Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Disiplin karşısında özgürlük çılgınlığı

3.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Öcal Uluç ağabeyimizin 26 Haziran tarihli GÖZLEM’deki yazısı çok önemli bir gerçeği vurguluyor. Yazının başlığını yineliyorum: “Katilim etrafımda dolaşıyor!” Yazıda, özellikle gençlerin “maskesiz” gösteri yapmakta yarıştıkları dile getirilip yaydıkları tehlikelere dikkat çekiliyor. Yazarın başından geçen olay, şu anda yalnızca bu kentte değil yurt düzeyinde, giderek ABD, Brezilya, İngiltere, Meksika, Hindistan hatta Almanya gibi ülkelerde Covid-19 pandemisiyle ilgili yaşananların çok tipik bir örneği.

Umursamaz insanlar

Öcal Uluç’un yaşadıklarının benzerlerine, kısıtlamalar kalktıktan sonra hepimiz tanık oluyoruz kuşkusuz. Bireysel umursamazlıkların yanısıra asker uğurlama, taziye, düğün gibi toplu davranışlarda da sıkıntılar büyük.

Oysa Sağlık Bakanlığının sloganı çok basit: Maskeni tak, aradaki mesafeyi 2 metreden fazla tut, temizliğe özellikle de el temizliğine dikkat et! İnsanlar bu basit kurallar dizisine neden uymuyorlar? Öyle uygulanması çok güç kurallar değil bunlar.

Maskeyi, Çinliler, Japonlar, Koreliler gibi Uzakdoğu halklarının yıllardır yaygın bir şekilde kullandığını biliyoruz. Uzakdoğu ile ilgili haberlerde, belgesellerde, özellikle kışın, insanların yüzlerine maske taktıklarını görüyorduk. Bunun nedeni araştırıldığında, grip, nezle gibi kış hastalıklarına yakalanan bireylerin başkalarını, vurguluyorum BAŞKALARINI korumak için maske takma zahmetine katlandıklarını öğreniyoruz. Yine bu nedenledir ki, bu ülkeler covid-19 salgınını daha ucuz atlattılar.

Soyut özgürlük anlayışı

İnsan ister istemez bu bencilliğin, karşısındakine saygı göstermeyişin, nedenleri üzerine düşünüyor. İnsanları bencilce davranmaya iten nedenlerin başında soyut bir “özgürlük” anlayışı geliyor. Kurallara uymayı, disiplinli davranmayı özgürlüklerine müdahale olarak değerlendiriyor bu insanlar. Bunun en uç olayları ABD’de görülüyor. Bir takım tipler silah taşımayı yasaklamanın özgürlüklerine müdahale olarak değerlendiriyor ve inadına son derece tehlikeli silahlarla sokaklarda geziyorlar. Yöneticilere, çevrelerine meydan okuyorlar.

Benzer özgürlük anlayışı otomobillerde emniyet kemeri takma zorunluluğu sırasında da çıktı. Ağır cezalar çıkana kadar direnme oldu. Başlangıçta “takarım takmam, kimse karışamaz, bu hayat benim değil mi?” anlayışı egemendi. Benzer “saldırgan” özgürlük anlayışını, trafikteki magandalarda, kapalı yerlerde sigara içmek için ısrar edenlerde görmek mümkün.

Komplo teorileri

İnsanları hatalı davranışa öteleyen bir etken de, özellikle sosyal medya denilen haberleşme ağlarında yayılan “zehirli” bilgiler, bir temele dayanmayan uyduruk haberler. Bu salgının başından beri yazdığımız yazılarda bu gibi uydurmalara karşı okuru uyarmış, “infodemi” diye adlandırılan bu zehirli düşüncelere en aklı başındaki kişilerin bile kapıldığını vurgulamıştık.

Başlangıçta, salgına 5Gteknolojisinin neden olduğu yalanı yayıldığında, İngiltere’de 5G dalgalarını dağıtan direklerin kırıldığını duyduk. Güya virüsü öldürmek için (!) ağzına saç kurutma makinesi tutan kişileri gösteren saçma sapan videoların, üniversite profesörleri tarafından bile yayıldığına tanık olduk, şaşırdık.

Yine bazı komplo teorisyenlerine göre, milyonlarca kişiyi etkileyen bu salgın, aşıdan para kazanmayı planlayan Gates, Soros gibi dolar milyarderlerinin işi. Ya da insanları denetlemek isteyen egemenlerin, halka “chip” takma hesaplarının sonucu. Son zamanlarda, maskelerin oksijen alımını düşürdüğü gibi yalan bilgiler de çokça dolaşıma sokuluyor.

Kendi adıma, bu salgının neden olduğu kısıtlamaların getirilmesiyle, insanların daha paylaşımcı, daha mantıklı, daha toplumcu düşüneceğini ummuştum. (ki bu umudumu hala yitirmiş değilim.) Ummuştum çünkü dünya özellikle iklim değişikliğinin getireceği daha büyük felaketlere gebe. Daha varoluşsal zorluklar bekliyor insanoğlunu… Ne yazık ki, en az pandemide yaşadıklarımız kadar sorunlar çıkacak…

Bunlara hazırlanmak için gerek siyasi iktidarın gerekse muhalefetin planlar yapması, daha etkin iletişim yöntemleri geliştirmesi gerekiyor. Bu bir tür savaş. Bu savaşın ancak bencilliği aşmış, neo-liberalizmi altetmiş bir toplumsallaşma ile kazanılabileceğine inanıyorum.

En iyisi, Nobel ödüllü yazar Albert Camus’nun, varoluşsal şaşkınlığı çarpıcı bir şekilde yansıttığı “Veba” adlı yapıtını bir daha okumak!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

YouTuber Enes Batur, Instagram hesabı üzerinden bir çekiliş yapmıştı. Birçok pahalı hediyenin havada uçuştuğu çekilişte ödüllerden biri olan Audi A3 marka otomobilin s...

Ordu'nun Fatsa ilçesinde erkek arkadaşı olduğu söylenen kişi tarafından yakılarak öldürülen Merve Yeşiltaş, sosyal medyanın gündeminde.

Günlük Burç Yorumları Aşk 12 Ağustos 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 11 Ağustos 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 10 Ağustos 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test