Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kara Delik 1: DEPREM!..

21.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

1940’lı yılların başı… İlkokul ikinci sınıfa gidiyorum, Babam şubay, Van’dayız. Birinci sınıfı Van’ın o zaman bir köyü olan (Şimdi ilçe) Çaldıran’da okumuştum. Kış gelmiş gibi. Sabah geç kaldığım okula koşa koşa gidiyorum. Birden her yer sarsılmaya başladı. O an “depremle ilk karşılaşmamdı”; yere düştüm. Ne oldğunu anlamamıştım; karşıda, yol yapımında kullanılan koca silindir da zıngır zıngır sallanıyordu. Etraftaki evlerden insanlar fırlıyordu. Düştüğüm yerde nedendir bilmiyorum, ağlamaya başladığımı hatırlıyorum. Birden kolumdan tutulduğumu hissetim, ayağa kaldırıldım. Babamdı.

100 metre kadar ötedeki kışladan çıkmış, oturduğumuz eve doğru koşarken, beni görmüş, kucaklamıştı. Eve geldik. Annem yerde bir şiltenin üzerinde yatıyor, durmadan “Beni kurtarın” diye ağlıyordu. Babam beni yere bıraktı. Annemin üzerine eğildi. Ve bir tokat attı. “Şokta olan” Annem kendine geldi. Bizleri gördü, Ağlamayı kesti, gülümsedi.

Şiddetli deprem “çoğu kerpiç olan evleri” ya oturulamaz hâle getirmiş ya yıkmıştı. Annem kız kardeşime hamile idi. Hemen, oturduğumuz iki katlı evin bahçesindeki “taş duvarlı ahır” temizlendi. Annemin karyolası oraya taşındı. Bizler için de “o zamanların ‘mahrutî (koni biçiminde) tek direkli asker çadırları” kuruldu. Orada yatıp kalkmaya başladık. Zaten bir – iki hafta sonra kar yağmaya başladı, bir ay dolmadan kar bir metreye yaklaşmış, ısı geceleri sıfırın çok altına düşmüştü. Bir gece yoğun kar yağışının çadırımızı çökerttiğini hâlâ hatırlarım. Deprem “artçılarla” iki ay daha devam etti. Ağır hasarı olan evler tamamen yıkıldı. Babamın Bandırma’ya tayini çıktı ve Van’dan ayrıldık.

Daha sonra Marmara’da, Ege’de “orta şiddette çok deprem yaşadım”; kim “Ben depremden korkmam” derse, inanmayın, “depremden korkmayan” taş olur!..

21 yıl öncesinin 17 Ağustos’taki Marmara Depremi’ni de İzmir’de yaşadık, yer gök sallanıyordu. Resmi rakamların çok üstünde” ölü, yaralı ve kayıp vardı.

Ama “bu büyük felaketi yaşadığımız hâlde” ders almadık, hemen hemen “yaygın ve ciddi” tedbirler almadık. Sadece “bilim adamlarının açıklamalarını dinlemek” ile yetindik, o kadar!..

Bugün Urla’da yaşıyorum, İzmir kentinin altında bazıları “7.2 şiddetinde deprem üretebilecek” 13 ‘aktif” fay var. 5.9’luk  Urla depremi dahil bir çok depremde sallanıp durduk. Ama, 21 yıldır İzmir’de “tedbir olarak ve de ciddi olarak” atılan bir adıma rastlamadım. Allah göstermesin “böyle bir depremden sonra” ailem ve komşularımla beraber gideceğim “Deprem sonrası toplanma yerini bile” bilmiyorum; var mı acaba?..

Marmara Depremi’nin 21’inci yıldönümü gününde, Ege – Koop Genel Başkanı “sevgili kardeşim ve meslektaşım” Hüseyin Aslan ve eşi Özgür Aslan’ın davetlisi o olarak onların Özdere’de “cennet gibi bir sitedeki” evlerindeydik. Başkan, “depremle ilgili” ve “ne yapılması gerektiğini” de madde madde yazan bir açıklama göndermişti gazetelere… Telefonla sık sık aranıyor, konuşuyor, bu arada “bizler de dinliyor”, çok şey öğreniyorduk.

“Kentsel dönüşüm” diyor, “Fay Yasası” diyor, “Deprem Kredi Fonu” diyor, anlatıyor da anlatıyordu.

Ve ne yazık ki, “21 yıl önce 50 binden fazla insanımızı alan” deprem felaketinden sonra, “ciddi bir adım atılmadığını” da acı acı anlıyorduk. Ne Merkezi hükümetler, ne Yerel yönetimler, “kapımızda olan ve Güney Doğu / Doğu / Kuzey Anadolu / Marmara Fayları’nın 7.5 şiddetinde, Ege faylarının da “ona yakın” şiddette üretecekleri, Amerikalıların İkinci Dünya Savaşını bitiren Hiroşima ve Nagazaki’ye attıkları atom bombalarından bilmem kaç defa daha şiddetli ve tahrip edici olacak kapıdaki felaket için “el ele vererek” bıraktım çok şeyleri, “bir şeyler bile” yapmıyorlardı!..

Bilim adamları, Hüseyin Başkan gibi sivil toplum kuruluşlarının ve kooperatiflerin yöneticileri “Felaket geliyor” diye çırpınıyorlardı; çırpındıklarıyla kalıyorlardı!..

Siyasetçiler ise, ne Depremden, ne Pandemi’den, ne ekonomik krizden doğrudan etkilenen ve etkilenecek olan koca bir ülkeyi ve bu ülkede yaşayan 83 milyonu “bu konularda sevindirecek” bir el birliği yerine, “birbirlerini yemek” için yarışıyorlardı. Yazıklar olsun!..

****

Haftaya: Kare Delik 2: SİYASET!..

                      

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..



Sınıfa girdiğinde kendisine yer vermek isteyen öğretmene "Öğretmenlik en üst makamdır" diyerek dersi ayakta dinleyen Cumhurbaşkanının adıdır ATATÜRK!

 

Erdem ve Politika

Osman Turan Hoca’yı hatırlıyorum. Hoca her gün derse aynı elbise ile gelince, kendisine “Muhterem Hocam anlaşılan bu elbiseyi çok seviyorsunuz” demiştim. “Bana bak evlât, bu millet ayağına çarık bile bulamazken ben ikinci elbiseyi alamam” cevabını vermişti.                                                        Ali Naili Erdem

 

Sözün Özü

Kurultay’da “yeterli oyu alamadığı için” Parti Meclisi’ne giremeyen “Medya ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” Tuncay Özkan, “bu konuda Parti Meclisi içinden yeni bir başkan yardımcısı seçmeyen” Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından “başdanışman” yapıldı ve “bu konular” ile görevlendirildi. “Parti içi demokrasi” işte budur, herhalde!..

 

Okuyucunun Soruları…

Çoban Ateşi Hareketi’nden ne haber?..

Nice zamandır, okuyucularım bana soruyorlardı, ben de geçen haftaki yazımda sevgili dost Rifat Serdaroğlu’na “eleştirerek ve sitem ederek” sormuştum; “Yeter artık, bu Çoban Ateşi Harekatı Partisi’ni ne zaman kuracaksınız?” diye…

Cevabı hemen “ertesi günü” geldi; ben de okuyucularıma ulaştırıyorum:

“25 Ağustos 2020 Salı günü Çoban Ateşi Hareketinin, Siyasi Partiye dönüştüğü gün olacak. Kuruluş dilekçesi, ilgili devlet birimine bir heyet tarafından verilecek ve aynı gün Anıt Kabir ziyaretiyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’ün huzurunda olacağız. Hayırlısı olsun… Çoban Ateşi Hareketi Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu.”

Ben de “Hayırlı, uğurlu ve yolları açık olsun” diyorum…

 

Trump açık ara kazanır!..

Amerikalı, “içi geçmiş, işi bitmiş” Biden’i seçmez. O, bugüne kadar gelip giden kaç cumhurbaşkanından beri ilk defa “yerli ve milli” diyen, “küreselliğe sırtını çeviren” Trump’ı, “eğer Biden lehine bir çok büyük mucize gerçekleşmez ise” hem de açık ara seçecektir!..

Ve de ABD seçimleri “Türkiye’yi şöyle veya böyle etkileyecekse”,  siyasetçiler de, iş alemi de, basın da şunu iyi bilmeli ve “yarının (Seçim 3 Kasımda) hesaplarını” ona göre yapmalıdır; “Biden’in hiç şansı yok!..”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Ekim 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Ekim ayında burçların aşk hayatı nasıl olacak? Burçları neler bekliyor?

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test