Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu nasıl bir ''paket?''

27.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Düşündüm de; sormaya karar verdim..

Açıklanan “Ekonomik İstikrar Kalkanı”nın çoğunluğu orta halli ve sabit gelirli olan benim, bizim gibi insanlara ne yararı var?

Söyler misiniz nasıl bir “kalkan”, nasıl bir destektir bu?

Çok ciddiyim, anlayamadığım için bilen birileri varsa, öğrenmek istiyorum!!

***

Belediyeler tarafından su, özelleştirildikten sonra şirketler tarafından dağıtımı yapılan elektrik ve doğalgaz parası 3 ay alınmasa; anlarım.

Bu bir destektir.

Ötelemek değil, 3 ay vergi alınmayacak dense bu da bir destektir.

Çalışanların sigorta + muhtasar ve diğer tüm ödenmesi zorunlu olan giderleri 3 ay siliyorum, almayacağım dense, bu da bir destektir.

Özetlersek;

Almamak destektir.

Ama ötelemek; ancak çalışan bir sistemde destek olabilir.

Sokağa çıkmayın + evinizde oturun + iş yerlerinizi kapatın diye ısrarla tavsiyede bulunulan bir ortamda, ötelemek;

Bu ülkenin başta iş insanları, esnafı, tüccarı, çalışanları, emeklileri, şirketler ve fabrikalar.

Kısacası hepimiz için köstektir, “kalkan” değil, tümüyle batışın ve iflasın başlangıcıdır.

 

Ne yapılabilir?

Düşman(virüs) kaleyi kuşatmış. Her an fethedecek.

Yağma, katliam, yok olma, ölüm geliyorum diyor.

Komutan surlarda haykırıyor:

Ateş… Ateş… Neden ateş etmiyorsunuz?

Askerden yanıt: Atacak fazla barutumuz yok.

Türkiye ve iş dünyası; sanayici-tüccar-esnaf-fabrikalar-çalışanlar, emekliler, memurlar, serbest çalışanlar; 81 milyon kişi olarak coronovirüse, zayıf büyüme, yüksek işsizlik, ciddi miktarda açık bütçe ile yakalandık.

Yakalandık ama atacak barutumuz o kadar az ki, işin içinden nasıl çıkacağımızı bilemiyoruz.

Ekonomik ve piyasa öngörülerine güvendiğim Reşat Kutucular yazdı. Yorumu şöyle:

“Dünya bu krize karşı bu iktidarın dilinde söyleyeyim, mega paketler açmış. Merkez bankaları özellikle FED ‘bıçaklı kavgaya uçak gemisi getirmiş!’  Keza merkezi yönetimler de geri kalmamaya çalışmışlar. Paket üzerine paket açmışlar.  Mesela Polonya 50 milyar Euro’luk bir destek kararı almış.

Bizim 100 milyar TL yani 16 milyar dolarlık paket bunların arasında mütevazı kalıyor tabii. Silahlı kavgaya yumrukla dalmışız gibi...

 

Ve “üstat”tan öneriler paketi

- İki aylığına icra işlemlerini dondururdum.  Her türlü ödemeyi iki ay ötelerdim. (Bu önlem yürürlükte)

- Önümüzdeki üç aydaki kira ödemelerini durdururdum. Ödenmeyen kısmı yılın geri kalanına eşit olarak bölünmesini kanunen düzenlerdim.

- İhtiyacı olan mal sahipleri için kamu bankalarından altı ay vadeli, bir aylık kira kadar faizsiz kredi imkanı tanırdım.

- Zaten borçlu ve yorgun olan hane halkına nefes aldırabilmek için iki aylığına online yapılan alışverişlerin yüzde 20'sini devlet olarak karşılardım.

- İhracatçılara ve turizmin paydaşlarına gözüm gibi bakardım.  Çünkü şartlar iyileştiğinde ekonomik çarklar yine onlar vasıtasıyla dönmeye başlayacak.

- Turizm için ileriye dönük özel stratejiler geliştirirdim.  İstihdam kaybı olmaması şartıyla tesislerin dört aylık sabit giderleri için teminat karşılığında bir yıl vadeli faizsiz kredi açar, tesislerin açık kalmasını sağlamaya çalışırdım.

- İhracatçılardan yüksek istihdam sağlayanlara öncelik tanırdım. Şirket bazında çalışmalarla sipariş iptallerini, sipariş ötelemelerini, sipariş azaltmalarını tespit eder, darboğazların aşılması için atılması gereken adımları saptardım. Gerekirse üretilen mallardan ileride satılabilecek olanları satın alır, depolardım.

- İmalat sanayinde son yıllarda iyi performans gösteren yüksek teknoloji ve dayanıksız tüketim malları sektörlerine özel önem verirdim. Burada da şirket bazında çalışmalarla post virüs dönemine hazır olmalarına destek verirdim.

- Maalesef 20 bin öğretmen ataması yapmazdım.

- Hizmet üretimi ayağını ayrı çalışmak gerek. Orada da mikro tedbirlere ihtiyaç var.

Böyle bir paketin maliyeti nedir hiç bilmiyorum.

Varsın 300 milyar olsun. Geçici ve doğru noktalara atış yapan bir destek olduktan sonra kamuoyunda da karşılık bulur.

İmza gerekirse, hepsinin altına imzamı koyuyorum..

 

Tarımı unuttuk yahu!

“Ekonomik İstikrar Kalkanı” paketinde çok ciddi bir eksik var. Tarım’a destek.

İyi de, çiftçiler ve tarımla uğraşanlar ne yapacak?

Yeni araba almayı, yeni bir ev edinmeyi ya da mobilyaları değiştirmeyi erteleriz.

Kafeteryalara ve tatile gitmeyi de erteler, evde otururuz.

Zaten bu isteniyor.

Ama nohut, mercimek, domates, biber, patates, ekmek vb. gıda maddeleri ihtiyacı ertelenebilir mi?

Üretici avazı çıktığı kadar haykırıyor:

Eğer önümüzdeki bir ay dikim yapmazsak gelecek yıl tarımsal ürünlerde çok büyük sıkıntı olur.

 

Acil paket şart

Üreticiye yönelik acil bir paket açıklanmak zorunda.

Ve bu pakette şunlar olmalı:

-Tarım Kredi Kooperatifleri’nin borçları ertelenmeli.

-Borcu olanların yeni kefaletle ve teminatla kredi limitleri yükseltilmeli.

-Faiz oranları düşürülmeli.

Çünkü;

Şu anda gübre, ilaç, makine ekipman, sulama malzemeleri ile ilgili vadeli satışlar bitti ve hepsi nakite döndü. Üretici alamıyor. Bu birkaç ay sonrasında üretime yansıyacaktır.

 

Bir bilen ne diyor?

Bu öngörüler doğru mu?

Çiftçi-köylü-üretici olmadığım için bilmiyorum.

O zaman “bir bilen”e sordum.

Kime mi?

İzmir Köy Koop Birlik Başkanı Neptün Soyer’e.

O da beni doğruladı.

“Coronavirüs salgını nedeniyle alınan ekonomi tedbirleri kapsamında ne yazık ki tarım yer almıyor..”

Oysa diyor Neptün Soyer; yerli üretim seferberliği ilan etmeliyiz.”

Ekliyor:

“Tarım bu ülkenin en önemli ekonomik kaynağıdır. Biz yerli ve milli üretime dönmek, yerli üreticimizi korumak zorundayız. Biz toprağımızı çapalamaya devam ediyoruz. Zor günler geçirdiğimiz şu günlerde dayanışma içinde olmamız gerekiyor.”

 

Sofralar boş kalmamalı

Neptün Soyer, Köy-Koop olarak kentlinin sofrasını boş bırakmamak için üretmeye devam ediyoruz dedi ama “dokundurmadan” da geri kalmadı:

“Bu ekonomik krizle başa çıkmak için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 19 maddelik pakette tarımla ilgili tedbirler olmadığını gördük. Köylünün üretmesi için faizlerin düşürülmesini, girdi maliyetleriyle ilgili bazı desteklerin açıklanmasını bekliyorduk. Tarım bu ülkenin en önemli ekonomik kaynağıdır. Biz yerli ve milli üretime dönmek, yerli üreticimizi korumak zorundayız.

Ne yazık ki bizler daha 2019 yılının tarım desteklerini alamadık, tarım kredilerinin geri ödemesini bir süre faizsiz ertelenmesi bizleri rahatlatacaktır, köylü üretecek ürününü satacak, gidecek esnaftan alışveriş yapacak, yoksa bizim de küçük esnafın da ayakta durması zor.”

Doğru söze ne denir ki?

 

BAYILDIM, BAYILDIM

Şimdi okuyacaklarınız; “Kötü Tellal” oldun be Hamdi diyenler için.

Çünkü; ağlanacak halimize gülmek de bir meziyet.

Şu korona var ya; akıllının biri sınıflara ayırmış.

Gülmek ve paylaşmak serbest.

ATEİST CORONA: Bilimin değerini hatırlattı. Gavsların, şeyhlerin, hoca efendilerin etkisizliğini ispatladı. Kutsal sayılan yerlere gidişi bitirdi. Umreye gidenlere bulaşıp pişman etti. Herkesi alkole (kolonya vs.) muhtaç etti.

KOMİNİST CORONA: Sınıf ayrımı yapmadan, sınır tanımadan yayıldı. Ama yoksul güney yarım küreye değil, görece zengin kuzey yarım küreye musallat oldu.

ANARŞİST CORONA: Devlet-otorite-güç tanımadı. Yöneticileri-egemenleri de hasta etti. Engel olamadılar.

ÇOCUK DOSTU CORONA: Çocukları öldürmüyor. Taşıyıcı oluyorlar. Çocuklara musallat olanları ve yaşlıları öldürüyor. Çocuk tacizlerini azalttı…

ÇEVRECİ CORONA: Doğaya değil, doğaya zarar verenlere zarar verdi. Coronanın da, insanların da, bulaşmadığı bitkilere ve hayvanlar daha rahat artık.

HİJYENCİ CORONA: Temizliği ve hijyeni hatırladık ve arttırdık. Temizliği ve temiz toplum üzerine düşünmeye başladık...

AİLE ve KİTAP DOSTU CORONA: Evde daha çok zaman geçirerek, aile iletişimi ve kitap okumaya zaman arttı.

TRAFİK DOSTU CORONA: Trafik sorunu, kazalar, eksoz kirliliği azaldı. Coronadan ölenlerin 10 katı olası trafik kazası ölümleri azaldı.

 

Allah kim için harekete geçti?

Gülmeye ya da gülümsemeye devam.

Tanrı ve melekleri sohbet ediyorlarken kapı birden açılır, telaşlı bir şekilde meleklerden biri içeri girer.

“Yüce tanrım, Çin’de ölümcül bir virüs salgını başladı" der. Tanrı hiç oralı olmaz.

Ertesi gün aynı melek yine telaşlı bir şekilde;

“Yüce tanrım, virüs İtalya'ya sıçradı" der.

Tanrı yine, hiç oralı olmaz.

Ertesi gün melek yine;

“Yüce tanrım, Fransızlarda da salgın başladı" der.

Tanrı yine tepkisiz.

Her gün bir iki ülkede daha salgın başlıyor, İranlılar, Amerikalılar, İspanyollar...

Hiç bir ülkede salgının yayılmasına tanrı tepki göstermiyor.

Bir hafta sonra melek, günlük brifingin sonlarında;

“Bir de tanrım, Türklerde de salgın görüldü" diye bir not düşer.

Tanrı bir anda panik halinde yerinden fırlar, bu şimdi mi söylenir, koşun" der.

Melekler şaşkınlıkla sorarlar;

“Hiç bir ülkede salgına karışmadınız, niye Türkiye'ye yayılmasına müdahale edeceksiniz?"

Tanrı yanıtlar:

“Onlar her işlerini bana bırakırlar(!!!)

 

Sağlık Bakanı’na mektubumdur

Sayın Bakanım;

Coronavirüs'ten dolayı yapmış olduğunuz çalışmaları medya haberleri üzerinden dikkatle izliyor ve önerilen tedbirleri uygulamaya gayret eden bir TC vatandaşıyım.

Bu anlamda şahsınızda Bilim Kurulu ile Bakanlık çalışanlarına teşekkür ederiz.

Resmi ve özel sağlık kurumlarında hizmet veren tüm sağlık personelinin özverili çalışmalarını taktir ediyor, hizmetlerinden dolayı kendimizi tedavi süreci olacaksa güvende olacağımızı biliyoruz. Bunun için de her aşmam saat 21.00’de balkonlara çıkıp minnetimizin göstergesi olarak alkışlıyoruz.

 

Sayın Bakanım;

Hastanelerin personel, ilaç, aygıt ve ekipman ihtiyaçlarını mutlaka temin etme hususunda samimi bir mesai verildiğini de biliyoruz.

Her gece, gündelik vaka ve ölüm bilgilendirmesi de yapıyorsunuz. Bu bilgilendirme de biliyoruz ki; panik ve korku yaratılmamasına özen gösteriliyor. Ancak bu anlamda bilgi kapatılması siyaseti ile daha fazla risk alanı yaratıldığının farkında mısınız?

Şöyle ki;

1) Vakaların hangi bölgelerde olduğunu belirtmemek, yurdun her yerini virüslü bir hale sokacağını düşünmediniz mi?

2) Vefat edenlerin sadece "yaşlı" olduğunu söylemek, genç yaş grubunu tedbirsiz yaşamaya sevk etmiyor mu?

3) Kendini sağlıklı ve güvende sanan kişilerin her yere girip çıkması ile ciddi bir virüs taşıyıcı olmuyor mu?

4) Önemli olan ölüm sayısının değil, virüs vaka sayısının olduğunu ve bu vakaların belirsiz bir zamanda toplu ölüme sebep olacağı bilinmiyor mu?

Gerekli önlemler ışığında; bizlerin karartmadan ve kapatmadan bilgilendirilmesi hususunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

Türkiye kaçıncı sırada?

Yeni tip coronavirüs (Covid-19) salgınından korunmak için ellerin sabunla sıklıkla yıkanması şart.

Peki hangi ülkede insanlar ellerini ne sıklıkta yıkıyor?

Gallup International, 63 ülkenin hijyen haritasını çıkardı. Araştırmaya göre, dünyada tuvaletten sonra ellerini sabunla yıkayanların oranının en yüksek olduğu ülke şaşıracaksınız ama Suudi Arabistan.

Türkiye ise 63 ülke arasında 6. sırada.

 

Avrupa birincisi kim?

Avrupa'da tuvaletten sonra elini sabunla en çok yıkayan ülkeler sıralamasında Bosna Hersek yüzde 96 ile listenin başında yer alıyor.

Bosna Hersek'i yüzde 94'lük bir oranla Türkiye ve yüzde 85'le Kosova izliyor.

63 ülke arasında tuvalet sonrası el yıkama oranının en düşük olduğu ülke yüzde 23'lük bir oranla Çin.

Japonya yüzde 30, Güney Kore yüzde 39 ile son sıralarda yer alıyor.

Hollanda’da da yüzde 50 ile sınıfta kalan ülkeler içinde.

Tuvaletten sonra elini yıkama alışkanlığının zayıf olduğu diğer Avrupa ülkeleri;

Yüzde 57 ile İtalya ve yüzde 60’ın biraz üstünde İspanya, Fransa ile Rusya…

Ankete katılan İngilizlerin yüzde 75’i ellerini yıkadıklarını belirtirken komşu ülke İrlandalılar da bu oran yüzde 74.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 3 Haziran 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Simpsons çizgi filmi yine geçmişte yaptıkları bölümlerden kesitlerle gündemde. ABD Başkanı Donald Trump'ın öldüğü sahne ve polis binasının yakılması bugün tekrar payla...

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Haziran 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

YouTube'da faaliyet gösteren Gerçek Hikayeler isimli kanal ''çocuk istismarı'' yaptığı gerekçesiyle Twitter'da gündem oldu. Kanal için birçok kullanıcı, kanalın şikaye...

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Haziran 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Haziran ayında burçların aşk hayatını neler bekliyor?

Yazarlar
Website Security Test