Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye çatışmanın içine çekilmek isteniyor

14.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Milli Savunma Bakanı (13 Subat günü basında çıkan haberlere göre) TSK’nın İdlib’de icra ettiği harekatın maksadını “Ateşkesin sağlanması, göçün önlenmesi ve akan kanın durması” şeklinde ifade etmiş, “radikaller dahil ateşkese uymayanlara karşı zor kullanılacak, her türlü tedbir alınacaktır” şeklinde beyanda bulunmuştur. Yasalarımızda TSK’nın görevlerinden bir tanesi de “Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır.” Milli Savunma Bakanı tarafından ifade edildiği söylenen bu maksadın ve devamındaki askeri tedbirlerin TSK’nın yurt dışında icra edeceği barışı sağlama görevini ne derece karşılayacağı, barışa katkı sağlayıp sağlayamayacağı ve ülkemiz için ne tür riskler içerdiği üzerinde dikkatle durulmalıdır. Ayrıca bu ifade içinde yer alan “radikaller”in kimler olduğu da izaha muhtaçtır.

İdlib’deki duruma bakıldığında; Suriye’nin kuzeyindeki radikal İslamcı/cihatçı muhalif gruplar, PKK’nın uzantısı PYD/YPG’ye karşı icra ettiğimiz Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının etkisiyle İdlib bölgesine yönlendirilmiş ve bu bölgede lokalize edilmişlerdir. El Kaide’nin uzantısı olan El Nusra, Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve daha pek çok cihatçı örgüt İdlib’de faaliyet göstermektedir ve HTŞ hemen hemen bölgenin tamamına hakim durumdadır. Türkiye tarafından desteklenen ÖSO (yeni adıyla Suriye Milli Ordusu)’nun Suriye Yönetimi güçlerine karşı İdlib’in bazı bölgelerinde HTŞ ile birlikte hareket ettiği haberleri basında yer almaktadır. Bu grupların provokasyona yönelik eylemleri olup olmadığı konusu hiç gündeme getirilmemekte, bölgede zarar gören herkesten “masum siviller” olarak bahsedilmektedir.

Bölgedeki cephelere bakıldığında ise bir tarafta Rusya ve Suriye Yönetiminin, diğer tarafta Türkiye, ÖSO ve radikal cihatçı grupların bulunduğu görülmektedir. Oysa Suriye’deki durum ABD’nin bu ülkeye müdahalesi sonucunda bu aşamaya gelmiştir ve ülkemiz askeri, ekonomik ve geçici sığınmacılardan kaynaklanan sosyal sorunlar nedeniyle çok büyük zararlar görmüştür. Buna rağmen ABD gelişen bu durum karşısında Türkiye’ye desteğini hamasi beyanlarla ifade etmenin dışında bir adım atmamaktadır. Rusya’yı karşısına alacak, Rusya ile çatışmasına neden olabilecek bir adımı atması da mümkün görünmemektedir. ABD; Afganistan’da kıyasıya savaştığı(!) El Kaide’nin Suriye’deki uzantılarını günümüzde Suriye yönetimini devirmek için kullanmaktadır, Türkiye’yi bu planına ortak etmiştir ve gelinen aşamada ülkemizi Rusya ve Suriye yönetimi karşısında (radikal muhalifleri de başımıza sararak) tek başına bırakmıştır. ABD’nin bölgede desteklediği radikal gruplara provokasyon içeren eylemler yaptırıp yaptırmadığı da dikkat edilmesi gereken bir konudur. Kuvvetle muhtemeldir ki; uluslararası alanda Suriye yönetimini suçlu duruma düşürmek için her türlü girişimde bulunacaktır. Nitekim provokasyon; ABD’nin bölgede hedefine koyduğu bütün ülkelerde uyguladığı yaygın bir taktiktir. Rusya ise Türkiye’nin tavrına hiç aldırış etmeden İdlib’de hava saldırılarına devam etmekte, Türkiye’ye uyarı üstüne uyarı yağdırmaktadır.

Türkiye’nin ABD, koalisyona destek veren AB ülkeleri ve NATO’nun tam desteğini almadan Rusya’yı da karşısına alacak şekilde harekatı tırmandırması hem siyasi, hem de askeri açıdan oldukça zordur. Mevcut koşullarda ABD, AB, NATO ve müdahil ülkelerden destek görmemiz de mümkün görünmemektedir. Ateşkesi bozan tarafın üzerine askeri güçle gidilmesi gerginliği tırmandıracak bir girişim olacaktır. Kaldı ki halen savaş uçaklarıyla bölgeyi bombalayan Rusya’nın üzerine askeri güçle gidilebilecek midir?

Bölgede ABD güdümündeki bütün muhalif unsurların Türkiye’yi geniş çaplı bir çatışmanın içine çekmesi olasılığı hiçbir zaman gözden uzak tutulmamalıdır. Suriye’de inisiyatif ülkemizde değildir, bütünüyle ABD ve Rusya’dadır. Siyasi ve askeri yönden inisiyatifin bütünüyle bize ait olmadığı bir ortamda çatışmaya girmemiz ülkemize çok büyük zararlar verebilecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 26 Şubat 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Şubat 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ün gazetemizde yayınlanan ''Atatürk’ün adını silme projesinin devamı'' başlıklı yazısıdır.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Şubat 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Yeni haftada burçları neler bekliyor? 24 - 28 Şubat haftalık burç yorumları.

Yazarlar
Website Security Test