Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Fay Yasası

28.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

17 Ağustos 1999 günü meydana gelen Büyük Marmara depremi tüm ülkede büyük bir travmaya yol açtı. 20 bine yakın can kaybı. Bunun birkaç katı yaralı. Dağılan aileler. Yerle bir olan binalar. İnsan o günleri anımsamak bile istemiyor. Böylesi bir felaketi bir daha yaşamamayı umuyoruz.

Ama umarak işler yoluna girmiyor. Yapıcı bir şeyler gerçekleştirmek gerekiyor. Bir şeyleri temelden çözmek gerekiyor ki bir daha o kötü anları yaşamayalım.

Yine bu felaketin derinliği nedeniyle 17 Ağustos günü geldiğinde başta bilim ve mühendislik çevreleri olmak üzere çok çeşitli çevrelerden anılar, bu anılara bağlı uyarılar geliyor.

Kötü bir şey mi bu uyarılar? Değil! Değil çünkü çoğu insanımızın hafızası nankör. Unutkan. Geçmişten ders çıkarmaya yatkın değil. Bu büyük felakete dek halkımızın büyük çoğunluğu, hatta eğitmenlerimiz Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun ayırdında değildi. Derslerde deprem ülkesi olarak Japonya okutulurdu. Türkiye’nin adı geçmezdi pek.

Büyük yıkım yapan, binlerce canı yok eden, aileleri darmadağın eden yüzlerce deprem yaşadı ülkemiz ama her seferinde yeni bir olgu imiş gibi yaklaşılıyor bu afete, önlem alınması sağlanamıyor.

Kadercilik ayakbağı

Bu kayıtsızlığın başlıca nedeni halkta egemen olan ‘kadercilik’ anlayışı. Büyük depremden sonra, ‘eskisi gibi sürmemeli işler’ demiştik. Ama ne oldu? Binalarını yenilemek yerine, yineüste katlar çıkıldı her kentte. Mühendislik hizmeti görmemiş kaçak binaların yapımı eskisi gibi sürdü gitti. Hatta daha da hızlandı. Siyasi iktidarlar, yerel yönetimler popülizm batağında bu yapılanlara göz yumdu. Kaçak yapılaşmayı durduracak yasal önlemlerden kaçınıldı. Bilimsel bir temele dayanmayan sözde ‘imar barışı’, korkunç bir ‘imar affı’na dönüştü.

İyi niyetlerle getirilen yapı denetimi, bir türlü rayına oturmadı. Parasını denetlenenden alan bir sistemin düzgün çalışması zor. İyi niyetlerle düşünülen kentsel dönüşüm de sonunda kentsel ranta dönüştü.

Bilimsel yetersizlik

Afetler sonrası eşgüdümü sağlamak için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,AFAD’ın oluşturulması olumlu bir adımdı. Başbakanlığa (şimdi Cumhurbaşkanlığına) bağlı olarak Sivil Savunma ve Afet İşleri Genel Müdürlüklerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuştu. AFAD’ın hedefi “ülke düzeyinde uygulanacak afet ve acil durum müdahale, risk yönetimi ve zarar azaltma planlarını yapmak veya yaptırmak; muhtemel afet ve acil durum bölgelerini tespit etmek ve önleyici tedbirleri ilan etmek” olarak belirlendi.

AFAD, müdahalede başarılı oluyor ama risk yönetiminde ve zarar azaltma planlarını hazırlamakta başarısız. Örneğin kendi bünyesinde benzerinin oluşturulacağı gerekçesiyle mevcut ‘Ulusal Deprem Konseyi’nin dağıtılması çok büyük bir hata oldu.

Kapsamlı bir ‘deprem yönetmeliği’ yürürlüğe girdi ama AFAD’ın yetersizliğinden sorunlar yaşanıyor. Ülke çapında eğitimler geliştirilemiyor. Deprem senaryoları ve yapı envanteri çalışmaları riskin büyük olduğu illerde gerçekleştirilmiyor.

İzmir öncü

Deprem senaryosu demişken İzmir’deki çalışmaya değinmeden olmaz. İzmir, yalnızca Türkiye’de değil dünyada da ilk kez deprem senaryosu hazırlayan kentlerin arasında yer aldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Burhan Özfatura’nın etkin desteği ve İzmir İnşaat Mühendisleri Odasının işbirliğiyle uluslararası üne sahip bilim insanlarımızın 1966-1999 yılları arasında hazırladığı çalışma (ki İBB sitesinde bulunabilir), ancak büyük depremden sonra ilgi odağı oldu.

Bazıları bu senaryonun anlamını hala anlamış değil. Kaçak yapılaşmaya göz yumulursa, önerilerin tersine ikide bir imar afları çıkarılırsa, en son Giresun’da yaşandığı gibi kamu kurumları bile bilimsel uyarılara kulak tıkayıp bildiğini okursa, senaryolar fazla işe yaramıyor.

Riskleri azaltmak için yapılan kentsel dönüşümde de İzmir öncü oldu. Heyelan bölgesi olan Kadifekale’de 3 bini aşkın tehlikeli konutta yaşayan hemşerilerimizin Uzundere’deki konutlara taşınması, daha sonra yine Uzundere ve Örnekköy’de yerinde dönüşüm projelerinin uygulanması, örnek alınacak projelerdir. İzmir’de kentsel dönüşüm yapılmadı diyenlerin bu başarıları görmemesini şaşırtıcı buluyorum.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir ‘fay yasası’ hazırlanarak bunu ‘afet risk azaltma planları’ ile bütünleştirme sözünü vermiş olması önemli. Önemli ama yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi fayları saptamak ile iş bitmiyor. Zaten şu andaki deprem yönetmeliği fayları dikkate alarak hesap yapılmasına imkan veriyor. Önemli olan riskleri azaltmak için projesinden yapımına dek binaların sağlam, depreme dayanıklı olmasını sağlamak.

Özetle, kaçak yapılaşmanın önüne geçilmeli, kentlerin planlaması yöneticilerin isteklerine göre rastgele değiştirilmemeli, kentsel dönüşümde İzmir Büyükşehir Belediyesinin deneyimleri dikkate alınmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test