Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Her son yeni başlangıç

27.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünyanın son birkaç ayda yaşadığı, virüsün ortaya çıkması ve hastalığın yayılma süreçlerine bakıldığında; 2020 yılı değil de ortaçağın karanlığında yaşıyor olduğumuz hissine kapılıyoruz.

Çok gelişmiş bilişim ve teknoloji çağında, büyük füzeler yapıp, “düşmanı” öldürmek ya da marsı elde etme niyetindeyken, modern hastaneler kurmuşken, devasa üniversiteler açmışken, koca koca unvanlar, insanların ego ve kibrini arşa değdirmişken. Bu hiç olmadı, böyle olmamalıydı.

Oysa bu sistem, bazılarının zenginleştikçe zenginleşmesine, ya da zenginleşenlerin heybesinden düşenlerle beslenenlere hizmet etmeye devam etmesi gerekiyordu.

Birden dünyanın en modern şehirleri ıssızlaştı, Yıllık milyarlarca dolar gelir yazan rüya destinasyonlarının yüzüne kimse bakmaz oldu. Limanlar boşaldı, havaalanlarında uçaklar park yerlerine mahkûm kaldılar.

Zarar üstüne zarar yazan devasa şirketler, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Ülkeler sınırsız destek paketleri açıklamaya başladı. (Sınırsız destek her ne demekse.)

Dökme suyla değirmen döndürmeye çalışıyorlar. Esasen çarkın uzun süre bu şekilde dönmeye devam etmesi imkansız fakat gidişattaki olumsuzları gören ekonomi kurmaylarının ellerinden başka bir şey gelmiyor.

Modern liberalizmin kuruluş aşamasında ilk düğme yanlış iliklendi.  İliklenmeyen o ilk şey İnsandı ve o ihmal edildi. Zaafı vardı, izin ihtiyacı vardı, doğum izni vardı mazereti vardı, hata yapardı, daha neler neler. Hemen teknolojiyi devreye sokup insanı devreden çıkarmak lazımdı, o yapıldı. Daha yoğun üretim yapıp ürünün maliyeti ucuzlatıldı. Çok satıldı çok kazanıldı. Bravo...

Fakat ürünleri kimin alacağı konusu atlanmıştı, belli bir dönem hizmet sektörü istihdamı idare etti, Beyaz yakalılar da tamam ama bir süre sonra bilgisayarlarda onların işini yapmaya başladı. Olmadı teşvik verelim, promosyon verelim kredileri ucuzlatalım eee sonra; böylece biraz daha maçı uzattınız.

Fakat insan bu işte; hep bir arıza çıkarıyor, insan yaşlandı.  Hani o insanları kenara iterek kazandığınız ve bankalara doldurduğunuz paralardan bedava kredi vererek tüketimi arttırmak mümkün olmadı. İşe yarasaydı 90’lı yıllardan bu yana negatif faiz veren Japonya’da işe yarardır.

Otuz yıldır parasal genişleme politikaları uygulayan Japonya istediği büyüme rakamlarına bir türlü ulaşamazken Nikkei endeksi bu 30 yıl içerisinde 90 yılların seviyesine yaklaşamamış durumdadır.

FED’in sınırsız destek politikası merkez bankası bilançolarını aşırı büyüterek ekonomileri tamamen devlete yaslanır hale getirerek, Japonya’nın konumuna düşürecektir. FED’in 2008 öncesi bilançosu 800 milyar dolar civarından 3,5 trilyon dolara çıktıktan sonra şimdi ne kadara çıkacak? Allah biliyor. 

ABD son açıkladığı sınırsız destek politikaları Hisse senedi piyasalarında 2 günlük ralliye yol açarken altın fiyatlarını zıplattı. Yine insan faktörünün göz ardı edilmesiyle ekonomiye can suyu olabileceği düşünülen bu adımları Japonya modellemesi göz önüne alındığında 2019’un ABD borsalarının artık geri dönülmez zirvesi olma ihtimali güçleniyor demektir.

Kapitalizmin insan faktörünü ihmal etmesi, Dünya nüfusunun yüzde 3’ünün tüm gelirlerin yüzde 51’ine sahip olması benim gibi dünya nüfusunun da yüzde 97’sinin kulağını tırmalıyor olmalı.

Ve en nihayetinde İnsan virüsten hasta oldu, Çalışmadı işe gitmedi, tüketmedi ve öldü. Kapitalist yine şaşırdı neden, böyle olmamalıydı, ama oldu.

Bu yepyeni bir dönemin başlangıcına neden olacaktır. İnsanı, ahlakı, adaleti hakkaniyeti merhameti ve sevgiyi dışlayan ekonomik düzenlerin sona ermesinin başlangıcı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Özcan KAPLAN

28.03.2020 - 13:10
"Devlet modeli her ne olursa olsun, yönetenlerin görevi, en yüce değerler olan ruhlar ve ideaların maddiyat nedeniyle yaralanmasını ve kirlenmesini mümkün mertebe engellemektir. Yönetenler, hatta soylular bile kirlenen ve yaralanan ruhlarının etkisiyle yoldan çıkabilmektedirler. Bu nedenle, yönetenler de tıpkı yönetilenler gibi kurumlar ve kanunlar tarafından denetlenmeli, maddiyatın insanı yönlendiren bir amaç değil, ihtiyaçlarını karşılayan ve onu maneviyatını geliştirmekten alıkoymayan bir araç olması sağlanmalıdır. Yani, ahlak, maneviyatı savunacak ve geliştirecek biçimde kurumsallaşmalıdır ." Çağlar öncesinden Platon un bu tespitinin ne kadar doğru olduğunun bir ispatidir yaşadıklarımız. Sizde bu yazınızda çok güzel açıklamışsınız insanlık değerleri olmadan ideolojilerin,ekonomik tedbirlerin vb. çaresizliğini... Tebrikler.
Diğer Yazarlar
Yazarlar
Website Security Test