Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı: ''Anayasa Mahkemesi itirazları reddeder!..''

17.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başındaki ''Coronavirüs ve İnfaz Yasası'' konularındaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– İnfaz Yasası konusunda Ankara kulislerindeki hava nasıl? Anayasa Mahkemesi’ne gidilecek parti sadece CHP mi olacak? İyi Parti ve HDP ne düşünüyor?

K– CHP Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gidecek. Ancak AYM’ye başvuru için belli sayının üzerinde milletvekili imzası gerekiyor. Bu nedenle diğer muhalif partiler başvuru yapamıyor. Ama yapabilecek olsaydı bile, İyi Parti’nin, tabanının milliyetçi yapısı nedeniyle, böyle bir konuda sanki terör örgütü suçlularını hapisten çıkarmaya çalışıyorlarmış gibi, AKP tarafından kendi aleyhlerine kullanılacak bir propaganda olanağı tanımak istemezlerdi.

GÖZLEM– Anayasa Mahkemesi’nin müracaatı nasıl karşılayacağını düşünüyorsunuz? “Adalet ve eşitlik ilkelerinden” iptal kararı verebilir mi?

K– Normal şartlarda olsa, bu yasanın kesinlikle AYM’den geri döneceği, daha doğrusu AYM’nin, yasadaki üstü kapalı “af”fı genişleteceği beklenebilirdi. Ancak özellikle MİT’e karşı işlenen suçların gece yarısından sonra saat 03’deki bir müdahaleyle kapsamdan direkt olarak çıkarılması, üst iradenin kesin olarak içerideki gazetecilerin affedilmesini istemediğini ortaya koydu. Bu durumda AYM’den muhalif gazetecilerin lehine bir karar vermesini beklemek iyimserlik olur. Genel olarak bakıldığında da bugünkü siyasal konjonktürde, özellikle AYM’ye Erdoğan tarafından yapılan son atamadan sonra, Erdoğan ile eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanan üyelerinin sayılarının eşitlendiği kurulda, AYM’den Erdoğan’ın isteğinin aksine bir karar çıkması olasılığı bana göre bulunmuyor. Öte yandan yasa ile ilgili benim bir endişem, masum insanların, bu yasayla veya affın genişletilmesiyle hapisten çıkacak mahkumlarca öldürülmeleri olasılığıdır.

GÖZLEM– İnfaz Yasası’nın tümünün oylandığı ve Meclis tarafından AKP ve MHP milletvekillerinin alkışlarıyla kabul edildiği oturumda CHP başta muhalefet partilerinin milletvekillerinin büyük çoğunluğunun olmaması konusunda görüşünüz; bu tablo “savunulan ilkeler” bakımından zafiyet alameti olmadı mı?

K– Kesinlikle katılıyorum. Muhalefetin “muhalefeti”nin samimiliğini sorgulayan, muhalefetin kendine olan inancının yüksek olmadığını gösteren bir tabloydu. Öte yandan oylamaya katılan bir CHP’linin hatayla kabul oyu verdiği dikkate alındığında AKP + MHP’den 278 kabul oyu çıkmış oluyor. Meclis’te AKP’nin 291, MHP’nin de 49 milletvekili var. Toplamı 340 ediyor. Buna göre Cumhur İttifakı’ndan 62 milletvekili, yani toplamın neredeyse yüzde 20’si bu oylamaya katılmamış. Erdoğan’ın bu kadar çok istediği bir yasanın oylamasına bu kadar çok iktidar milletvekilinin katılmaması akıllara, bu yasanın “Cumhur İttifakı tabanında da çekincelere mi sebep olduğu” sorusunu getiriyor.

GÖZLEM– Süleyman Soylu’nun “hatasını kabul edip, Cuma gecesi sorumluluğunu yüklendiği ve istifa ettiği’ süreçten sonrasındaki gelişmeler” hakkında görüşünüz?..

K– Soylu’nun samimiyetle bir hata kabul etmekten ziyade, politik bir manevra yaptığı kanaatindeyim. Bir defa sokağa çıkma yasağı öncesi Bakan Soylu bu kararın Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla alındığını açıkça ifade etti. Zaten bugünkü siyasi ortamı biraz yakından takip eden her kişi böyle bir kararın Erdoğan’ın onayı alınmadan açıklanmayacağını bilir. Son iki saatteki panik, kaos görüntüleri ortaya çıktıktan sonra Soylu ile Sağlık Bakanı Koca’nın ciddi anlaşmazlık yaşadıkları, Koca’nın “paldır, küldür” yapılan açıklama sonrası uzun süredir çaba gösterdikleri “sosyal mesafe” önlemlerinin boşa çıkacağı gerekçesiyle istifayı bile düşündüğü ifade ediliyor. Bunun yanı sıra Soylu, damat Berat Albayrak’ın liderliğindeki AKP’deki karşı grubun trollerinin, aslında biraz da haklı olan eleştirilerine de maruz kaldı. Sürecin yönetimine ilişkin eleştirilerin Saray’a da taşındığı ifade ediliyor. Bu durumda Soylu’nun resti görerek, öncesinde Cumhurbaşkanı’nın haberi olmasını sağladıktan sonra istifasını verdiği anlaşılıyor.

GÖZLEM– AKP içinde çatlaktan söz ediliyor; Genel Başkan Erdoğan’ın altında Berat Albayrak – Süleyman Soylu çekişmesinin olduğu ve “Cumhurbaşkanı’nın istifayı kabul etmemesi” ile Soylu’nun elini güçlendiği iddiaları var, ne dersiniz?

K– Albayrak – Soylu çekişmesinin varlığı ile son istifanın kabul edilmemesi sonucu Soylu’nun elinin güçlendiği savlarına katılıyorum. Ancak bu AKP içindeki bir çatlaktan ziyade, Erdoğan’ın yönetim tarzının bir sonucu. Erdoğan partiyi, bölerek ve herkese bir miktar hareket alanı vererek, yani yöneticiler için bir “rant alanı” sağlayarak yönetiyor. Sonuçta ne Albayrak, ne de Soylu, Erdoğan’ın bilgisi ve sözü dışında hareket edebilirler. Dolayısıyla da bu çekişmeden henüz muhalefet yararına bir durum çıkacağını zannetmiyorum.

GÖZLEM– Ankara’da çeşitli kaynaklardan haber ve bilgiler alıyorsunuz; Coronavirüsle ilgili önlemlerde son durum nedir?

K– Hafta sonu sokağa çıkma yasağının devam edecek. Hatta yasağın, 23 Nisan Perşembe günkü Çocuk Bayramının olduğu önümüzdeki hafta sonunda Perşembe – Pazar arası, yine 1 Mayıs Cuma günkü Bahar Bayramında da Cuma – Pazar şeklinde yapılabileceği bile konuşuluyor. Şimdilik iktidarın amacının örneğin, 23 Nisan – 4 Mayıs gibi daha uzun süreli sokağa çıkma yasağı olmadan süreci atlatmaya çalışmak olduğu söylenebilir.

GÖZLEM– Türk Tabipler Birliği ile Dünya Sağlık Teşkilatı’nın açıklamaları ve tedbirlerin giderek arttırılması geçen hafta yaptığınız “Coronavirüs’ün Türkiye için istatistiksel analizinin doğru olduğunu” gösteriyor. Bu bilgilerin ışığında, sizce, “Pandemik salgının normal bir hastalık hâline dönüşmesi” ne kadar sürecek?

K– Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Türkiye’deki ölüm vakalarında artış hızının düştüğünü iddia etti. Bir defa bu rakamların gerçeği yansıtmadığı, çok fazla ölümün, coronavirüsünden olduğu çekilen filmler ve teşhislerle belli olduğu halde, test kiti sonuçları pozitif çıkmadığı için salgın kapsamında sayılmadığı ifade ediliyor. Ancak Hükümetin rakamları doğru kabul edilse bile salgın hızının hâlâ düşmediği bir gerçek. Türkiye, European Center for Disease Prevention and Control (Avrupa Hastalık Önleme ve Denetleme Merkezi) verilerine dayanarak yaptığımız analize göre, dünyada toplamda 400’den fazla ölü vakası olan ülkeler arasında, 10 gün öncesine göre günlük ölü vaka sayısındaki yüzde 42’lik artışla Belçika ve Brezilya’nın ardından 3. sırada. Yani Türkiye salgından en ciddi etkilenen ülkeler arasında ölü vaka sayısındaki artış olarak 3. sırada. Türkiye, salgında en fazla ölü vaka bulunan 12. ülke. Önündeki 11 ülkenin tamamında günlük ölü vaka sayısı, salgının bir anında önceki 10 gün ortalamasının altına düşmüş, yani salgında ölü vakaları bir düşme eğilimi göstermiş. Türkiye’de henüz ölü vakası açısından son 10 günlük ortalamanın altına düşülen bir gün yok. Bu ilk 11 ülkede ölü vaka sayısı, salgın başladıktan sonra ilk 20 ila 52 gün içinde son 10 günlük ortalamalarının altına düşmüş. 14 Nisan Salı itibarıyla salgının 27. günündeki Türkiye’de hâlâ günlük ölü vaka sayısı, son 10 günlük ortalamanın altına inebilmiş değil. Üstelik indikten sonra da “0” seviyesine inmesi örneğin Çin’de 53 gün almıştı. Bu şartlarda Türkiye’de ölü vaka sayısı son 10 günlük ortalamaya göre örneğin Fransa gibi 52. günde düşmeye başlasa ve bunun üzerinden ölü vakalarının sayısının “0”a inmesi için Çin’de olduğu gibi bir 53 gün daha geçecek olsa, Türkiye’nin önünde “normalleşme” için toplam 78 gün var demektir. Bu da yaklaşık Haziran sonunu işaret ediyor.

GÖZLEM– Cumhurbaşkanı Erdoğan “IMF’e müracaatı” reddediyor. Türkiye’nin bu yıl döndürmesi gereken 172 milyar dolar borcu var. Dolar  ve Avro durmadan tırmanıyor. Altın rekor üstüne rekor kırıyor. ABD’nin SWAP önerimizi reddettiği söyleniyor. Coronavirüs ekonomi çarklarını durdurdu. Vergi gelirlerinde büyük düşüş olacak. Turizm geliri yok, ihracat dibe vurdu, bütçe büyük açıklar vermeye başladı. IMF “Dünya ekonomisinde büyük bir küçülme görülecek” diyor. Ankara’da bu karanlık tablo ve “IMF’siz bir ekonomi” konusunda ne düşünülüyor?

K– IMF 2020’de ekonominin yüzde 5 daralacağını, enflasyonun yüzde 12’ye, işsizliğin yüzde 17,2’ye çıkacağını tahmin ediyor. Aslında Erdoğan’ın hafta içindeki “Türkiye IMF defterini kapatmıştır, bir daha da açmayacaktır” sözleri bende tersi bir etki bıraktı. Çünkü kendisinin, değişen durumlar karşısında, biraz da taktiksel bir yaklaşımla sözlerini tam tersine çevirdiğine dair çok örnek var. Örneğin af yasalarıyla ilgili de “Eğer bir suç devlete karşı işleniyorsa, devletin bunu af yetkisi olabilir. Fakat şahıslara karşı işleniyorsa, bunun af yetkisi devlette değildir” demişti. Ancak şimdi tam tersi sonuç doğuracak bir infaz yasası yasalaştı. Öte yandan görünen o ki yakın gelecek için IMF’den kaynak beklenmiyor. Bu durumda elde ekonomistlerin de ciddi olarak önerdiği, “para basma” seçeneği kalıyor. Ancak bu seçeneğin öncelikli sıkıntısı enflasyondan ziyade, bahsettiğiniz ekonominin içinde bulunduğu dış borç sorunu nedeniyle, dolarizasyon olacak gibi gözüküyor. Bu durumda, döviz kurunun yılsonuna kadar ciddi biçimde artması muhtemel olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 8 Temmuz 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Batman'da Ilısu Barajı ve HES projesinden etkilenen tarihi Hasankeyf ilçesindeki yeni görüntü sosyal medyanın gündeminde. Proje sahipleri ve yerel yönetim proje sonras...

Gazeteci Levent Gültekin, Halk TV ekranlarında sosyal medyada gündem olan sözler söyledi. Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakınındaki kaynaklara dayandırdığı iddias...

Günlük Burç Yorumları Aşk 7 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test