Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yaman çelişkiler ülkesi

24.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sosyal Devlet kavramını anlamakta zorlanıyorum. Sosyal Devlet Vatandaşı’nın “hakları” nerede başlar, nerede biter, neye ne kadar itiraz edebilir, neye ne kadar katılabilir gibi tanımları bilmediğim için şu aralar bu ülkede olanı biteni ping-pong maçı seyreder gibi izliyorum.

Türkiye’de yaşayan pek çok Türk vatandaşının da sanırım bu kavramdan haberi yok, olmaması normal çünkü bize hiçbir hükümet “biz Sosyal Devletiz” demedi. Bazı yerel Yönetimler “Sosyal Devletmişiz gibi” yapıyorlar ama resmi kayıtlarda böyle bir yapının içinde değiliz. İngiltere’de ise durum farklı. İngilizler, Sosyal Devlet Vatandaşı olarak muamele görüyorlar,  hangi haklara sahipler, neler söyleyebilir, neler yapabilir ve nelere, nasıl itiraz edebilirler, hepsini biliyorlar. Ancak ne yazık ki buna rağmen şu aralar devlet tarafından raylı sistem taşımacılığında vatandaşlık haklarını nasıl arayabileceklerini, uğradıkları haksızlık karşısında ne yapmaları gerektiğini kestiremiyorlar.

Benzin fiyatlarının oldukça makul seviyede olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Benzin fiyatları makul olunca, toplu taşıma fiyatları da makul olmalı diye düşünüyor insan ancak gel gör ki durum hiç de öyle değil. Çalışan kesim işine ya kendi arabasıyla gidiyor ya da toplu taşıma araçlarıyla. Özellikle yakın mesafeler için işe giderken kendi arabasıyla gitmeyi tercih edenler çoğunlukta çünkü benzin ucuz. Peki ya uzak mesafelerde çalışanlar? Mecburen raylı sistem kullanıyorlar ve maalesef bir kişinin bir yıl boyunca işine gidip gelmek için raylı sisteme ödediği para bir araba parasına denk geliyor. Gel de bu ne yaman çelişki deme! Bir de üstüne, Aralık seçimlerinden sonra iktidar partisi Conservative’in yaptığı zamlar gelince, halk isyanda!

Benzin ucuz olur da otomobiller ucuz olmaz mı? Otomobillerde ucuz. Otomobil fiyatlarını Türkiye üzerinden giderek anlatırsak eğer şöyle örneklendirebiliriz;  Türkiye’de, muteber bir şirkette işe başlayan genç bir profesyonel, araba almak için, eğer kenarda birikmiş parası yoksa veya ailesi tarafından desteklenmiyorsa, maaşından önemli bir miktar kredi ödeyerek bir kaç yılda o krediyi bitirip araba sahibi olabiliyor. Aynı genç İngiltere’de olsaydı, bir kaç aylık maaşıyla istediği gibi bir arabayı eğer 2. El ise peşin, sıfır kilometre ise uygun leasing koşullarıyla 4-5 ay içinde alabilecekti. Araba fiyatları o kadar uygun anlayacağınız.

Öte yandan, Türkiye’de araba aldın mı, bir yere gitmeden önce ne kadar benzin koyacağını düşünürsün ve çoğu zaman toplu taşıma araçlarını kullanmayı tercih edersin. İngiltere’de ise durum tam tersi. Bir yere arabayla gitmek, toplu taşıma ile gitmekten daha ucuz olduğu için, çoğunluk arabayı tercih ediyor. Yollar, kurallar, yayalar ve şoförler trafik konusunda çok iyi eğitildikleri için de trafikte olmak “korkunç” bir duruma dönüşmüyor. Direksiyon simidinin sağda olduğunu unutmazsan tabi.

İngiltere’de arabayla yola çıkmadan önce benzin parasını değil, otopark seçeneklerini düşünüyorsun. Londra gibi büyük metropollerde, eğer bir yere arabayla gidiyorsan, sadece en iyi fiyata nerede otopark bulacağına bakıyor, gideceğin yere en yakın en ucuz otoparkı seçip yola çıkıyorsun.Türkiye’de kimsenin yola çıkmadan önce Google’da arama yapıp,otopark seçenekleri arasından fiyat mukayesesi yaptığını sanmıyorum.Zaten yapmaya kalksa otopark yerleri, fiyatları, çalışma saatleri gibi bilgilerin arama motoruna yüklenmiş olacağını da düşünmüyorum..Türkiye’yle mukayese edildiğinde “Yaman Çelişkiler Ülkesi” İngiltere’de, “ulaşım maliyetleri“ile ilgili yapılan bir haber ise tüm bunların üstüne “şaka herhalde” dedirtiyor. Habere göre, İngiltere’nin kuzeyinden güneyine gitmenin maliyeti hesaplanıyor ve “arabayla” 50 pound, “uçakla” 90 pound, “trenle” 200 pound harcandığı ortaya çıkıyor. Genel seçimlerin üstünden daha iki ay bile geçmeden, parlamentoda ezici çoğunluğa sahip olan Conservative’lerin çevreci ve vatandaş yanlısı sloganlarını ve vaatlerini unuttuklarını söylemek artık hiç de zor değil. Hem vatandaşı çevreci seçimler yapmaları konusunda heveslendirip, hem de en çevreci ulaşım yöntemlerinden biri olan raylı sisteme bu kadar zam yapmak “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dedirtiyor.

Durum böyle olunca, uzun lafın kısası, İngiltere gibi bir Sosyal Devlet, “halka hizmet” için “aşina” olmadığımız yöntemlerle bana “bu ne yaman çelişki” dedirtmeye devam ediyor.

Birmingham’dan sevgiler...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar
Yazarlar
Website Security Test