Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

AB’de Almanya’nın dönem başkanlığı

3.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2020 yılı sonuna kadar AB dönem Başkanlığı Almanya’ya geçti. Daha sonra bayrağı Portekiz alacak. Doğrusu, CoVid19 pandemisi ile tarumar olan kıta Avrupası için dönem başkanı Almanya’nın olması büyük avantaj. Nitekim Şansölye Merkel de buna vurgu yapmakta: “Krizden iyi bir şekilde çıkmak için Avrupa’yı geleceğe hazırlayacağız” dedi. Almanya, slogan olarak da “Birlikte Avrupa’yı yeniden güçlendirmek” olarak belirledi.

AB Dönem Başkanlığı, AB’nin 2021-2027 yıllarına ait mali bütçesinin belirlenmesinin yanı sıra küresel bağlamda iklimin korunması, dijitalleşme, hukukun üstünlüğünün sağlanılmasına yönelik önemli dosyaları da tamamlamak durumunda. Tabii bunlara koşut olarak rölatif bir rol kaybına uğrayan Avrupa’nın Dünya siyasetinde daha etkin olması için de yoğun bir çalışma içinde olması bekleniyor. Brexit dosyası ise bu dönem başkanlığı içinde halledilemeyecek kadar büyük bir sorunu teşkil ediyor.

İlk etapta Almanya, CoVid19 pandemisinin Avrupa’da başta İtalya, Fransa ve İspanya’da yaptığı sağlık sistemi travması ile bunun sosyal ve ekonomik etkilerini minimalize etmeyi hedefleyecektir. Halihazırda dünyadaki 10 milyonu aşan CoVid19 vakasına bağlı 500 binin üzerindeki ölümün neredeyse yarıya yakını Avrupa’da görüldü. Bu sayılar bile, zengin kıtanın kamu sağlığı sistemi ile hastane fizik kapasite ve altyapısının yeterli olmadığını açıkça ortaya koymakta. Bunun çözümü için ciddi bir bütçenin kamu sağlığı için ayrılmasının gerekliliği dışında pandemiden etkilenen sektörler için de şimdiden 1 trilyon dolarlara yaklaşan kısaca PMP denilen pandemi mali paketlerinin piyasa enjekte edilmesi gündemde. Pandemi dönemi ve sonrasında beklenen ekonomik kriz ve resesyona yönelik makro finans ve sektör bazlı önlemler de yine dönem başkanı olarak Almanya’yı zorlayacak çalışmalar olacak.

Ekonomik gündemi bir tarafa bırakırsak, siyasi gündem Brexit dışında AB-Çin ve AB-Afrika zirvesinin düzenlenmesi şeklinde devam edecek. Çin ve Afrika gerek pazar penetrasyonları gerekse politik entegrasyon açısından AB’nin en önemli stratejik açılımları olarak 10 yıl öncesinden belirlenmiş ana hedefler.

Doğrusu Ülkemiz ile AB ilişkilerinin konsolidasyonu da AB dönem başkanlığı için sıkıntılı gündemlerden birisini oluşturmakta. Türkiye'nin AB müzakerelerinde 23'üncü ve 24'üncü müzakere fasılların açılması, hukuk devleti, basın özgürlüğü, demokrasi ve yargı bağımsızlığı dışında vize muafiyeti dahil konular için masaya oturulup zorlu pazarlıkların yapılacak olması, sanırım dönem başkanlığının korkulu rüyası olacaktır. Almanya Dışişleri Bakanı Maas, "Gündemimi sadece zorlu konular oluşturuyor ve evet Türkiye de bunlar arasında yer alıyor" sözleriyle, bir anlamda bunu kabul etmiş görünüyor.

Şansölye Angela Merkel de, Alman Parlementosundaki, AB Dönem Başkanlığı gündemli toplantıda, Türkiye’ye yönelik uyumlu bir strateji izleyeceklerinin altını çizdi. Sağduyulu ve soğukkanlı bir başbakan olarak, “Sadece, AB tam üyelik müzakereleri değil, NATO’dan dolayı ve mültecilerden Akdeniz, Ege, Libya Suriye eksenli sorunlara kadar bir çok konuda stratejik bağımız bulunan Türkiye ile ilişkileri önemsiyoruz” diyerek konuya hakimiyetini ortaya koydu.

Türkiye gerek ekonomisi gerekse nüfusu ile AB için çok büyük bir lokma. Biryandan, AB ideali bağlamında müthiş potansiyeli ile göz alırken bir yandan da AB kurumları içine birlik üyesi olarak girdiğinde meydana gelecek statünün vasfı herkesi düşündürüyor. Dolayısı ile ne müzakereler sonlanma durumunda ne de tam üyelik için kapıların açılması söz konusu. Üstelik bu gidişat, Akdeniz ve Libya ekseninde Fransa ve Kıbrıs Rum kesimi tarafından siyasi ve ekonomik olarak baltalanmasının yanısıra, ülkemizin gündemi ekseninde insan hakları ve basın özgürlüğü bağlamında demokrasiye dair birçok konu başlıkları söz konusu. Almanya Dışişleri Bakanı Maas, tüm bunların altını çizip, Türkiye ile diyalogun kopmaması için AB'de ağırlıklarını koyduklarına vurgu yapmakta. Maas, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun iki gün önceki ziyareti öncesinde “Türkiye’nin iç siyasetine dair özellikle hukuk devleti, basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü gibi konularda yaşanan gelişmelerden endişeliyiz. Bu yüzden de maalesef diyalog süreci olağanüstü zor olmaya başladı” demekte bir mahzur görmedi! Heiko Josef Maas iki yıldır dışişleri bakanlığı görevinde ve 1998 yılında çevre bakanı olarak Almanya’nın en genç bakanı olmuştu. Çavuşoğlu ile pek çok konuyu ele aldıkları kesin ama ilk etapta Avrupalı turistlerin Türkiye’ye girebilmeleri sağlanırsa ve vize muafiyetinde bir gelişme olabilirse, bu görüşmelerin ve Almanya’nın dönem başkanlığının ülkemize en büyük artısı olarak değerlendirilebilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Kasım 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Yazarlar
Website Security Test