Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ortada kuyu var yandan geç

17.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemizin tarih defterine kalın ve siyah harflerle karanlık bir tarih daha yazıldı: 10 Nisan 2020... Halkını tanımayan hükümet yetkilileri, 2 günlük sokağa çıkma yasağının 2 saat sonra başlayacağını duyurunca, halk ya mesajı “ sokağa çık” anladı ya da alınan kararın 2 günden uzun olacağını düşündü. Sosyal mesafe uygulamasını yerle bir eden halkın bu tavrı, hükümet cephesinde yeni bir oyununda sahneye konmasına zemin yarattı, alkışlar senariste giderken olan yine halka oldu.

Yaşanan kabus gecesinin ardından, konunun “özünü”  hükümetin yanlış yönetimine bağlayanlar haklıydılar elbette ancak Onlar bile, o gece haberi aldıktan sonra soluğu mahalle bakkalında, fırında ya da tekel bayinde aldılar. Hükümetin uygulaması yerden göğe yanlıştı ama bu yanlışa yanlışla tepki veren halk en büyük zarara uğrayan taraf oldu, kendini bacağından vurdu. Sosyal mesafe kaidesini yerle bir ettiklerini düşünmeden, “ panik atak” geçiren halk, “hunharca” alışveriş kuyrukları ve konvoylar oluşturarak, o güne kadar virüs bulaşmamış olanların virüsle tanışmalarına, kendisinde virüs olduğunu bilmeyen taşıyıcılar da “züccaciye dükkanındaki fil yavrusu” misali virüsün yayılmasına neden oldular. Sonuç; enfekte olan insan sayısında artış, toplumda kaos, kriz yönetiminde fiyasko...

Karantina kararlarını almakta “yavaş” davranan Birleşik Krallık’ta ise “zararın neresinden dönersek kardır” diyerek, dört hafta önce “karantina” kararı alınmıştı. O günden bugüne aldıkları kararın “sokağa çıkma yasağı” olmadığını “karantina” olduğunu söyleyen hükümet yetkilileri, halkın “panik” olmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyor. İç İşleri Bakanlığı başta olmak üzere, tüm bakanlar, müsteşarlar ve yönetim kadrosu “ağız birliği” yaparak, her gün defalarca aynı şeyi tekrarlıyorlar; “sadece son derece gerekli dört neden için dışarı çıkabilirsiniz, bu 4 neden dışında evinizden çıktığınızın tespit edilmesi halinde 1000 pound ceza ödemek zorunda kalacaksınız, o yüzden kurallara uyun.” Halk da “paşa paşa” söz dinliyor ve evinde oturuyor. İzin verilen dört nedenden birine uymayıp dışarı çıkan oğlunu polise ihbar eden babanın hikayesi de medyada haber oluyor.

Devletin, maaşlı çalışan, işveren veya küçük esnafın “maddi zararını” karşılayacağını söylemesi ve söylediğini yapmaya başlaması halk üzerinde büyük bir güven yaratıyor elbette. Sosyal devlet olduklarının sürekli altını çizen Birleşik Krallık hükümet yetkilileri, halkı hep sakin, hep güvende tutmaya çalışıyor, hayal tacirliği de yapmıyorlar. Mayıs sonuna kadar karantinanın devam edeceğini, halkın bu tedbirlere uymaya devam etmesinin en önemli etken olduğunu ve bu şekilde ilerleme kaydedilirse ancak ağustos sonunda ölümleri durdurabileceklerini tekrar tekrar söylüyorlar. Nisan ayında, havaların olağanüstü ılık ve güneşli geçmesi, bir de dini Paskalya Bayramının gelmesine rağmen, halkın o dört neden dışında evlerinden çıkmadığını görüyorsunuz ve bravo diyorsunuz. Eğitim ve gelir seviyesi ne olursa olsun, toplumun bütün kesimleri bu kurallara uyuyorsa medeniyet bu olsa gerek demekten de kendinizi alamıyorsunuz. Bir ülkeyi medeni ve gelişmiş yapan devletin ve halkın uyumlu ve güvenli bağlarla birbirine bağlı olması değil midir?

Birleşik Krallıkta, halk kurallara A’dan Z’ye uyarken, devlette, maaşlı çalışan, küçük esnaf ve işveren için her hafta yeni koruma paketleri açıklıyor. Karantinanın başladığı gün ilk paketlerin açıklanmasının ardından, milyonlarca “maaşlı” çalışan, “furlough (iş akdini kesmeden işten çıkarmak)” uygulamasıyla devlet şemsiyesi altına girmeye başladı. Üç ay boyunca, maaşlı çalışanların “furlough” olmaları şirketlerin İnsan kaynakları departmanlarının harıl harıl çalışmalarına neden olurken, şirketlerin Kurumsal İletişim departmanları da bu dönemde halka, çalışanına, topluma ve sağlık teşkilatına yönelik yapılabilecek ne kadar “kurumsal sosyal sorumluluk (KSS)” uygulaması varsa birbirleriyle yarışırcasına hayata geçiriyor ve duyuruyorlar.

Bu ve benzeri örnekler mutlaka Türkiye’de de vardır, oluyordur, olacaktır da ancak yetkinlikler konusundaki yetersizlikler nedeniyle yapılan, “yersiz” ve “yöntemsiz” açıklamalar halka mal olunca yapılan “iyi hareketler ve uygulamalar” da duyulmaz hale geliyor.. Bir de üstüne “ortada kuyu var, yandan geç” duygusu veren senaryolarla “istifa ettim ama kabul etmediler” denilmesi “sözün bittiği yer” olmuyor da ne oluyor!

Birmingham’dan sevgiler...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Kasım 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Kasım 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Kasım 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test