Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı; ''Aslında iktidar kendi sonunu hazırlıyor!..''

10.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci – Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in Ankara kulislerindeki gündemin başında olan gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– Basının sesinin kısılması için Savcılara RTÜK ve Basın İlan Kurumu da katıldı. Birçok gazeteci hapiste ve hakim önünde, RTÜK ve Basın İlan Kurumu “muhalif TV kanallarına ve gazetelere ‘ekonomik olarak darbe vuracak’ kararlar” almakta yarışıyorlar. “Resmi ilan kesilmesi, ekranların karartılması” günlük vakalar hâline geldi. Görüşünüz?

K– İktidar düşüşte olduğunu gördüğü için tüm iletişim araçlarını kontrol altına almaya çalışıyor. Bu baskıların artmaya devam edeceği ve sosyal medya gibi diğer alanlara da yayılacağı belli oldu. Muhalif grupların B planlarını hazırlamaları gerekir. Mevcut “mutat” itirazlar, tabiri caizse “cıyaklamalar” ile bir yere ulaşamayacakları görülüyor. Öte yandan her ne kadar şu an için işliyor görünse de, iktidar başvurduğu bu yöntemler ile aslında kendi sonunu hazırlıyor. Bu kadar “haksız”, “adaletsiz” etkinin kesinlikle bir tepkisi olacaktır. Zaten anketlerde de, büyük ölçüde ekonomideki bozulmanın da etkisiyle, AKP’nin ve Cumhur İttifakı’nın oylarının düştüğü görülüyor. İktidarın baskı politikalarının bu kadar artmasının ardında bir “panik” havası seziyorum. Sanırım bu tablonun gittikçe daha yoğun şekilde baskıcı bir havaya bürünmesinde Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunan, ondan sonraki dönem için hesap yapan ve kraldan çok kralcı davranan değişik ve birbirleriyle rakip grupların varlığı da rol alıyor.

GÖZLEM– Basın özgürlüğünü yok eden “bu tablo” giderek yaygınlaşırken, başka ana muhalefet CHP olmak üzere muhalif partiler, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri sizce “tatmin edici” bir tavır koyabiliyorlar mı?.. “Yasal” olarak ne yapabilirler?

K– CHP’nin stratejisini Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu açıkladı. İktidarın sataşmalarına ve provokasyonlarına olabildiğince temkinli tepki verip, iktidarın CHP’yi alanlara çekip, tuzağa düşürmesine, hukuka aykırı yöntemler içine girmesine olanak vermemek. Kabaca “haklıyken haksız duruma düşmemek”. Hukuk sınırları içinde kalarak iktidarın baskısına karşı etkili, tatmin edici bir tavır koymak hakikaten gittikçe zorlaşıyor. Çünkü hukukun sınırlarını da artık çok daha fütursuz ve adaletsiz bir şekilde yine iktidar belirliyor. Öte yandan hukuk sınırları dışına çıkmak da bir seçenek değil. Muhalefetin yaptığı ve yapmaya devam edeceği sanırım iktidarın bu baskıcı politikalarıyla kendi sonunu hazırlamasını izlemek ve o noktaya gelene kadar da olabildiğince “dayanmaya” çalışmak. Tabii bunun yanı sıra CHP’nin iktidara gelirse bu ülkeyi yönetebileceğine dair örneğin belediyelerde görülen örnekleri çoğaltması gerekiyor. CHP’nin seçimler her an yapılacakmış gibi programlarını ve vaatlerini basitçe açıklaması, bunları daha iyi ve etkin duyurması gerekir. CHP’nin hâlâ kendisinin bir gazetesi, televizyonu olmamasını anlayabilmiş değilim.

GÖZLEM– Türkiye, “dünya enflasyon klasmanında tepelerde dolaşıyor”; üstelik TÜİK’in açıkladığı rakamlar biliniyor ki, “bastırılmış” rakamlar. Buna karşılık emeklilere, dul ve yetimlere, gazilere yapılan maaş zamları çok düşük. “Suriyeli kardeşlerimize” 50 milyar doların da üstünde mali destek sağlanmışken ve destek hâlâ sürerken, bu “çarpık tablo” neden düzeltilemiyor; çözüm yok mu?

K– Aslında bu bir tercih meselesi. İstenilse, coronavirüs salgını sırasında hazine garantili yol, köprü ve benzeri ödemeler ötelenip veya başka önlemler alınıp memur, emekli ve onların da ötesinde salgından etkilenen dar gelirli kesim için daha fazla kaynak yaratılabilirdi. Ancak yaratılan kaynak çok sınırlı kaldı. Bana, iktidar bu kesime kaynak ayırma gerekliliğini hissetmiyor gibi geliyor. Bunda da, bu zamana kadar durumları kademe kademe bozulmuş olsa da, bu kesimin iktidara oy vermeye devam etmeleri etkili olmuş olabilir. Bunun bir ölçüde de bu kesimlerdeki “Hiç olmazsa bir işim var” anlayışından kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum. Ancak özellikle salgın sonrası sadece memur, emekli gibi sabit azalan maaşlılar değil, kendi işi için çalışan küçük esnaflar da ciddi darbe yedi. Borçlulukları ciddi biçimde arttı. Emekli zammı yüzde 5,75. Buna karşın enflasyon yüzde 12,62, tüketici kredilerindeki artış ise, sadece yılbaşından bu yana yüzde 19’un üzerinde. Sadece 6 ayda bankalara olan borçlar 110,1 milyar lira artarak 700 milyar lirayı aşmış. Bu çarkın böyle dönmeye devam edemeyeceği bir gerçek. Çare, gelir adaletsizliğinin de ne denli arttığını dikkate alarak, kabaca “zenginden alıp fakire vermek” olarak özetlenebilecek bir vergi politikası oluşturmaktır. Başta kurumlar vergileri olmak üzere geliri yüksek kesimlerin vergisi arttırılıp, dar gelirlilere aile sigortası veya düzenli gelir ödemesi adı altında kaynak aktarılabilir. Bizim gibi ülkelerde vergi gelirleri toplam gayri safi milli hasılanın yüzde 20’lerini zor geçerken, zengin kuzey ülkelerinde bu oranlar yüzde 40’ların altına düşmüyor. Ama bugünkü vergi politikalarını değiştirecek partinin AKP olacağını sanmıyorum.

GÖZLEM– Savcılar ve hakimler tam bir baskı altında, şimdi “savunma” kurumunu da “bölerek” zayıflatmak hamlesi tamamlanıyor; Çoklu Baro sistemi önerisi Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmek üzere… Bu tablo, Anayasamızdaki “hukuk devleti” ilkesine bütünüyle çelişmiyor mu?

K– Kesinlikle katılıyorum. Anayasa’ya aykırı olduğunu uzmanlar da söylüyor. Ancak bizdeki mesele, Anayasa Mahkemesi (AYM) de dahil olmak üzere yargı sisteminin iktidar partisinin kontrolü altına girmiş olmasında. Sonuçta barolar kimi kime şikayet edecek? Geçirilecek yasa bir şekilde AYM’ye kadar taşınsa bile, AYM’de de bu iktidarın atadığı üye sayısı artık çoğunlukta. Bir nevi artık “devlet teslim alınmış” durumda.

GÖZLEM– Kamuoyu anketleri, AKP’nin “Z kuşağı” ile “kadın kuşağından” önemli ölçüde oy kaybettiğini gösteriyor. “AKP + MHP İttifakının yüzde 40’ları bile bulmadığına dair” sonuçlar da var. AKP’nin içinde çıkan iki partinin “daha teşkilatlarını tamamlamamış olmalarına rağmen” yüzde 3 – 5 bandına doğru yükseldiklerini gösteren anket sonuçları da var. Bu sonuçlar Ankara Kulislerine nasıl yansıyor; görüşünüz?

K– Metropoll’ün son kamuoyu yoklaması AKP’yi yüzde 30,3’de gösterdi. Gezici Araştırma Şirketine göre AKP her yaş grubunda kadınlardan aldığı oy oranını 10-15 puan düşürdü. Bugün seçim olsa AKP’nin iktidarını kaybedeceği, Erdoğan’ın da Cumhurbaşkanı seçilemeyeceği ifade ediliyor. Tam da bu nedenlerden ötürü, eğer çok sürpriz bir “başarı hikayesi” ortaya çıkmazsa, iktidarın zamanından çok önce seçime gitmesi beklenmiyor. Aslında iktidarda üst yönetimin, salgın sonrası ilk dönemde salgınla mücadeledeki başarılı yönetim algısını oya tahvil etmek için bir “erken seçim yapma ihtimalini tartıştığı” Ankara kulislerine yansıdı. Ancak hemen arkasından ekonomideki bozulmanın etkisiyle bu fikirden vazgeçildiği anlaşılıyor.

GÖZLEM– Ne olacak bu 3 Büyüklerin hâli? 34 maçlık 3 puanlı bir ligde, 3 Büyükler tarihi bir rekor kırmak üzereler; 3’ü de “60 puanı bulamayacak” gibiler. Nerede yanlışlar yapılıyor?.. Bu ekonomik, idari ve sportif krizden nasıl çıkabilirler?

K– Üç büyükler bu zamana kadarki başarılarını değişik oranlarda, zengin patronlarının kulüplere verdikleri bağış ve borçlarla sağlamışlardı. Ancak borçlanmaya uluslararası sınırlar getirilince ve salgının etkisiyle gelirler bir anda düşünce, alt yapıları güçlü olmadığı ve akılcıl tercihlerde bulunmadıkları için, rekabetin de artmasıyla başarısız bir tablo görüntüsü çiziyorlar. Ben Türkiye’de artık bir takımın başarılı olması için altyapısına önem vermesi gerekeceğini düşünüyorum. Mevcut sistem sürdürülemezdi, o açıdan da iktidar tarafından kayırılanları kastetmiyorum ama Anadolu takımlarının başarılı olmalarını mutlulukla karşılıyorum. Omurgası Türk oyunculardan kurulacak bir takımın akılcı transferlerle desteklenmesi gerekir. Bunun için de etkin, çağdaş bir yönetim organizasyonu kurulması lazım. Tabii böyle bir yapıda başarı hemen gelemeyebilir. Orada da sağlam bir liderlik gerekli. Türkiye gibi futbolda uzun vadenin bir sezon ile ölçüldüğü bir ülkede bunu gerçekleştirmek ne kadar kolay, orası ayrı konu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Galata Kulesi'nin müzeye çevrilmesi için başlatılan restorasyondaki uygulamalar sosyal medyanın gündemine oturdu.

Günlük Burç Yorumları Aşk 13 Ağustos 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

YouTuber Enes Batur, Instagram hesabı üzerinden bir çekiliş yapmıştı. Birçok pahalı hediyenin havada uçuştuğu çekilişte ödüllerden biri olan Audi A3 marka otomobilin s...

Ordu'nun Fatsa ilçesinde erkek arkadaşı olduğu söylenen kişi tarafından yakılarak öldürülen Merve Yeşiltaş, sosyal medyanın gündeminde.

Günlük Burç Yorumları Aşk 12 Ağustos 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 11 Ağustos 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 10 Ağustos 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test