Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomik büyüme yöntemleri

26.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’nin son yıllarda bir ekonomik büyüme sorunu yaşadığı açıktır. Her ne kadar bu yılın ilk çeyreğinde % 4,5’lik bir büyüme hızı yakalanmışsa da, ikinci çeyrekten itibaren, salgının da etkisiyle, büyüme hızının gerileyeceği kabul edilmektedir. Ekonomi yönetiminin yılın pozitif bir büyüme oranı ile kapatılacağı yolundaki öngörüsü ise tartışma konusudur.

Ekonomik büyüme nasıl sağlanır?

En gerçekçi ve kalıcı yol, yatırımların, üretimin, ihracatın, turizmin, döviz getirici diğer hizmetlerin, doğrudan yabancı yatırımların, ülke tasarruf hacminin arttırılmasıdır. (Bu kalemlerin her birinin ayrı ayrı tartışılması gerekir ama bu aşamada genel bir değerlendirme ile yetineceğiz).  Bu seçenekte verimliliğin arttırılması, rekabet gücünün yükseltilmesi, kaynakların reel sektörlere yönlendirilmesi, katma değer sağlayacak yatırımlara öncelik verilmesi, teşvik sisteminin genel nitelikten çıkarılarak seçici hale getirilmesi, siyasal ve ekonomik alanlarda istikrar sağlanması, hızlı ve tarafsız işleyen bir yargı sistemi, demokratik ilkelere uyum ve ekonomiyi yöneten kurumlara ve dolayısıyla ekonomiye güvenin sağlanması esastır.

Ancak, izleyebildiğimiz kadarıyla yukarıda sözünü ettiğimiz konularda ciddi bir başarı elde ettiğimizi söylemek kolay değildir.

İhracatımız gerilemektedir.  2019 yılı mayıs ayında 16,8 milyar dolar olan ihracat, bu yıl 9,964 milyar dolara gerilemiştir. İhracat kalemlerimizin yapısında her hangi bir iyileşme yoktur. Rahatlıkla ikame edilecek, ucuz maddeler üretilmeye devam edilmektedir. İthalatın hızla gerilemesine rağmen ilk 5 ayda cari açık 10 milyar dolara ulaşmıştır. Sanayi sektöründe gerileme %31,4 olmuştur.  Ocak-Mayıs ayları arasında bütçe açığı 90 milyar TL’yi geçmiştir. Yatırımların çoğu kamu tarafından yapılmaktadır ve alt yapı ile ilgilidir. Kısa vadeli dış borç miktarı 170 milyar dolar civarındadır. Ülkemiz için hem istihdam ve ek sermaye hem de teknoloji transferi açısından önemli olan doğrudan yabancı yatırım girişleri çok azalmıştır. Döviz rezervlerimize çok önemli katkısı olacak turizm gelirlerimiz ise, coronavirüsün de etkisiyle, beklenilenin çok altında kalacak gibidir. Ve çok önemli bir diğer husus, ülkenin kurumlarına olan güvensizliktir. Yapılan açıklamalara, verilen rakamlara ve ileriye dönük tahmin ve programlara pek fazla itibar edilmemektedir. Hal böyle olunca, iç ve dış yatırımcılar, bekle-gör politikaları izlemekte ve risk almaya yanaşmamaktadır.

Ekonomik büyümede izlenebilecek diğer bir yol iç talebin arttırılması ve ekonominin bu alanda alınacak önlemlerle canlandırılmasıdır. Anlaşıldığı kadarıyla, son dönemde bu yol tercih edilmektedir. Mayıs ayı enflasyonu % 11,39 iken, mevduata uygulanan faiz %7-8 civarındadır. Negatif faiz giderek büyümektedir. Kredi faizleri de enflasyonun altındadır. Ekonomi yönetimi, bankalar kanalıyla, çeşitli tüketim ve ihtiyaç kredileriyle ve sektör bazında ucuz kredi uygulamalarıyla hane halkını borçlandırarak tüketimi arttırmak ve ekonomiyi bu şekilde canlandırmak istemektedir. Kaynaklar, borsaya, gayrimenkule, otomobile, arsaya, araziye gitmektedir.

Ekonominin, hane halkının borçlandırılması ve bu yolla iç talebin körüklenmesi suretiyle canlandırılması ancak geçici sürede bir kısmi başarı sağlanmasına yardımcı olabilir. Sürekli kılınması ve kapsamının genişletilmesi tehlikelidir. Sonuçta bu borçlar geri ödenecektir. Geri ödemelerde ortaya çıkacak sorunlar, yalnız borçlu- alacaklı arasında kalmayacak, ekonominin bütününe yansıyacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test