentlerden toplanan 7 kadın 7 erkeğin kurban şeklinde labirente atılması halkı bezdirmiştir. Ünlü bir savaşçı olan Thesseus bu duruma son vermek ister, ancak Minotauros ile mücadeleye gitmeden önce, Daidalos’a danışarak, canavarı öldürdüğünde labirentten nasıl çıkacağını sorar. Oda, girişte bir iplik yumağı alıp kullanmasını, daha sonra da ipliği tekrar sardığında başladığı noktaya dönebileceğini söyler. Nitekim, Thesseus canavarı öldürüp labirentten çıkar, üstelik kendisine aşık olan Kralın kızını da alarak adadan uzaklaşır. Durumu öğrenip öfkeden küplere binen Kral, Daidalos ve oğlu İkarus’u Labirente kapatır. Öylesine mükemmel inşa edilmiştir ki, labirentin mimarı Daidalos bile kendi labrentinin içinden çıkmayı başaramaz. O da başka bir çözüm bulur, çevrede uçan kuşların bıraktığı tüyleri oğlu İkarus ile toplayarak, balmumuyla birleştirir, kendine ve oğluna birer kanat yaparak kanatlarını sırtlarına yapıştırıp kollarına bağlarlar. Ancak oğluna şöyle der, kanatları balmumu bir arada tutmaktadır, çok alçaktan da çok yüksekten de uçmamak gerekir, çünkü çok alçaktan uçulursa nem kanatları ağırlaştırarak uçmasını engelleyecektir, çok yüksekten uçarsa da güneşin balmumunu eritip kanatlarının tüylerini serbest bırakacağını belirtir. Böylelikle, baba ve oğul, Girit halkının şaşkın bakışları arasında havada süzülerek özgürlüğe doğru uçmaya başlarlar. Ancak oğul İkarus, kanatlanıp uçmanın oluşturduğu sarhoşlukla, babasının tüm söylediklerini unutur ve adeta güneşe dokunmak istercesine yükselmeye devam eder. Nitekim tüyleri bir arada tutan balmumu eriyip de kanatları görevini yapamaz hale gelince Ege Denizi’ne düşerek ölür. Ama yüzyıllar boyunca, güneş gibi yüksekliklere ulaşma hayali ile sınırsız arzu ve tutku içinde körleşmiş insanların tanımlandığı bir ikon olarak hafızalarda yer almaya devam eder.

Çağın ruhu, genleri mühendislik ve DNA teknolojileri ile manüple edip, herhalde ilahi olana yaklaşmak için sınırsızca sınarken bir tür tanrıcılık oynandığını gösteriyor. Ne yazık ki, laboratuar ortamında yaratıldığı teyit edilmese de, bu tür kazalarla! Tüm Dünyanın salgın dahil bir çok küresel tehditler altında olduğu zamanlar, insanlığın önündeki açmazlar olarak gündemimizi hep işgal edecek. Bilinç, olanaklar ve sınırlılıklar arasındaki diyalektik çatışmadan meydana gelen bir farkındalık olarak insanda belirir. Umulur ki, Covid19 pandemisi deneyimleriyle oluşacak yeni bir küresel anonim bilinç, insanlığın bu tür salgınlar karşısındaki sorunsalını radikal bir şekilde çözer ve bir daha tekrarlamamasını mümkün kılar. Belki de, son yüzyılın tetiklediği tüketim odaklı ekonomiden alturism anlayışında kazancın değil fedakarlık ile karşılıksız yardım etme davranışının hakim olduğu bir yaşam biçimine geçişi, yaşadığımız pandemi tetikleyecektir!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test