Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Medeni yasanın kabulünden 8 mart dünya kadınlar gününe uzanan yol

21.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yaklaştığı bu günlerde, her yıl olduğu gibi siyasilerimizin "Kadınlarımız başımızın tacıdır." gibi sözleri yine tekrarlayacaklarını şimdiden duyar gibi oluyorum. Dünya Kadınlar Günü’ne gelinceye kadar, bütün bir yıl gerçeklere gözlerini, kulaklarını, ağzını kapatanlar, hiç şüpheniz olmasın ki o günlerde yine birer hak hukuk savaşçısı kesilip,  yine nutuklar atmaya başlayacaklardır.

Sanırsınız ki bu toplum geride bıraktığımız yıl içinde 450'den fazla kadının en yakınları olan erkekler tarafından öldürüldüğünü, şiddete uğradıklarını, dinini öğrensin diye tarikatlara teslim edilen masum çocukların cinsel istismara uğradıklarını, aile içi ensest ilişkiler hiç duymamış,  bunlar hiç yaşanmamış gibi… Siyasiler reşit olmayan kızlarla ilişkiye girenlere ceza yerine, af getirmek için hazırlanan yasa tekliflerine imza atmamış, yoksulluk nafakasını engellemek için anlatılan mağdur babalar masallarına alkış tutmamış gibi...

Bu ülkenin siyasetçileri, yıl 2020’de yaşıyor ama "zihniyet" orta çağdan kalma. Ya da her şeyi görüyor, düşünüyor ama güçlüden yana olmanın sağladığı konfor uğruna toplumun sesi olduğunu unutmuş, güçlünün hoporleri olarak yola devam ediyor.

Bu zihniyetin duvarlardan resimlerini, kitaplardan isimlerini çıkarmak için sabırsızlandığı o ilk kurucu meclis ve adlarını çok iyi bildiğiniz o liderler var ya, onlar sizin gibi güç önünde eğilmediler, doğruların yolunda gittiler. Onlar ve o meclis daha 17 Şubat 1926'da bu ülke için Medeni Kanun’u kabul ederek, demokrasiye ilk adımı atmasını, çağdaş dünyaya açılan kapıyı açmasını bildiler. O yıllarda yaşarken, yüzyıl sonrasının ihtiyaçlarını, değerlerini anlayabildiler. Kadın-erkek eşitliğinin her şeyden önce bir demokrasi meselesi olduğunu düşünebildiler. Kadını ana, bacı, eş gibi rollerin içine hapsetmeden önce ‘’insan’’ olarak görebildiler.

Kadın Medeni Kanun ile birlikte erkeklerle eşit yurttaş ve "insan" konumuna gelebildi. Bu yasa ile evlilik yaşı kuralı getirilebildi. Erkeğin birden çok kadınla evlenmesi yerine tek eşlilik ve evlilik birliğinin resmi nikâh ile kurulması kabul edildi. Erkeğin ‘boş ol’ demesiyle boşanma yerine hâkim kararıyla boşanma, kız ve erkek çocuklara eşit miras payı gibi kurallarla kadın haklarına güvence oluşturuldu. Bu sayede ülkemizde Cumhuriyet öncesi başlayan, kadınların haklarını savunan, kamuoyu oluşturabilen kadın hareketi, hız kazanarak günümüze kadar devam edebildi. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne paralel politikalar üretebildi, birçok yasal değişikliğe neden olabildi.

Şimdi, 8 Mart Dünya Kadınlar gününe yaklaştığımız bu günlerde bakıyorum da, artık kadın sorunlarına kararlılıkla çözüm üretecek bir bakanlık bile kalmadığını görüp üzülüyorum. Son yıllarda kadını sadece anne, itaatkâr eş rolleri ile sınırlayan, kadının sporda, bilimde ve siyasette elde ettiği başarıları görmek istemeyen, ön plana çıkmasına, konuşmasına, makam mevki sahibi olmasına tahammül edemeyen küflü zihniyetin, uygarlıkla çatışmasına, boşa tüketilen değerli zamanlara acıyorum.

1990 yılında kurulan Kadın Bakanlığı da kaldırıldı, önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oldu, sonra yeni Cumhurbaşkanlığı yönetim şeklinde de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na dönüştürüldü. Artık Kadın sorunlarına kararlılıkla çözüm üretecek bir bakanlık yok. Ne yazık ki kadınlar yüzyıl süresince kazandıkları haklarının şimdi torba yasalarla, anayasa kontrolünden kaçırılan kararnamelerle, havuz medyasının oluşturduğu kamuoyu baskısı ile birer birer geri alınmaya çalışıldığı bir dönemden geçtiğini görüyor ama yılmıyorlar

Çocuk evlilikleri savunularak Medeni Kanun yok sayılıyor. Çocuk yaşta yapılan evlilikler büyük oranda kız çocuklarını olumsuz etkiliyor, onların eğitimden ve haklarından yoksun kalmalarına neden oluyor, kadına yönelik şiddet önlenemiyor, kadının kaç çocuk sahibi olacağına, nasıl doğuracağına, kahkahasına sokakta yalnız yürümesine, kıyafetine kadar siyasete malzeme yapılıyor.

Kadın-erkek eşitliğinin olmadığı bir ülkede, demokrasiden ve sürdürülebilir kalkınmadan söz edebilmek de artık mümkün olmuyor…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Nisan 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Nisan ayı burç yorumları. 6-12 Nisan haftası burçları neler bekliyor?

Yazarımız eski Milli Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı genelge ve CHP'li belediyelerin yardım toplamasıyla ilgili...

Emekli Albay Soner Aydın, İdlib’de çatışmanın riskine dikkat çekerek, bölgedeki gelişmeleri Gözlem için yazdı…

Yazarlar
Website Security Test