Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı; ''Tüm Devlet yönetimi partizanlaşmaya yönetildi!..''

21.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başına yerleşen ‘Biden’in sözleri ve tepkiler’ konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– Biden’in, daha Demokratların adayı olmadan, “aday adayları arasında” güçlü rakipleri ile çekişirken “Türkiye hakkında söylediği sözler”, 7 ay sonra birdenbire “Türkiye Gündemi’ne servis edildi ve sanki “Türkiye’de muhalefet (CHP) Erdoğan’ı iktidardan indirmek için Biden ile işbirliği yapmak için anlaştı” havası yaratılmak istendi. Erdoğan’ı ve AKP’yi destekleyen gazete ve TV’lerde “bu yönde” yoğun bir kampanya yapıldı ve yapılıyor. Sizce neden?

K– Cumhurbaşkanı’nın İletişim Danışmanı Fahrettin Altun ile onun altında beraber çalıştığı bir ekip var. Bu ekibin işi sosyal medya ile “yandaş” tabir edilen medyayı kullanarak kamuoyunda algı operasyonları yapmak. Gündem değiştirmek veya gündemi belirlemek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “puan toplayacağı” açılımlar sağlamak. Biden’in 8 ay önce bir radyo programına verdiği demeç, 19 Ocak 2020’de New York Times’da haberleştiriliyor. Saray’a yakın kaynaklar “Bunun o dönem bilindiğini, ancak henüz Biden aday adayı olduğu için muhatap almadıklarını, ancak Biden’in adaylığı netleştikten sonra durumun değiştiğini, Biden’in kurmay kadrosunun YPG-FETÖ dostlarından oluştuğu görülünce hareket kararı alma kararı alındığını” ileri sürüyorlar. Biden’in Türkiye karşıtlığı sır değil, çok önceden beri biliniyor. Her ne kadar adaylığı yeni belli olmuş olsa da, uzun süredir ABD’de yapılan kamuoyu yoklamalarında, Trump’un açık ara, en son 14 puan önünde yer aldığı ve bu gidişle ABD’nin yeni Başkanı olacağı konuşuluyor. Kanımca Biden’in bu sözlerinin İletişim Başkanlığınca sosyal medyada duyurularak tartışmaya açılmasının nedeni, bir taraftan muhalefetin tepki göstermeyeceği varsayılarak Cumhurbaşkanı’na yeni bir “mağduriyet” puanı yazacak, diğer taraftan geçen haftanın AKP açısından çok olumsuz olan gündemini değiştirecek bir algı operasyonu yaratma isteğiydi. Düşünün geçen hafta konuşulan konular nelerdi: Hazine Bakanı Berat Albayrak doların yükselmesini, borcu, enflasyonu, girdileri dolara bağlı bir ülke olarak “Dolarla ne işiniz var?” diye küçümsemeye çalışıp gülünç duruma düşmüştü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İyi Parti lideri Meral Akşener’e yaptığı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da, kurgulamayı birlikte yaptıklarının anlaşılacağı şekilde, sonradan desteklediği “Partine geri dön” çağrısı ters teperek kamuoyunda “AKP + MHP ittifakı düşüşte” algısının oluşmasına neden olmuştu. Buna bir de Pandemi krizinin çok kötü yönetilmesi ve hükümetin buna yönelik mücadelesinin, rakamlarla oynamasına karşın, yetersiz kaldığının açıkça ortaya çıkması da eklenmişti.

GÖZLEM– ABD Başkanı Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı’na “çok ağır bir ifade taşıyan” mektup yazdığında susanlar, “bir ABD başkan aday adayının sözlerini” sanki “muhalefetin emperyal güçlerle el ele vererek, Türkiye’de iktidarı değiştirmeye çalıştığının delili gibi” kullanmaya çabalıyorlar; görüşünüz?

K– Beyhude bir çaba olarak görüyorum. Bunun en önemli kanıtı, Biden’in bu sözlerine muhalefetin her kesiminden tepki gelmesinin ardından hafta içi Perşembe gününe kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “topa” hiç girmemesidir. Cumhurbaşkanı burada eğer kendine puan yazacak bir durum görseydi, hiç vakit kaybetmez ve derhal muhalefeti zor duruma sokacağını düşündüğü şekilde ifade ve duruşuyla pozisyon alırdı.

GÖZLEM– Daha sonra “Arap Baharı” bile beraber, Kuzey Afrika’yı ve Ortadoğu’yu alt üst eden “Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanı olmayı kabul etmek”, bu medya kampanyasında başrolü oynayan gazete ve TV’lerce, onların yorumcuları için “Emperyal güçlerle işbirliği” olmuyor da, “bir aday adayının sözleri” üzerine kurulu “emperyal güçlerle ortaklık” nasıl, muhalefetin omuzlarına yükleniyor?

K– Tabii “yandaş” tabir edilen bu medyanın yaptığı yayınları mantık ve olgular çerçevesinde değerlendirmek çok da mümkün değil. Bu medya, varlığını bağlı gördüğü iktidarın o gün için çıkarları neyi gerektiriyorsa, bunu dikkate alarak yayın yapıyor. Bu yayınlarla olsa olsa çok aşırı ve/veya çok rantçı AKP kitlelerini etkileyebilir. Zaten gerçek tirajlarının durumu, bu tür yayınların genel halk kitlelerinde bir karşılık bulmadığını da gösteriyor. Genel akım içinde sayıları az da olsa, muhalif kanal ve gazeteler var olmaya devam ettikleri sürece “yandaş” medyanın kararsız seçmen kitlesi üzerinde çok da etkili olacağını düşünmüyorum. Buradaki tehlike muhalif medyanın susturulmasına yönelik gittikçe artan baskılardır. Bunlara karşı da her ticari işletmenin olduğu gibi bu işletmelerin B planlarını oluşturmaları gerekir.

GÖZLEM– “Kaddafi Fransızların şemsiyesinde linç edilerek öldürülürken”, Türkiye kimin tarafında idi ve ne yapıyordu?

K– Maalesef Fransa da dahil olmak üzere NATO’ya İzmir’de ana üst bölgesi tahsis etmiş olarak Kaddafi’ye karşı savaşa topyekun destek veriyordu. Her ne kadar gaddarlığı ve Erbakan’a gösterdiği tutumla Türkiye’yi küçük düşürmesi unutulmadıysa da, Kaddafi’nin Kıbrıs sorununda Türkiye’ye verdiği destek ve iyi-kötü Türk müteahhitlere sağladığı kazanç yadsınamaz.

GÖZLEM– Biden’in sözlerine 7 ay sonra iktidarı ile muhalefeti ile “Kimse Türkiye’nin iç işlerine karışamaz” diye ve de “çok haklı olarak” kıyameti koparırken, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da “yıllardan beri ne yaptığımızı” sorgulamamız gerekmiyor mu?..  ABD’lilerle, Ruslarla “ortak devriyeler yapmak” ne anlama geliyor?

K– Muhalefetin, sadece CHP’nin değil tüm muhalif partilerin, Türkiye’nin en önemli sorunları ile ilgili ne yapılması gerektiğine dair programları olmalı ve bunları bıkmak, usanmak bilmeden, demagojiye girmeden, basit vatandaşın anlayacağı şekilde bulduğu her mecrada anlatmaya çalışmalı. İktidar, dinci ideolojik yapısı ve iş başında çok uzun süredir kalmış olması nedeniyle Türkiye’nin çok ana, belli başlı konularında çok ciddi çıkmazlara, açmazlara girmiş durumda. Dışişleri’nde Yunanistan ile Ege ve Doğu Akdeniz sorununda, Suriye, İsrail, Mısır ile birebir yaşadığı düşmanlıklar elini bağlıyor. Suriye’de Türkiye’nin baş düşmanına her türlü açık desteği veren ABD’den yalnız kaldığı Libya’da medet umar hale düşüyor. Tarımda, üretimde, enerji kaynaklarında dışa bağımlılık yaratmış liberal politikaları başta enflasyon ve yoksulluk olmak üzere geniş halk kitlelerini çok zor duruma sokarak iktidarı halktan gittikçe daha çok koparıyor. Ülkedeki kadına dönük şiddete rağmen gösterdiği dinci politikalar, kendi kadın seçmenini bile isyan ettirmiş durumda. Pandemi sürecinin de etkisiyle işsizlik had safhada, kaynaklar tüketilmiş durumda. Ama muhalefetin, birkaç istisna dışında, bu konulara ilişkin oluşturduğu ve yaymaya çalıştığı gerçekçi programları yok. Bu da iktidarın “kör, topal” da olsa ayakta kalmaya devam etmesine katkı sağlıyor.

GÖZLEM– “Ağır şekilde suçlanan” muhalefet, neden “Büyük Orta Doğu Projesi’nden bu yana yürütülen dış politikayı” gündeme getirerek, “karşı bir kampanyaya” girişmiyor; “ortada ‘emperyal güçlerle işbirliği’ varsa”, hangisi daha gerçek olabilir?

K– Muhalefetin genel olarak iktidarın dışişleri politikalarına gerçekçi çözüm önerileri getirememesinin, bu politikalara karşı etkin bir muhalefet izleyememesinin en önemli nedeni atacakları her adımın iktidar tarafından geniş halk kitlelerine “vatan hainliği” olarak lanse edilecek olmasından duydukları korku. Muhalefetin hem gerçekçi politikalar oluşturması, hem de esas bu politikaların “vatanseverlik” olduğunu ortaya koyması için çok ayrıntılı ve iyi düşünülmüş programlarını ortaya çıkarması gerekli. Bunun için de parti içindeki uzmanlarından faydalanmalı. Ancak bu durumda iktidara geldiğinde bu ülkeyi yönetebileceği algısını yaratabilir. İktidar algı politikalarını çok iyi kullandığı için özellikle CHP, yanlış adım atmama adına hiç adım atmamayı tercih eder bir görüntü çiziyor. Bu “kaş yaparken göz çıkarmayayım” politikası tabii ki kısmen anlaşılabilir, ama bir noktada artık iktidara gelindiğinde uygulanacak programlara yönelik hazırlıkların şekillenmeye başlaması gerekli.

GÖZLEM– Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 7 ay önce söylenen sözler için, “Biden’in bu sözlerini biz biliyorduk, muhalefet ne yapacak diye bekledik” dedi. Bu açıklama, “muhalefete tuzak mı kuruldu” sorularını gündeme taşıdı, görüşünüz?

K– Kesinlikle, önceden de söylediğim gibi, Biden operasyonunun bir nedeni muhalefetin bu sözlere yeterli ve anında tepki göstermeyeceği savıyla bu durumun muhalefete karşı kullanılmak istenmesiydi. Ancak Altun’un, bunu sağlamak ve mühendisliğini yaptığı bu stratejiyi devreye sokmak adına muhalefete yüklenmeye çalışmasına en güzel yanıtı Meral Akşener verdi: “Dışişleri Bakanlığı yanıt vermiyor, sonra Sayın Fahrettin Altun ‘Muhalefet niye yanıt vermiyor?’ diyor. Bu Sayın Altun’un haddi de değildir, hakkı da değildir. Atanmış birinin bir seçilmişe hesap sorma hakkı ve haddi yoktur. Patronu verecek önce cevabı. Ha bire memurlar konuşuyor. Sayın Çavuşoğlu ve Sayın Erdoğan’ın fikirlerini merak ediyorum.” Bunun da ötesinde bu taktiğin işe yaramadığı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu “topa” hemen girmemesinden anlaşıldı. O bile bu konuda muhalefeti suçlamanın “zorlama” olacağını anlamış olsa gerek.

GÖZLEM– “Siyasetçi olmayan, atanmış olan” bir devlet memuru, bir bürokrat, “böyle konuşma hakkına sahip olabilir” mi; ortada işlenmiş bir “idari suç” yok mu?

K– AKP iktidarı ile beraber tüm devlet yönetimi adım adım partizanlaşmaya yöneltildi. Gelinen bu noktada artık partizanlaşmayan bürokratlar cezalandırılıyor, partizanlaşma açıkça teşvik ediliyor. Kamuoyunun çok tepkisini çekecek çok bariz örnekler olduğunda da, söz konusu bürokratlar veya olaylar ile ilgili sonuçlanmayan ve unutturulan göstermelik soruşturmalar açılıyor. Denetim mekanizmalarının devreden çıktığı topal veya sürünen bir demokraside bu tür bürokratlara ceza verilmesini beklemek pek mümkün değil. Sonuçta Fahrettin Altun’un böyle büyük bir algı operasyonunu patronu ile konuşmadan devreye sokmuş olması olası mı?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test