Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

2020’de, Orwell’in ''1984''ü mü yaşanıyor? Okyanusya'daki Türkiye

13.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

George Orwell’in “1984” adlı romanını okudunuz mu bilmiyorum?

Bilim kurgu türünün klasik örneklerinden biridir.

Aynı zamanda geleceği karanlık olan gerçeklerin doğruların saptırıldığı, konuşma özgürlüğünün yok edildiği modern dünyayı protesto eden bir romandır.

1949 yılında basılmıştır ve gelecekte her şeyin tümüyle devletin denetiminde olduğu belleksiz muhalefetsiz bir toplum tehlikesine karşı önemli bir uyarı niteliğindedir.

Okyanusya adı verilen bir ülkede geçer. Bu ülke “Büyük Birader” denilen bir diktatör ve partisi tarafından yönetilmektedir.

Büyük Birader her yerdedir sanki. Tek tek her vatandaşı izlemektedir. İnsanlar kişiliksizleştirilmiş ve korku kültürünün egemenliği altına girmişlerdir.

Büyük Birader ve Partisi üç temel slogan altında Okyanusya’yı baskı altında inletmektedir.

Savaş Barıştır,

Özgürlük Köleliktir,

Bilgisizlik Kuvvettir.

Temelde Parti size beş duyu organınıza inanmamanızı söylemektedir. Bu onların temel ve en önemli emirleridir. Öyle ki sonunda parti iki kere ikinin beş ettiğini duyuracak ve insanda buna inanmak zorunda kalacaktır.

 

Yargılama olmazdı

Kitap Düşünce Polisi tarafından düşünce suçu ile muhaliflerin nasıl yok edildiklerini de tasvir eder. Kitabın bir yerinde şöyle anlatır;

“Düşünce suçu sonsuza kadar gizlenebilecek bir suç değildi. Bir süre saklanabilirdiniz ama yıllar sonra bile olsa eninde sonunda sizi yakalamalarını engelleyemezdiniz. Tutuklamalar her zaman gece yapılırdı. Uykudan ansızın sarılarak uyanma omzunuzu kaba bir el gözlerinize tutulan ışık, yatağınızın çevresinde katı yüzlerden bir halka.

Olayların büyük çoğunluğunda yargılama olmaz, tutuklama gerekçesi gösterilmezdi. İnsanlar geceleri kayboluverirlerdi o kadar. Adli sicillerden silinir, bir zamanlar var oldukları yadsınır sonra unutulurdu.

Böyle yok edilenlere genellikle “buharlaştı” denilirdi..”

Tam bir korku imparatorluğu değil mi?

 

Ve bizim yaşadıklarımız

Şimdi kitabı bir kenara bırakalım ve 2020 Türkiye’sinde son günlerde yaşananlara gelelim.

Libya’da Hafter güçleri tarafından vurulan bir gemide personelimiz şehit oldu bir tören bile yapılmadan sessizce cenazeleri defnedildi. Şehitlerin cenaze törenleri sosyal medyadan öğrenildi.

***

Normal bir hayat devam ederken üç günde Suriye/İdlib’de 34 şehit verdik. Şehit haberlerini Hatay Valisi verdi. Şehit haberleri önce dokuzla başladı sonunda 34’e çıktı.

***

Şehit haberleri öncesi Suriye rejim güçlerine ait onlarca askerin öldürüldüğü ve silah ve teçhizatının imha edildiği duyuruldu. Oysa Türk Silahlı Kuvvetleri Adana Mutabakatı kapsamında Suriye’de bulunuyordu. Meclisten bir savaş teskeresi verilmemişti. Yoksa normal bir hayat sürer gibi yaparken Suriye ile savaşa mı girmiştik?

***

Şehit haberleri nedeniyle internet ansızın yavaşlatıldı sosyal medyaya kısıtlama getirildi.

***

Şehit cenazesinde Muhalefet Partisi liderinin taziye için el sıkma isteği Cumhur İttifakının küçük ortağı MHP lideri tarafından geri çevrildi. Muhalefet liderinin eli havada kaldı.

***

Partili Cumhurbaşkanı şehitler ile ilgili tam iki gün sonra açıklama yaptı. Bu açıklama esnasında espri yaptı salondakiler kahkahalarla güldüler.

***

ODATV yazarlarından Barış Terkoğlu Libya’da şehit edilen personele ait yaptığı bir haber nedeniyle sabaha karşı gözaltına alındı daha sonra tutuklandı.

***

Mecliste kapalı oturumda kavga çıktı milletvekilleri yumruklaştı.

***

CHP Milletvekili hakkında Partili Cumhurbaşkanına yönelik sözleri nedeniyle Ankara Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma açıldı.

***

ODATV yayınlarına erişim yasaklandı.

***

Yine ODATV yazarlarından Barış Pehlivan gazeteci yazar Murat Ağırel ve bir tiyatrocu ifade için Savcılığa davet edildiler. Barış Pehlivan tutuklandı, Ağırel kontrol tedbiri ile önce serbest bırakıldı. Ardından aynı statüdeki bir mahkeme tarafından itiraz üzerine tutuklandı. Tiyatrocunu ifadesi alındı ve serbest bırakıldı.

***

İçişleri Bakanı bir muhalif gazetecinin sorusuna karşılık gazeteciyi “Bırak Yunan ağzıyla konuşmayı” diye azarladı,

***

Yaşananlar sanki 1984 romanındaki gibi…

Barış ortamındayız ama sanki savaşıyor gibiyiz.

Özgürlükler dibe vurdu basın ciddi şekilde baskı altında sosyal medya kontrol altında!

Bunlar bilim kurgu ve fantastik bir hikâye değil hepsi gözümüzün önünde yaşanan gerçekler.

 

Winston gibi yapalım

O halde bizde gerçeklerin peşinden gidelim. Beş duyumuzu kullanalım ve Orwell’in 1984 kitabının Savaş Kahramanı Winston gibi yapalım.

Savaşa hayır!

Barışa ve basına özgürlük.

İki kere iki dört eder.

Bilgi kuvvettir, er ya da geç galip gelir.

(Kaynak: E. Kur. Alb. V. Murat Tulga?

 

GÖZLEM OKURLARINA TAVSİYEM…

Korkmayın, panik yapmayın

Sadece önlem alın yeter!

Her an deprem olabilir diye sokakta mı yatıyorsunuz?

Ya da yolda kafama bir saksı düşer diye eve mi kapanıyorsunuz?

Hayır değil mi?

O zaman

Koronovirüse de lütfen bu pencereden bakın.

Biliyorum; koronovirüs hakkında bu kadar uyarının olmasını ben de garip buluyorum.

Ve ister istemez herkes gibi ben de soruyorum; Neden?

Günlük bu konuda yapılan uyarı sayısı sanırım yüzleri buluyor.

Halbuki, tek başına koronasız grip(!) son 4 ayda sadece ABD'de 31 milyon hastada 12-30 bin kişinin ölümüne neden oldu.  (Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi verisidir)

Yani bu da ayda 3 ila 7 milyon ölüm demek. Üstelik sadece Amerika’da.

Ya tüm dünyada…

2020 yılının ilk iki ayı; Ocak-Şubat’ta koronavirüsten ölenlerin sayısı 2 bin 360…

Aynı dönemde,

Soğuk algınlığından (grip) 69 bin 602,

Sıtmadan 140 bin 584,

Sigaradan 716 bin 498,

HİV kaybından 240 bin 950,

Alkolden 358 bin 471,

Kanserden bir milyon 177 bin 141 kişi hayatını kaybetmiş…

Bu nedenle panik yapmayın

Korona için ölüm oranı yüzde 3.4 olarak verilse de, bu oran bütün hastalardaki değil, sadece “ağır” vakalardaki orandır.

 En gerçek ölüm oranı Güney Kore'den geliyor. Hafif-orta-ağır bütün vakaların dahil edildiği istatistiğe göre Güney Kore'de Koronavirus hastalığına bağlı ölüm oranı binde 7 (yedi).

Bu nedenle;

Ne olur panik yapmayın.

Elinizi, burnunuzu temiz tutun, sigara içmeyin ve içilen ortamlardan uzak durun, iyi beslenin, spor yapın, antibiyotik kullanmayın.

Ve marketleri boşuna boşaltmayın, en önemlisi akıl tutulması yaşamaktan uzak duralım.

 

Bu mektubu mutlaka okuyun

Koronavirüsü en iyi bilen virolog doktor James Robb'un konuyla ilgili yazdığı önemli bir mektup var. Herkesin okumasını öneriyorum:

San Diego’lu doktor James Robb,  COVID-19 (koronavirüs) salgını için ne yapıyorum? diye soruyor ve yanıtlıyor:

“California San Diego Üniversitesi'nde bir patoloji profesörü olduğumda, koronavirüslerde (1970'ler) çalışan ilk moleküler virologlardan biriydim. Virüsün içerdiği gen sayısını ilk gösteren ben oldum. O zamandan beri, farklı hayvan kaynaklarından insan popülasyonuna (örn., SARS, MERS) koronavirüs alanını ve çoklu klinik transferlerini sürdürdüm.

Bu virüs Nisan ortasına kadar katlanarak yayılacaktır.

Herkesin aldığı ve alacağı önlemler, maske ve eldivenler hariç, şu an grip sezonlarımızda kullandığım önlemlerin aynısıdır.

-El sıkmak yok: yumruk yumruğa vuruş, başı hafifçe eğme veya dirsek dirseğe dokunuş vb. kullanın.

-Işık düğmelerine, asansör düğmelerine, vb. dokunmak için sadece parmakların dış tümseğini kullanın.

- Kapıları kapalı yumruğunuz veya kalçanızla açın - kapıyı açmanın başka bir yolu yoksa kolu elinizle tutmayın. Banyo ve postane / ticari kapılar için özellikle önemlidir.

-Marketlerde kolu ve çocuk koltuğunu silmek de dâhil olmak üzere mağazalarda dezenfektan mendil kullanın.

-Diğer insanların bulunduğu yerleri içeren herhangi bir faaliyetten eve döndüğünüzde, ellerinizi sabunla 10-20 saniye yıkayın ve / veya yüzde 60'tan fazla alkol bazlı el dezenfektanı kullanın.

- Evinizin her girişinde ve arabanızda da ellerinizi hemen yıkayamadığınızda diğer kontamine nesnelere dokunduktan sonra kullanmak üzere bir şişe dezenfektan bulundurun.

- Mümkünse, tek kullanımlık bir mendile öksürün veya hapşırın ve atın. Dirseğinizin iç tarafını sadece zorunlu hallerde kullanın. Zira kıyafetler de bir hafta veya daha uzun süre bulaşabilen bulaşıcı virüs içerebilir.

Tüm okurlarıma koronavirüssüz sağlıklı günler diliyorum.

 

KORONAVİRÜS İÇİN ASIL ALINMASI GEREKENLER UNUTULDU…

Yanlış gıdalar yağmalandı!.

Salı akşamı Bakan açıkladı, ertesi gün Çarşamba, eczane ve marketler adeta yağmalandı.

Boşalan market raflarına hiç dikkat ettiniz mi?

Makarna, pirinç, yağ, havlu, tuvalet kağıdı, kolonya, sabun; temizlik malzemeleri tüketim rekoru kırarken, probiyotik gıdalar raflarda sessiz ve şaşkın satın alınmayı bekleye durdular.

Oysa asıl alınması onlar olmalıydı.

Çünkü böyle durumlarda probiyotik başta olmak üzere fonksiyonel ve organik gıdaların satın alınıp tüketilmesi gerekiyor.

Biliyorsunuz; organik gıdalar bağışıklık sistemimizi zayıflatan tarımdan gelen ya da gıda işleme sırasında gıdalara katılan sentetik kimyasalları içermiyor. Bağışıklık sistemimize zarar vermediği için de koronavirüsün etkisini azaltıyor, direnç kazanmamıza yardımcı oluyor.

İçerdikleri kalsiyum, fosfor gibi mineral maddeler, proteinler, vitaminler, bağışıklık maddeleri, lifli bileşikler ile sağlığın korunmasına yardımcı olan gıdalara da “fonksiyonel gıdalar” deniyor.

Bunlara başta süt ürünleri olmak üzere, kefir, et ürünlerini, deniz ürünlerini, vitamin içeren meyveler ile vitaminleri ve lif içeren tahıl ürünlerini, kuru baklagilleri, sebzeleri, turşuları, zeytinleri, şalgamı örnek olarak verebiliriz.

Örneğin tahıl kepeğindeki ve kuru baklagillerde diyet lifler dışkı hacmini arttırarak zararlı maddelerin hızla bağırsaktan atılmalarını sağlıyor.

Probiyotik yoğurt, probiyotik ayran, probiyotik kefir gibi probiyotikler bağırsak sağlığı için son derece önemli gıdalar. Bunlar bağırsaklardaki zararlı mikropları ortadan kaldırarak, yaşlanmayı geciktiriyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar.

 

Vitamini unutmayın

Vitaminlere gelince. C vitamininin vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi bulunuyor. Meyve ve sebzeler, lahana, kırmızıbiber, ıspanak, çilek, karnabahar bu vitaminin en çok bulunduğu gıdalar.

Enfeksiyonlara karşı vücut direncini artıran diğer bir vitamin olan A vitaminin bulunduğu besinler: karaciğer, böbrek, balıkyağı, tereyağı, yağlı süt ürünleri, hayvansal yağlar, sıvı yağlar, havuç, kereviz, ıspanak, kayısı, muz ve kuşburnu.

Sağlık için diğer önemli bir vitamin de E vitamini. Buğday, soya fasulyesi, ceviz, marul, arı sütü, yulaf, sıvı yağlar, tereyağı, hayvansal yağlar ile yağlı süt ürünlerinde daha fazla bulunan E vitamini yaşlılarda bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bu durum koronavirüsün daha çok etkilediği yaşlılar için daha çok önemli hele geliyor.

Sonuç olarak. Tekrarlıyorum; panik yok, dikkat etmek, önlem almak var!!!.

(Kaynak: Prof. Dr. Harun Raşit Uysal)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Anonim

14.03.2020 - 02:47
Bütün bu olanlardan sonra devletin yaptığı koronvirus haberlerine de inanmıyorum artık.Medyada çok kısıtlama var hiçbir şey göründüğü gibi değil. BÜYÜK FAŞİSTLERİN GÖZLERİ ÜZERİNİZDE
Diğer Yazarlar

Yazarımız eski Milli Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı genelge ve CHP'li belediyelerin yardım toplamasıyla ilgili...

Emekli Albay Soner Aydın, İdlib’de çatışmanın riskine dikkat çekerek, bölgedeki gelişmeleri Gözlem için yazdı…

Yazarlar
Website Security Test