Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Virüs sonrası en büyük problemimiz işsizlik

10.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemizin kronik problemleri; enflasyon, cari açık, tasarruf yetersizliği, sürdürülebilir potansiyel büyüme ve işsizlik. Virüs sonrası bu kronik problemlerden en önemlisi “işsizlik” sorununu çok sert bir şekilde yaşayacağız. Korona virüsü gelmeden önce de kronik çözülemeyen bir sorunumuzdu işsizlik. Virüs salgınına çok kötü bir zamanda yakalandık. Son yıllarda istihdam yaratamayan büyüme kompozisyonu içindeydik. 2019 yılında bir önceki yıla göre istihdamda 658 bin kişilik bir kayıp yaşadık. 932 bin kişi işsiz kalmıştı. 2018’de %11 olan işsizlik oranı 2019 yılında %13,7 ye çıktı. Aynı yıl iş aradığı halde iş bulamayanların sayısı ise 4 milyon 469 bin kişi oldu. Tarihimizdeki en büyük işsizlik oranı ise 2009 yılındaki %14,8 oranıydı. 2019 yılı itibarıyla 61 milyon 469 bin kişi 15 ve daha yukarı nüfusa sahip. Bu kişilerin işgücüne katılma oranı %52,9, 32 milyon 542 bin kişi. Buna karşın yaratabildiğimiz istihdam 28 milyon 81 bin kişilik. Son 40 yılda en düşük işsizlik oranını 1996 yılında %7,1 ile yaşadık. Geniş tanımlı işsizlik oranımız ise (iş aramayı bıraktığı varsayılan kişilerle birlikte) %13,7 den daha yüksek. Genç nüfusta işsizlik %25’e dayandı.

Korona virüs sonrası sokağa çıkamadıkları için çalışmayanların sayısı 1,4 milyon. Üretimi durduran işletmeler, kapanan AVM’ler, turizm, eğlence, restoran, ulaşım, konaklama gibi sektörlerde tamamen kapanan işyerleri nedeniyle tahmini 4 milyon civarında kişi işsiz kalacak. Bu noktada tamamen kapanacak hale gelen küçük işletme sahipleri de işsiz durumuna düşecek. Böylece işsiz sayımızın yaklaşık 10 milyona ulaşma tehdidi mevcut. Kısa çalışma ödeneğine başvuran işletme sayısı 70 bin, ödeme için başvurulan işçi sayısı ise 1 milyon. İMKB’ye ise 61 şirket kısa çalışma ödeneği için başvurdu. Bu veriler tarihin en yüksek işsizlik oranı %30’ları yaşayacağımız anlamına geliyor. Meslek kuruluşlarının (TÜRKONFED, TÜSİAD ve UNDP) düzenlediği ankete göre şirketlerin yarısı %50 civarında ciro kaybı yaşamış durumda.

Küresel ortamdaki işsizlik rakamlarının seyri de bundan farklı değil. A.B.D de haftalık işsizlik sayıları 280 binler civarındayken son 2 haftalık toplam 6 milyon 65 bine yükseldi. Bu yılın ikinci çeyreğinde ekonomisi %30 civarında küçülecek olan A.B.D.’de bu rakam daha da artacak.

Krizden çıkış tartışmaları yapılırken krizin V şeklinde mi L şeklinde mi yoksa Nike’ın sembolü şeklinde mi olacağı konuşuluyor. Uzmanların geneli V şeklinde olmayacağı görüşünde. Doğaldır ki bunu tayin edecek olan salgının süresi olacak. Haziran değil yılsonuna kadar uzama söz konusu olursa çıkış 2021 yılına sarkacak. Bu da 2020’nin tamamen kaybedilmesi demek. Dünya Bankası, IMF ve akademisyenlerin bazıları bu resesyonun tarihin en şiddetli daralması olacağını açıklıyorlar. Bizde ise henüz (YEP) program hedefi olan %5 büyüme oranı bile revize edilmedi. Uluslararası kuruluşlar ( Dünya Bankası ve IMF)Türkiye’nin 2020 yılında büyüme bir yana %2-3 civarında küçüleceğini ön görüyorlar. Unutmayalım ki 2009 yılının ilk çeyreğinde ekonomimiz %14,4 küçülmüştü. Üstelik o dönem şimdiki gibi salgın nedeniyle işyerleri kapanmamış, seyahat yasakları gelmemiş ve evden çıkma yasakları söz konusu değilken bu oranda bir küçülme yaşamıştı.

Halen hükümetin aldığı önlemler doğru olmakla birlikte yetersiz. Önlemlerin tutarı GSYH oranı itibariyle düşük. Kayıtsız çalışan işçiler ile tarımda çalışanların fazla dikkate alınmadığı da bir gerçek. Para basma ve kredi genişlemeleri bu olağanüstü dönemde doğru kararlar. Kısa çalışma ödeneği ve işçi çıkarılmasının yasaklanması ile bu olanaktan yararlanmayanlara cüzi de olsa ödeme yapılma kararı da isabetli. Ancak asıl önemli olan 3 aydan sonraki dönemde bu yüksek işsizlik oranı ile nasıl baş edileceği konusunda orta ve uzun vadeli, piyasaları ve kamuoyunu ikna edici tatminkâr bir plan ve programın olmayışı. Piyasalara ve insanlarımıza “güven”, “istikrar” ve “dayanışma” konusunda vaatler bütününden öteye gidilmesi gerekiyor. İşsizlerimizin aç ve açıkta kalmaması için de üyesi olduğumuz IMF imkanlarından (repo, swap ve kredi dahil) Dünya bankası gibi uluslar arası kuruluşların imkanlarından yararlanmaktan kaçınmamalıyız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Gazeteci Levent Gültekin, Halk TV ekranlarında sosyal medyada gündem olan sözler söyledi. Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakınındaki kaynaklara dayandırdığı iddias...

Günlük Burç Yorumları Aşk 7 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test