Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bitsin bu kin, bu nefret!..

10.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kişilerin, ailelerin, grupların, toplumların, halkların, devletlerin değil, bütün dünyada yaşayan insanların tehdit altında olduğu bir süreci yaşıyoruz, amma…

Hâlâ “birbirimizi yiyoruz”; hem de kıyasıya!..

Bir taraf, ülkeyi yöneten hükümetin “her aldığı kararı”, uygulamaya koyduğu her uygulamayı, “yerin dibine batırmak, karalamak” ve “halkın şüpheyle karşılamasını sağlamak” için elinden geleni ardına koymuyor!..

Öteki taraf, yani hükmedenler, “eksik kalan, alınması ve uygulanması gereken bir çok tedbir konusunda”  muhalefetin Meclis’e getirdiği önerilerden bir tanesine bile ‘Evet yapalım” demiyor, “ret” oyları için çoğunluk elleri “otomatikleşmiş” kalkıyor!..

Bir tarafın basını, “her yapılanı göklere çıkarmak” ve de “Dünyada en iyi yapılanı” olarak ilan etmek için yarışıyor!..

Öteki tarafın basını, “alınan kararları ve uygulamaları delik deşik etmek” ve halkı karamsarlık kuyusunun dibine itmek için elinden geleni ardına koymuyor!..

İki tarafın siyasetçileri, “âhlakın yüzünü kızartan” ne kadar hakaret varsa, birbirlerine yakıştırırlarken, iki tarafın basınının da “karşılıklı kin ve nefret çığlıklarını atan” birçok anlı ve şanlı yazar ve yorumcuları ile bu yarışa katılmaları, “böyle süreçlerde birlik ve beraberlik içinde olunması” ihtiyacını ağızlardan yerlere düşürüp, pas pas ediyor!..

Bir taraf, “yandaş / yalaka / asalak / aptal / cahil” nitelendirmeleriyle “yüzlerce kişinin çalıştığı gazetelere, ekranlarda nefret kusarken, o yüzlerce kişi içinde “ülkesini, milletini, vatanını, devletini, cumhuriyetini seven” ve hatta “kendilerinin savunduğu ilkeleri savunan” insanların, emekçilerin, gazetecilerin de olabileceğini” hiç aklına getirmiyor; hakaret yarışını her gün daha da hızlandırıyor!..

Öteki taraf, “devlet düşmanları, terörist, bölücü, hainler yuvası” diye niteledikleri gazetelerde ve TV’lerde çalışan ve ekmek parasını evine götüren yüzlerce çalışanın “vatanlarını, devletlerini, cumhuriyetlerini, halklarını, milletlerini en az kendileri kadar sevdiklerini” hatırlamıyor; çamurların en adalısını  atma yarışından vazgeçmiyor!..

Ne diyeyim, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak içim kan ağlıyor ve gazeteci, hem de “siyaset” de yazan bir gazeteci olarak utanıyorum!..

 

Sözün Özü:

Bu hafta “Sözün Özü” emekli Koramiral Ekmel Totrakan’dan:

Tüm Dünya olarak zor günler değil, zor saatler, hatta dakikalar yaşıyoruz. Bu zorlukları kolaylaştıracak görevlilere ek olarak, bizlerin de görevleri var. Görevliler bize güvenecek, bizler de görevlilere güveneceğiz ve bu güven zincirini kopartmamağa ve koparılmamasına dikkat edeceğiz. Aksi takdirde bütün emekler boşa gider ve bu krizin altından kalkamayız. Bunların başında bizlerin Devlet'e olan güveni gelmektedir. Bir Çinli Bilge'ye "Bir ülkede sağlık, refah ve huzurun olması için asgari 3 özellik nedir" diye sorduklarında O da "Yeterli Yiyecek / Kuvvetli Ordu / Sözüne Güvenilir Hükümet” demiş. “Bunlardan hangisi olmazsa olmaz” diye sorduklarında ise "Sözüne güvenilir hükümet olmazsa olmaz" demiş. Coronavirüs’e karşı savaşta en önemli olan karşılıklı güven meselesinin, her adımda en önde bulundurulmasına ve düşünülmesine azami dikkatin gösterilmesi gerekir.

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

 

Kurbağa kendi bataklığından çıkmaya niyetli değilken, ben ona nasıl okyanustan söz edebilirim? – Chuang Tzu

 

****

Şaman’a sormuşlar; “Zehir nedir?”

 

Cevap vermiş; “İhtiyaç olan her şeyin fazlası zehirdir. Güç / Ego / Hırs / İhtiras / Kendini beğenmişlik / Kıskançlık / Korku / Öfke / Nefret / Tembellik / Yiyecek / Hatta… İyi Niyet!..”

 

Okuyucu Soruları

Devlet mi sosyal, Millet mi?

Muhalif siyasetçiler, muhalif yazar çizerler gibi, vatandaşlar da soruyorlar. “Aynı” soruyu okuyucularım da bana soruyorlar; “Devlet, işsize, kepenk indiren esnafa, zor durumda olan şirkete, fakire, fukaraya yardım edeceğine, ‘ibanlar’ ile milletten para topluyor, bu olacak şey mi?”

Cevabımdır; “Sosyal devlet ilkesi” Anayasamıza girdiğinden beri, bir türlü “sosyal devlet olmayı” beceremedik. Şimdi “sosyal millet” olmayı deneyeceğiz, anlaşılan…

 

Bir soru da benden!..

Diyanet İşleri Başkanı, “devlet kararını delerek” yasağa rağmen “her cuma ülkenin bir yerinde ‘mesafeli’ Cuma namazı kılma” usulünü icat etti.

Peki, şimdi “ülkenin bir yerinde ve her hafta” Hıristiyan vatandaşlar “Pazar günleri Kiliselerinde”, Musevi vatandaşlar “Cumartesileri Sinagoglarında” dinsel törenlerini “mesafeli” olarak yapmak isterlerse ne olacak?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Temmuz 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 14 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 13 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test