Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Parasal genişlemenin bitişi ve son faiz kararı

21.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bilindiği üzere bir süredir uygulanan negatif reel faiz, kredilerin aşırı artışı, bol likidite takviyesi ve yüksek kamu harcamaları iç talebi kamçılamış ve kısa süreli bir büyüme ivmesi yakalanmıştı. Ancak makro göstergelerimizin kırılgan yapısı aynen yerinde duruyordu. TCMB ve kamu bankalarının altı ayda 60 milyar dolarlık döviz satışı dolar/TL kurunu aynı sürede 6,85’ler civarında stabil bırakmış fakat rezervler negatif seviyeye inmişti. Bu durum sürdürülemezdi. Zira ekonomi yönetimi güvenini yitirmiş, potansiyelden hızlı büyüme endişesi her şeyin önüne geçmişti. Bu hızlanma (Emerging market dünyasında 25 ülke içinde para arzını ortalamanın 7 katı civarında arttıran tek ülke Türkiye. Medyan ortalaması %10,6 civarında) sonucu cari açık ve bütçe açığı tekrar yüksek boyutlara (Yılsonunda GSYİH’ya oranları itibari ile %5’ler civarında) ulaşmış, enflasyon çift hanelerde kalıcılığını perçinlemiş hale geldi. Dolar endekslerinin %9 düştüğü ortamda kur sepeti TL karşısında yaklaşık %25,5 yükseldi, net döviz rezervi kırılganlık, yaratıcı seviyeye indi ve risk primi (5 yıllık CDS) 564’e geldi. Güvenin kaybolması, Türk Lirası’nın negatif reel faize gelmesi dolarizasyon miktarını arttırdı. (217 milyar dolar) Geniş tanımlı işsiz sayısı 8,5 milyona yükseldi. Dünya Bankası verilerine göre yoksul hane oranı %10,4’ten, %14,4’e sıçradı. PPK geçen Perşembe günkü toplantısında politika faizini %8,25’te sabit tuttu. Bu faiz kararı ve açıklamasında likidite önlemlerinin mevcut ekonomik gidişata göre yeterli olduğu sonucu izlenimi çıkıyor. Aslında açıklamada; kredi büyümesi, döviz kuru dalgalanmaları sonucu politika faizi arttırılması gerekirken ancak örtülü olarak faizi arttırabiliyoruz itirafı var. Merkez Bankası aynı gün reel kredi büyümesi koşullarını sağlayan bankalar için TL ve yabancı para zorunlu karşılık oranları arttırılmıştır. Bu kararla piyasadan 17 milyar lira ve 8,5 milyar dolar karşılığı döviz ve altın cinsinden likidite çekilmiş olacak. Para politikasındaki bu sıkılaştırmanın döviz kurunun geldiği seviyede cari açık üzerinde bir baskısı olabilir. Ancak piyasadaki likidite aşırı sıkışacaktır.

İşte bu dayanılmaz noktada parasal genişleme durduruldu, örtülü faiz artırımı (ortalama fonlama maliyetinin yükseltilmesi, likiditenin azaltılması, borçlanma limitlerinin düşürülmesi) yapılmaya başlandı. Ortalama fonlama maliyeti %9,37’ye ihale repo oranı ise %11,8’e yükseldi. Piyasalardaki 2-5-10 yıllık tahvillerin fiyatları yükseldi. Gösterge faizi artan tek ülkeyiz. Politika faizinin sabit bırakılması piyasa faizleriyle aradaki marjının açılmış olması istenilen mesajın net verilmesini engelliyor.

Para politikasının birincil hedefi öncelikle fiyat istikrarını tesis etme olmalıdır. Bu hedef realize olmadan hiçbir makrohedefe (büyüme, istihdam, bütçe) sürdürülebilir olarak ulaşılamıyor. Para politikasının temel aracı politika faizidir. Kısa vadeli politika faizi ile piyasalara mesaj net verilmelidir. Bunun için de merkez bankaları “bağımsız”, “şeffaf” ve “hesap verebilir” ilkelerine sahip olmalıdır. Faizler, politik müdahaleye açık olduğundan “bağımsızlık” ilkesinde şüphe uyandırılması halinde “döviz” kurlarında istikrar sağlanamadığı ve dalgalanmalara neden olduğu gibi “güven” tesis etmede de zorlanmalar söz konusu olmakta ve milli para zayıflamaktadır.

Merkez bankaları erişilebilir ve herkesçe benimsenebilecek hedefler belirlemeli ve bu hedefler için elindeki araçları tamamen piyasa paydaşları ile şeffaf ve doğru bir iletişimle, zamanlamasında gecikmeden paylaşmalıdır. Geçici olarak olağanüstü dönemlerde uyguladığı “geç likidite penceresi” gibi araçları politika faizi yerine kullanmamalıdır. Ancak bu takdirde beklentiler ve fiyatlamaları rasyonel hale getirilebiliyor.

TCMB son yıllarda uyguladığı politikalarla hedeflediği enflasyon hedefine ulaşamamıştır. Piyasa paydaşlarıyla sağlıklı iletişim kuramamış, faiz kararlarında zamanlama hatalarını sürekli tekrarlamış (2018 kur şokunda faiz kararını gecikmeli aldığı gibi) , bağımsızlığı (araç bağımsızlığı) konusunda kuşkular uyandırmış, milli paranın negatif reel faiz uygulamasıyla zayıflamasına dolayısıyla dolarizasyonun artmasına yol açmış ve hedeflerini sürekli revize etmek zorunda kalmıştır. Rezervlerin, döviz satışları yoluyla azalmasına engel olmamış ve buna rağmen döviz kurlarında dalgalanmaları da önleyememiştir. Kuşkusuz bu hatalar sadece para politikasına mal edilemez. Dünya Bankasının önerdiği gibi kredilerin ivmelendirdiği büyüme modelinden yatırımcı güvenini tekrar kazanan ve “Yapısal Reformları” esas alan bir “Ekonomi Programı”nın dizaynına acilen ihtiyaç var. Aksi halde sermaye çıkışı ve döviz kuru baskılarını konuşup fiyat istikrarı ve finansal istikrarı sağlamaktan gittikçe uzaklaşacağız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Sokak röportajındaki bir genç, ''Dolar neden yükseliyor?'' sorusuna verdiği cevapla sosyal medyada olay oldu. Genç doların yükselme cevap olarak ''Sokaklarda öpüşmeler...

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Ekim 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Ekim 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Ekim ayında burçların aşk hayatı nasıl olacak? Burçları neler bekliyor?

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test