Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Enflasyon ve faiz

28.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam edip etmeyeceği, önümüzdeki dönemde ekonomik hayatımızı yakından ilgilendirecek önemli kararlardan biri olacaktır. Bilindiği gibi, Merkez Bankası, geçen Temmuz ayında %24 olan politika faizini en son % 10,75’e indirmiştir. Düşük faiz, diğer koşullar dikkate alınmadığı takdirde, elbette ekonomiye olumlu etkiler yapar. Ticari kredi faizleri düşer, yatırım ve üretim artar, iç talep yükselir, istihdam hacmi yükselir, maliyetlerin azalması ile birlikte rekabet gücünü arttırır. Son faiz indirimine kadar, şartların indirimleri haklı kılabilecek nitelikte olduğu söylenebilirdi. Zaten enflasyonla faiz hadleri arasındaki makas genişti. Piyasayı canlandırmak gerekiyordu. Petrol fiyatları geriliyordu. Büyüme ya negatif veya düşük oranlı artışlar gösteriyordu. İthal ihtiyacı ve dolayısıyla dövize talep düşüktü. Türkiye uzun zamandan beri ilk kez cari fazla vermeye başlamıştı Enflasyon da düşüş eğilimine girmişti.

Ancak, şimdilerde faiz hadlerinin yeniden düşürülmesi ve bu eğilimin kalıcı hale gelmesi için şartlar eskisi kadar olumlu değildir. Düşük faiz oranları, altın başta olmak üzere, konut, otomobil ve arsa gibi alanlara kaydığı gibi tüketim kredilerine de yönelmiş ve iç talebi arttırmıştır. Bu durum enflasyonda gerileme bir yana, bir artış eğilimine dönüşebilecektir. Kamu kaynaklarından sağlandığı anlaşılan dövizin piyasaya verilmesi ile birlikte döviz değerleri baskı altında tutularak, fazla değer kazanması önlenmeye çalışılmıştır. Ancak bu politikanın da çok olumlu sonuçlar verdiğini söylemek mümkün değildir.

Ekonomik büyümenin, geçtiğimiz yıl üçüncü çeyreğinden başlayarak, yeniden başlaması ile birlikte ithal talebi artış göstermeye başlamıştır. İthalat,2019 Ekim ayında %8, Kasım ayında % 9,7, Aralık ayında % 14,9 ve bu yılın Ocak ayında % 19 oranında artmıştır. Yani Türkiye’nin bu şartlarda cari fazla vermesi söz konusu olmayacaktır. Bu durumda döviz talebi artacak ve değeri yükselecektir. Bu da enflasyonu arttırıcı nitelikte bir gelişme olacaktır. Enflasyonun altında kalacak bir faiz haddi de, çözülecek varlıkların bir bölümünün dolara yönelmesine yol açacaktır. Merkez Bankası rezervlerinin veya diğer kamu kaynaklarının dövizdeki değer artışlarını önleyecek bir miktarda olup olmadığı tartışma konusudur.

Bir başka gelişme, ülkemizden sermaye çıkışlarının hızlanmakta oluşudur. Konunun uzmanları, geçtiğimiz iki ay içinde hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedinden çıkışların 2,6 milyar doları bulduğunu bildirmekte ve ayni dönemde sermaye girişlerinin ise yok denecek düzeyde olduğunu açıklamaktadırlar.

Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki güvenlik harcamalarının miktarı için bugünden bir tahmin yapmak mümkün değildir. Harcamaların önemli bir bölümünün döviz cinsinden yapılıyor olması doğaldır. Bu durum da, döviz talebini arttıracak bir gelişmedir. Çin’de başlayan ve dünyaya yayılması söz konusu olabilecek virüsün dünya ve ülkemiz ekonomisine ne ölçüde etki yapacağı da sonucu kestirilemeyen gelişmeler arasındadır. Ama her iki girişimin döviz ihtiyacını arttıracağı kesindir.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz.

Önümüzdeki en azından kısa dönemde, enflasyonunda gerileme eğilimi görünmemektedir. Muhtemelen % 12 ve üzerinde olacaktır. Halen uygulanmakta olan % 10,75’lik politika faizi, negatif faiz anlamındadır. Mevduat sahiplerinin, böyle bir negatif faizi kabullenmeleri beklenmemelidir. Çözülen mevduatın, tüketim harcamaları yanında dövize de yönelmesi söz konusudur. İç talep artışı, enflasyonu yukarıya çekecektir. Yükselen enflasyonda, faiz düşürmek, mevduat çözülmesini hızlandıracaktır. Artan ithalat, güvenlik harcamaları de döviz talebini arttıracak, bu durum da enflasyona olumsuz etki yapacaktır.

Enflasyon hadlerinde bir düşüş eğilimi kalıcı olarak ortaya çıkmadıkça, faizleri daha fazla düşürmek pekte uygun bir karar olmayacaktır. Faiz düşüşleri genelde ekonomik anlamda benimsenen gelişmelerdir. Ancak faizleri artırma durumunda kalmak, dengeleri ve beklentileri bozacak şeylerdir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test