Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yapılacak şey: Cehaleti yenmektir

24.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Akıl ve bilimin olmadığı yerde tarikatlar, cemaatler ortaya çıkar. Atatürk, “En doğru, en gerçek tarikat medeniyet (uygarlık) tarikatıdır.” der. Tarikatlar dinin bir uzantısı olan yerler değildir. Hatta tarikatlar; dini bozan yapılardır.

Türkiye’nin bir büyük sıkıntısı var. Bu sıkıntı Türkiye’nin bir numaralı sıkıntısı olan ‘düşünmeme’ ve hazır reçeteleri alıp onları kullanmadır. Düşünmediğiniz için yaratıcı bir gücünüz olamıyor. Yaratıcı gücünüz olmadığında ise; çağdaşlaşma yönünde, tek başınıza kendi ayaklarınızın üzerinde harekete geçemiyorsunuz. Bu cehaletin sonucu olarak da Türkiye’de tarikat sayısı çok yüksek rakamlara ulaşıyor.

Görünüşte, tarikatlar dinsel bir yapılanma gibi gözüküyor. Fakat tarikatlar esasında siyasi bir örgüttür. Dünya nimetlerinde çok fazlasına sahip olmak istiyorlar. Kur’an da tarikat diye bir şey yok ve tarikat liderlerine beşeri olanın yapamayacağı sıfatlar bazı tanrısal güçler yükleniyor. Oysa Hz. Peygamber, “Ben sadece güzel ahlakı tamamlamaya geldim.” diyerek bu durumu çok doğru bir şekilde açıklamıştır. Tarikatlar ise liderine körü körüne bağlı olan yerlere dönüşmüş durumdadır. Buradaki insanlar hiç düşünmüyor ve herhangi bir yaratıcı düşünce de ortaya koyamıyor. İlim, inancın önünde gidiyor ve “Düşünmüyor musunuz?” diyor.

Maalesef Osmanlı’da düşünmeyi bir kenara bıraktık. Çünkü aklı kabul etmiyorlar. Oysa Tanrının yarattığına verdiği en önemli varlık; akıldır. Akıl, ilim ve felsefede birleşirken siz akılı reddediyorsunuz. Geriye de dinamik olmayan, hazır olan statik aklı benimseme kalıyor. Bu da cehaletin sonucu ve cehalet yenilemediği için de bilimi, ilimi ve aklı iktidar yapılamıyor. Karşınıza da hukuku dışlayan, bilimden uzak, aklın ortaya koyduğu öne geçirmeyen bir durum yaşıyorsunuz. Tarikatlar da bu dünya nimetlerinin en fazlasını kendinde toplamaya çalışan uydurma ve yalan yerler olarak karşımıza çıkıyor.

Cemaate bakacak olursak da; Ziya Gökalp cemaat kavramını ortaya koyarken; sadece dil, din değil duygu beraberliğine de değiniyor. Türkiye’de ne kadar cemaat varsa o kadar da farklı görüş var. Gazi ne diyor, “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştireceğiz.” yani özgür, bağımlı olmayan ve kendini hiçbir kalıbın içine sokmaksızın düşünebilen akıldan bahsediyor. Tarikat ve cemaatlerde bunların olmayışı neticesinde o toplumun çağdaş bir devlet olması mümkün değildir. Yapılacak şey düşünen insanı itmeden ve alkışlayarak; düşünüp üreten insanı kovmayacak ve baş tacı edecek bu sayede de cehaleti yenecekseniz. Batı Dünyasını tahkik ettiğiniz zaman insanların zeka ölçüsünün bizden daha iyi olmadığını görecekseniz. Fakat buna rağmen onlar bizden daha ileri durumdalar. Türkiye’den daha ileride olan yerlere baktığınız zaman ise oralarda düşüncenin serbest kılındığını görüyorsunuz.

Çağdaş ve modern bir devlette bir tarikat liderinin o şekilde yapılan bir törenle defnedilmesi mümkün değildir. Aklı üstün kılan çağdaş bir devlet değilseniz bu örnekte ve daha önceki örneklerde de olduğu gibi böyle olaylar yaşıyorsunuz. Bu derece önem gösterilen insanın özelliği nedir? Hangi insancıl eserleri kamuoyuna sunmuş, hangi fiziki, elektronik, hukuki başarıların noktası olmuş ve insanlık tarihine hediye etmiştir. Bunların hiçbiri yokken beşer bir türe nasıl sıfatlar yüklenmiş de bu şekilde defnedilmesi olanaklı hale gelmiştir. Hz. Peygamber diyor ki; “Ben sadece, size tebliğe, müjdelemeye geldim.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test