Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Batıyoruz; yardım edin!.

3.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş; böyle derler.

Kültür ve Turizm Bakanı'nın zordaki restoran ve kafelere destek diye açıkladığı kredi paketi insanın aklına tam da bu atasözünü getiriyor.

Bakan Bey açıkladı; Ziraat Bankası Corona virüs'ten etkilenen işletmelere düşük faizli kredi dağıtacak, dedi.

Önce, “helal olsun” diye alkışladım.

İşin içine girince kazın ayağının pek de öyle olmadığını gördüm.

Yutkundum!

*

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'un duyurduğu pakette; restoran ve kafelere, 36 ay vadeli, yıllık yüzde 7,5 faizli ve 6 aya kadar ödemesiz kredi verileceği açıklandı.

Hangi restoran ve kafelere?

Turizm Bakanlığı'ndan onaylı olanlara. Yani turistik işletme belgesi bulunanlara..

*

İyi de…

Koca İzmir’de, 4 milyonluk kentte turizm işletme belgeli yeme-içme tesis sayısı topu-topu 180 kadar.

Peki, İzmir’de kaç yeme-içme mekanı var?

Sadece İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Birliği’ne bağlı lokanta-restoran-kebapçı sayısı, 38 bin 809.

Buna Ticaret Odası’na kayıtlı olanları da eklerseniz 40-45 bin civarında.

*

Durun bitmedi.

Zaten turizm belgeniz bile olsa bu yetmiyor, bir de sicilinizin temiz olması lazım.

İzmir’de 180 turistik belgeli tesisin 120’sinin sicili bozuk!.

"Sicili bozuk" denince, sakın ola bu tesisleri kredi alıp üstüne yatmışlar gibi düşünmeyin;

Bu olağanüstü dönemde kim borcunu tıkır tıkır ödeyebildi ki?

*

Sektörün; turizm belgeli olsun olmasın uygun koşulla krediye gerçekten çok ihtiyacı var.

Corona virüs en fazla bu hizmet sektörünü; restoran ve kafeleri vurdu. Aylarca kapalı kaldılar. Ama elektrik ve su faturaları gelmeye devam etti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi su faturaları konusunda anlayışlı davranıyor ama İzmir’in elektriğini dağıtan “Gediz” için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

1 Haziran’da restoran ve işletmeler açılınca, dakika bir, gol bir; karşılarında fatura tahsili için gelen şirketi bulmuşlar.

*

Kira zaten ayrı problem. Mal sahiplerinden vicdanlı olanlar salgın sırasında indirimi ve taksitlendirmeyi kabul etti. Maalesef birçok işletme bunu bile ödeyemedi(!)

*

Olması gereken, krediden önce, Almanya'da, Amerika'da olduğu gibi devletin işletmelerin cebine belirli bir miktarda para koyacağı “hibe” desteği olmalıydı.

Ne var ki, "dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeye kararlı" ülkemizin kasasında böyle bir para olmadığını hepimiz gördük.

O zaman sadece turistik işletme belgesi olana değil, küçüklü büyüklü tüm işletmelere verilecek bir kredi paketi açıklanmalıydı. Tabi Sicil Affı’yla birlikte.

*

Bakın beyler; bu haliyle destek kredisini büyük otellerden başka alan çıkmaz.

Zaten baktığınızda Ziraat'ın destek paketi büyük işletmeler için dizayn edilmiş: Krediler 1 milyon lira alt sınırdan başlıyor, 20 milyon liraya kadar çıkıyor.

Adam lokantacı ya da Kordon’da bir restoranı, Güzelyalı’da, Konak’ta, Kemeraltı’nda, Bornova, Buca, Karşıyaka’da kafesi var; bu küçük işletme 1 milyon lirayı alsa da ne yapacak, nasıl ödeyecek?

Oysa sektörün gerçek ihtiyacı, 50 bin, 100 bin, 150 bin liralık krediler.

*

Turizm Bakanı Mehmet Ersoy otelcilikten geldi; küçük restoranların, kafelerin derdini nereden bilecek ki diyebilirsiniz?

Oysa Türkiye'de yeme-içme sektöründeki istihdamın yüzde 75'ten fazlasını bu küçük işletmeler sağlıyor.

Ciddiyim; bu işletmelere devlet desteği gelmezse çoğu kapanacak ya da el değiştirecek, çok sayıda çalışan işsiz kalacak.

Kısacası; davul bankaların, tokmak Hükümet'in elinde.

Bilesiniz; davulun sesi uzaktan iyi gelebilir ama, yakından hiç hoş gelmiyor..

 

AVUKATLIK (BARO) YASASI, Z KUŞAĞI, KIDEM TAZMİNATI VE SOSYAL MEDYANIN KISITLANMASI…

İhtiyaç mı, siyasal tercih mi?

Son dönemde ülke gündeminde düne kadar var olmayan sorunlarla uğraşıyoruz.

Hem de, pandemi süreciyle tüm yaşam koşullarının ağırlaştığı, ekonominin dibe çöktüğü, milyonlarca kişinin işsiz kaldığı ve çoğunluğumuzun geçim sıkıntısından ne yapacağı şaşırdığı bu günlerde..

ÖNCE

Avukatlık yasasının değiştirilmesi..

ARDINDAN

Z Kuşağı dediğimiz gençlerin, üniversite sınavının salgın nedeniyle önce Temmuz’a ertelenmesi sonra da Haziran’a çekilmesine gösterdikleri tepkili toplumsal muhalefet..

DÜŞÜNÜLEN

İşçilerin kıdem tazminatları ile ilgili "tamamlayıcı emeklilik" adıyla, çalışanların kıdem tazminatlarını fona devretmeyi, küçültmeyi ve kullanılmasını çok ileri yaşlara ötelemeyi öngören düzenleme.

VE… SON OLARAK

Sosyal medya mecralarının kontrol edilmesi, erişim engeli ile adli ve mali yaptırımlar getirilerek “etkisizleştirilmesi.”

*

Türkiye’nin gündeminde düne kadar;

Ne Baroları parçalamayı öngören yasa teklifi;

Ne Z Kuşağı’nın tepki verdiği sınav süreci;

Ne kıdem tazminatı sorunu;

Ne de sosyal medya yasakları vardı.

Ama bugün var ve iktidar tarafından durduk yerde yaratılan bu sorunlar insanları kutuplaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda endişelendiriyor.

*

Baroları bölerek kontrolü altına almak.

Üniversite sınavına girecek gençleri değil turizm şirketlerini önemsemek.

Salgın koşullarında büyük zorluk çeken işçilerin değil işverenlerin yükünü hafifletmek.

Ve sosyal medyayı, Çin ve İran’da olduğu gibi sınırlamak.

Tüm bunlar sizce;

Toplumsal muhalefeti harekete geçiren ve güçlendiren hamleler.

Muhalefet partilerinin dışında; meslek kuruluşlarını, sendikaları ve gençleri iktidara karşı harekete geçiren adımlar değil mi?

İktidarı bu adımları atmaya iten nedenler üzerinde durmak ve şunu sormak lazım:

Bunlar Türkiye’nin zorunlu ihtiyaçları mı?

Yoksa iktidarın siyasal tercihleri mi?

Hangisi?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Emekli maaşımız dolarla değil, Allaha şükür dolarla borcumuz, bankada-yastık altında bir sentimiz bile yok ama…

Gazeteci – Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen konulardaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test